07 Aralık 2009 00:00

Özelleştirme saldırısı durdurulmalı

Özelleştirme nedeniyle binlerce işçi işsiz kaldı, “zarar ediyor” denerek kapatılan onlarca kamu işyeri işlevsiz hale getirildi.

Paylaş

Özelleştirme nedeniyle binlerce işçi işsiz kaldı, “zarar ediyor” denerek kapatılan onlarca kamu işyeri işlevsiz hale getirildi. Son 25 yılda özelleştirmeye karşı işçilerin hâlâ direndiği gerçeğine rağmen durdurulamayan bir süreç olan özelleştirme, TMMOB’un düzenlediği “Türkiye’de Özelleştirme Gerçeği 3. Sempozyumu”nda bir kez daha masaya yatırıldı. Sempozyuma sunum yaparak katılan akademisyenler, özelleştirmenin, “krizle birlikte plansız hareket eden küresel sermayenin örgütlü bir saldırısı” olduğunu ifade ettiler.
Sempozyumun “Ülkemizde ve Dünyada Yaşanan Özelleştirmelerin Genel Değerlendirilmesi” başlıklı oturumunda konuşan Prof. Dr. Korkut Boratav, özelleştirmenin niye yapıldığının iyi kavranması gerektiğini söyledi.
Burjuvaziyi denetleyemeyen devletin mali krizi aşabilmek için özelleştirmeye başvurduğuna işaret eden Korkut Boratav, siyasilerin özelleştirme üzerinden büyük vurgunlar ve avantalar elde ettiğini dile getirdi.
Özelleştirmeyle birlikte tüm kamu çalışanlarının patron-işçi ilişkisi içine sokulmak istendiğine dikkat çeken Boratav, “Özelleştiremedikleri kamu kurumlarına da işçi-patron ilişkisi sokulmak isteniyor. Örneğin aile hekimliğiyle, hekim patron, hemşire işçi oluyor. Böylece daha fazla kâr etmek isteyen hekim, hemşireyi daha ucuza çalıştırıyor” diye konuştu.
DÜPEDÜZ GASP
Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Bilsay Kuruç, kapitalizmin son 30 yılda tamamen kuralsız bir biçimde hareket ettiğini ve sistemin en önemli damarlarından birinin özelleştirme olduğunu belirtti.
Kuruç, “Adeta ilkel birikim sürecine yeniden yol alıyoruz. Bilimsel esasa uyan bir tek özelleştirme yok. Kapitalizm doğrusal bir ileri gidiş içinde değil, tam tersine geriye dönüşler yaşıyoruz” dedi. Kapitalizmin küresel saldırısına “neoliberal politikalar” diyerek bilimsel bir ad takılmasını da eleştiren Kuruç, “Özelleştirme de el koyma değil, düpedüz gasptır” diye konuştu. Özelleştirme karşıtlarının, yalnız eskiden kamu işyeri olan fabrikaların kamulaştırılmasını değil, ayrıca yeni kamu işyerleri açılmasını da hedeflemesi gerektiğini ifade eden Kuruç, şunları söyledi: “Eski stratejik noktalarla sınırlı değil, yenilerini yaratan bir mücadele verilmesi gerekiyor.” Özelleştirmeye karşı mücadelenin siyasi ayağının da olması gerektiğini ifade eden Kuruç, kamu yararını gözeten yeni reformlar ve anayasaya ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. İzzettin Önder, sermayenin emek sömürüsüyle yetinmediğini, tüketiciyi de satarken sömürdüğünü dile getirerek, kapitalizmin dünyayı pazarı haline getirdiğinin altını çizdi. “Vergi toplama, savunma, çöp toplama, aklınıza gelebilecek her kamu hizmeti de özelleştirilerek satılmaya başlandı” diyen Önder, emek cephesinin sermayeyi korkutacak eylemler yapması gerektiğini ifade etti.
EMEĞİN POLİTİKASI OLUŞTURULMALI
“Yaşanan Küresel Ekonomik Kriz Karşısında Yeniden Kamu Girişimciliği” oturumunda konuşan Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Konukman da, 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikalarının hangi parti iktidar olursa olsun değişmediğine atıfta bulundu. Kriz karşısında kısa vadede kamunun öncülüğünde planlı bir kalkınma stratejisi hazırlanması gerektiğine işaret eden Konukman, uzun vadede ise sermaye hareketlerini kontrol edici bir yapıya ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Kamunun mutlak öncülüğünde, bölgesel gelişmeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Konukman, işçi sınıfının, vereceği mücadeleyle emeğin politikasını oluşturmasının şart olduğunu söyledi.
Kapitalist devletin her zaman sermaye birikimi içinde var olacağını söyleyen İktisatçı Mustafa Sönmez, özelleştirmeyle birlikte devletin ekonomiye olan müdahalelerinin anlam değiştirdiğini belirtti. Sönmez, krizle birlikte devletin yeni bir rol üstlendiğini vurgulayarak, her ulusal kapitalistin kendi devletinin yardımına başvurduğunu ifade etti. “Önemli olan müdahalelerin hangi sınıf tarafından yapıldığıdır” diyen Sönmez, kapitalist sınıfın yönlendirdiği bir devletin yapacağı müdahalelerle halkın yoksulluk, işsizlik sorununun çözülemeyeceğini dile getirdi.
Özelleştirmeyle “istihdamın artacağı”, “işsizliğin azalacağı” gibi gerçek dışı vaatlerde bulunulduğunu ifade eden Sinan Sönmez ise krize karşı özelleştirilen işyerlerinin kamulaştırılmasından öte yeni mücadele yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Sönmez, “Hükümetler değişse de yaşanan işsizlik ve yoksulluğun artması, özellikle son yirmi yıldır kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinden kaynaklanıyor” diyerek, muhalefet partilerinin programlarında özelleştirmelere karşı mücadeleden bahsedilmediğinin altını çizdi.
Emekçilerin haklarının Demokratik Açılım’da yer almamasını da eleştiren Sönmez, özelleştirmelere karşı direnişin siyasal platforma yansıtılmasının önemli olduğunu ifade etti. (Ankara/EVRENSEL)
Şiar Can Şener - Derya Kaya
ÖNCEKİ HABER

1 kuruşluk borcu 300 lira olarak ödetiyorlar

SONRAKİ HABER

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: Seçilerek aklanamazsınız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa