Hükümetin umurunda mı?

Hükümetin umurunda mı?

Sağlıkta uygulanan politikalar ve ekonomik kriz, Gaziantep’te halkın yaşamını tehdit ediyor.


Sağlıkta uygulanan politikalar ve ekonomik kriz, Gaziantep’te halkın yaşamını tehdit ediyor. Bir tarafta 10 TL’lik ilacı alırken eczaneye 31 TL ödemek zorunda kalan, işsiz ve parasız olduğu için bir lirayı bile borca yazdıran emekçiler; bir yanda, devletin tahsildarı durumuna düşen, vatandaşla karşı karşıya gelen ve uzun orta vadede iflasa sürüklenen eczacılar; bir yanda da performansa dayalı ücretlendirilen ve yarınından endişelenen sağlık çalışanları... İşte AKP Hükümeti’nin sağlıkta dönüşüm politikasının Gaziantep’te ortaya çıkardığı tablo!
Hükümetin sağlık politikalarının acı reçetesi, uzun zaman geçmesine gerek kalmadan kendini göstermeye başladı. Ortaya çıkan yıkım tablosunu görmek için 1-2 vatandaşa, bir sağlık çalışanı veya eczacıya kulak vermek yeterli oluyor; bir dokunan, bin ah işitiyor.
‘SAĞLIK ÇALIŞANLARI YARINI DÜŞÜNÜYOR’
Sağlıkta dönüşüm uygulamalarının etkilerini sorduğumuz SES Gaziantep Şube Başkanı Behçet Eşkili, sağlık çalışanları açısından olayı kısaca özetliyor: “Gaziantep işçi ve emekçilerin olduğu bir kent. Asgari ücrete, hatta altında maaşla çalışan kişi çok fazla. Krizden dolayı işini kaybeden çok fazla insan var. 1 Ekim’den itibaren muayene katkı paylarının artırılması, polikliniklerde muayene olan hasta sayısının yüzde 50’ye düşmesine neden oldu. Bu durum sağlık çalışanlarını olumsuz etkiliyor.”
“Çünkü hükümet, 2005 yılından beri performansa dayalı ücretlendirme uyguluyor. Yani sağlık çalışanlarının alacağı ücret muayene olan hasta sayısına bağlı” diyen Eşkili, bu yanlış uygulamaya başından beri karşı olduklarını dile getiriyor. Eşkili, “Çalışanlar ‘yarın ne olacağız’ diye huzursuzlar, emeklerinin karşılığını alamama durumuyla karşı karşıyalar. Kamu Hastaneleri Birliği Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle bu durum çok daha kötüye gidecek. Sağlıkta dönüşüm uygulamalarından bir an önce vazgeçilmelidir. Tek çözüm yolu budur” diyor.
‘TASARRUFU SAĞLIKTA YAPAMAZSINIZ’
Hükümetin uygulamalarından olumsuz etkilenen bir diğer kesim ise eczaneler. 4 Aralık’ta seslerini duyurmak için bir günlük kepenk kapatma eylemi yapan eczacılar, hükümetin bu uygulamalarda ısrar etmesi durumunda iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını söylüyorlar. Gaziantep Eczacılar Odası Başkanı İrfan Demirci, hükümetin 2005’te uygulamaya başladığı politikaların devletin sağlığa yaptığı harcamayı artırdığını, bunun sonucunda IMF’nin de dayatmalarıyla sağlıkta tasarruf yoluna gidildiğini hatırlatıyor.
‘ECZANELER VEZNE DURUMUNA GETİRİLDİ’
2005 yılından sonra Türkiye’de hastaneye yapılan başvuruların kişi başına yılda 2’den 7’ye yükselmesinin ‘halkın sağlık standardının yükseltildiği’ şeklinde propaganda edildiğini söyleyen Demirci, “Siz bunu yaparken bir taraftan da halkın önüne sağlığa ulaşmada parasal engeller koyarsanız, sağlık standardı yükselmiş olmaz. Muayene katkı paylarıyla yapılmaya çalışılan budur” diyor. Hükümetin ilaç indirim oranlarını yükselterek ilaç firmalarına ödenen parayla devletin karşıladığı kısmı arasındaki oranın büyümesine neden olacağını söyleyen Demirci, arada kalan kısmın vatandaştan alınacağını, bunun da eczaneler üzerinden yapılmaya çalışıldığını vurguluyor. Demirci, “Eczacıların görevi vatandaşa danışmalık hizmeti vermek ve ilacını temin etmek. Eczanelerin banka veznesi gibi haktan tahsilat yapan bir duruma getirilmesi yanlıştır” diyor.
PARAN VARSA!..
İlaç alırken karşılaştığımız Yüksel Daltaban, “Vatandaş bu parayı nereden bulacak hiç düşünüyorlar mı? Vatandaş ölmüş, hükümetin umurunda değil!” diyerek tepkisini gösteriyor. İki TL’lik ilaç için 13 TL hesap çıkarıldığını söyleyen Ali Rıza Durgun da, “Her hastaneye gidebiliyorsunuz diyorlar. Bu doğru, ama paran varsa gidebiliyorsun. Paran yoksa hiçbir hastaneye gidemiyorsun. Hükümetin yaptığı saçmalıktan başka bir şey değil” diyor.
(Gaziantep/EVRENSEL)

‘BİR LİRAYI BİLE BORCA YAZDIRAN VAR’
Gaziantep Eczacılar Odası Genel Sekreteri Vildan Kamacı Dağsüren, 10 TL’lik bir ilacı almak isteyen bir hastadan, birikmiş muayene katılım paylarıyla beraber 31 TL istemek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Dağsüren, işsizliğin çok olduğu bir emekçi semtinde nasıl eczacılık yaptığını şöyle anlatıyor: “Düne kadar ilacının bedelini ödeyebilen insanlar şimdi ödeyemez duruma geldi. Vatandaş kucağında çocuğuyla geliyor. Çocuk hasta, ilaç almak istiyor ama cebinde 1 TL’si olmadığı için bir liralık ilacı borca yazdırıyor. Çoğu zaman o 1-2 liranın geri gelmeyeceğini bile bile ilacı veriyoruz. Vicdan muhasebesi yapınca vermek zorunda hissediyoruz kendimizi.”
Abdullah Çiloğlan
www.evrensel.net