08 Aralık 2009 05:00

DEMOKRASİ SINAVI

DTP hakkında açılan kapatma davası gözleri Anayasa Mahkemesi’ne çevirdi.

Paylaş

DTP hakkında açılan kapatma davası gözleri Anayasa Mahkemesi’ne çevirdi. AKP kapatma davasında, tercihini parti kapatmamaktan yana kullanan Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesi DTP hakkında verecekleri kararla önümüzdeki günlerde nasıl gelişmeler yaşanacağını da belirleyecek.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği’ gerekçesiyle temelli kapatılması talebiyle DTP hakkında açtığı davayı, bugün esastan görüşecek. Başsavcılık, 221 DTP milletvekilinin Meclis üyeliklerinin düşmesini ve vekillerin yargılanmalarını da talep ediyor. AKP kapatma davasında, ‘Siyasi partilerin demokratik yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu’ belirterek, kapatma davasını reddeden Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinin DTP için ne karar vereceği merak konusu.
AKP’ye karşı açılan kapatma davasında “kapatma” yerine, “hazine yardımının” kesilmesine karar veren Anayasa Mahkemesi, DTP hakkında “Bölücü faaliyetlerin odağı haline geldiğine” karar vermesi halinde parti hazine yardımı almadığından kapatma yaptırımını uygulayabilecek. Anayasa Mahkemesi’nin iki yıldır rafta bekleyen DTP davasını gündemine alması ve “Siyasi partiler kapatılmasın” diyen, bu konudaki akademik çalışmaları ile tanınan raportör Osman Can’ı AKP davasında görevlendirirken bu davada süreç dışında bırakması da dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi, bugünkü oturumda Kürt politikasına ilişkin tavrını belirleyecek. DTP hakkındaki kapatma davasını görüşecek olan Anayasa Mahkemesi’ni hayli zorlu bir süreç bekliyor.
ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKİCİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 2007’de DTP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme’nin iddianameyi kabul etmesiyle süreç başlamış; DTP 2008 mayıs ayında savunmasını sunmuş; Yalçınkaya da haziranda Mahkeme’ye açıklamada bulunmuştu. DTP eylülde sözlü savunmasını yapmış; görüşünü hazırlaması için dosya raportöre verilmişti. Üç raportörün hazırladığı raporda da ‘Kapatılsın’ yönlü görüş bildirilmişti. Daha önce Anayasa Mahkemesi Üyesi Sacit Adalı, davanın temmuz ayında karara bağlanacağını açıkladı. Türkiye’nin ‘AKP açılımını’ tartışmaya başladığı ekim ayında Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bu kez raporun tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Aradan geçen iki ayda da herhangi bir hareketlilik yaşanmadı. Uzun süredir bekleyen dosyanın mahkeme tarafından AKP’nin ‘açımı politikasına’ DTP’nin eleştirilerinin arttığı bir dönemde gündeme getirilmesi soru işaretlerine neden oldu.
DTP davasının tarihi kadar raportör seçimi de dikkat çekici. Yüksek Mahkeme’de en önemli siyasi parti davalarına bakan son olarak da AKP hakkında açılan kapatma davasının raportörü olan Osman Can, DTP için görevlendirilmedi. Siyasi partiler hakkında akademik çalışmaları bulunan Can, siyasi partilerin kapatılmaması yönündeki görüşleri ile tanınıyor. Can’ın DTP’nin kapatılması çalışmalarında görevlendirilmemesi de dikkat çeken başka bir nokta.
İKİ SEÇENEK!
Başsavcı DTP’nin Anayasa’nın 69. maddesi uyarınca temelli kapatılmasını istiyor. Anayasa’nın 69. maddesi, kapatma yaptırımının yanı sıra alternatif cezalar da sunuyor. Bu madde kapatma yerine ‘Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılma’ yönünde de kara verebilir. Bu durum AKP için uygulanmıştı. Parti ‘Laiklik karşıtlığının odağı olarak’ nitelendirilmiş kapatma yerine hazine yardımlarının kesilmesine karar verilmişti. Ancak bu durumun DTP için uygulanması pek mümkün gözükmüyor. Çünkü DTP hazine yardımı alamıyor. Bu nedenle mahkemenin önünde yalnızca iki seçenek var; Kapatma yada kapatmama. Kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asil üyesinin en az 7’sinin oyu gerekiyor.
(HABER MERKEZİ)

TÜRK: ‘SEÇİMLERE DE KATILMAYIZ’

DTP PM’nin olağanüstü toplantısı sonrasında DTP eş başkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna, kararlarını açıkladılar. Türk, “kapatılma ve Meclis gruplarının düşürülmesi durumunda Meclis’te olmayacaklarını” açıkladı. Türk, aynı şeyin belediye ve il genel meclisi üyeleri için de söz konusu olduğunu ifade ederek, seçimlere katılmayacaklarını da söyledi. Şimdi faturanın, ‘DTP bunu yapmadı, etmedi, beceremedi’ gibi bir mantıkla, kendilerine çıkarılmak istendiğini belirten Türk, “Halkımızın özgürlük talebini, hangi projelerle çözüleceğini biliyoruz. Onun için halkımızın talepleri doğrultusunda hareket ettik” dedi. Kapatma davasının, kendileri için de Türkiye için de önemli bir dava olduğunun altını çizen Türk, parti olarak bütün kurulları ile bir araya geldiklerini ifade etti. “DTP’nin kapatılması, grubunun düşürülmesi, etkisiz hale getirilmesi durumunda, parlamentoda bulunmanın artık bir anlamı, bir katkısı olmayacağı anlayışına vardıklarını belirten Türk, belediye başkanları ve il genel meclisi üyeleriyle yaptıkları istişarelerde de bulunduklarını söyledi. Türk, arkadaşlarının kendilerinin alacağı karara uyacaklarının altını çizerek, koşullar ne olursa olsun bu ülkede barışa, ortak akla ihtiyaç olduğunu söyledi. Türk, grupları düşer Meclis de seçime giderse, bağımsız aday olarak da seçimlere katılmayacaklarının altını çizerek, “Böyle bir seçime katılmayacağız” dedi. PKK ve Öcalan’ın Kürt halkı için önemli olduğunu söylediklerini, buna karşı çıkanların da kabul ettiklerini belirten Türk, “Öyle olmasaydı, 5 milyon dolara bir cezaevi yaparlar mıydı?” dedi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de genel merkezden ayrılırken gazetecilerin ‘belediye başkanları da mı sine-i millete dönecek’ sorularına “Biz zaten halkın içindeyiz. Siyaset etiği gereği Genel Merkez’in alacağı karara bakıyoruz Ona göre davranacağız” dedi.

AKP DAVASI REDDEDİLMİŞTİ
Anayasa Mahkemesi üyeleri, 14 Mart 2008 tarihinde AKP hakkında ‘Laikliğe karşı eylemlerin odağı haline geldiği’ gerekçesiyle açılan davayı, 30 Temmuz 2009 tarihinde karara bağladı. Başbakan Erdoğan ve bakanlar hakkında siyasi yasak istenen davada, Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç, davanın reddedilmesini istemiş, 6 üye kapatılmasından yana oy kullanmıştı. Anayasa Mahkemesi üyelerinden bazı üyelerin ‘kapatma yerine devlet yardımı kesilsin’ talebinde bulunduğu dava, reddedilmişti. Kapatılma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 7 üyesinin kapatma yönünde oy vermesi gerekirken, AKP’nin kapatma talebinin reddedildiği davada, mali yardımın kesilmesi kararlaştırılmıştı. AKP’nin kapatılması davasının reddi kararının gerekçesinde şöyle denilmişti: “Kimi gerekçelerle farklı düşüncelerin siyasal yaşama yansıtılmasının engellenmesi demokrasiyle ve temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmaz, çatışan fikirlerin ürünü siyasi partilerin bu fikirleri tartışmaya açmaktan yoksun bırakılması ve başka yollarla tehlike savma refleksi demokratik siyasetle çelişki oluşturur.. Dolayısıyla siyasi partilerin hem sayısal olarak ve hem de program yönünden çoğulculuğunun sağlanması, demokratik meşruiyet için zorunludur...


TÜZEL: ÇÖZÜM KÜRTLERİ MUHATAP ALMAK

Bugün görülecek olan DTP davasına ilişkin bir açıklama yapan Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, “Çözümün yolu, DTP’yi kapatmaktan değil Kürtleri muhatap almaktan, Türkleri barışa hazırlamaktan geçmektedir” dedi.
Yılın son ayında barış ve özgürlük taleplerinin üzerinin gerginlik, ezme ve tasfiye politikalarıyla örtüldüğünü dile getiren Tüzel, “Barış gruplarının gelişi üzerinden kopartılan fırtına, TBMM’deki genel görüşmede Dersim katliamına yapılan atıflar, artan sokak linçleri, konvoylara ve parti binalarına saldırılarla ilerleyen süreç ve hükümetin yaklaşımı, sorunları daha da artırıyor. İmralı Cezaevi gerginliği ve DTP kapatma davasının öne çekilerek görülmesi, AKP’nin Demokratik Açılım hamlesindeki niyet ve hesaplarını açığa çıkarmış bulunuyor” dedi.
Tüzel, “Nitekim gerek iktidarın bu söylemleri, gerekse milliyetçi muhalefetin kışkırtıcı yakıştırmaları, direnç gösteren Kürtlerin üzerine şiddetle gidilmesine yol açmakta; Türk ve Kürt kardeşliği, birlik duyguları darbelenmektedir” dedi. “Kürt siyasi güçlerinin tasfiyesine dönüşen bu süreci gören ve Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarındaki değişimi de bu çerçevede değerlendirerek tepkilerini sokaklarda gösteren DTP ve çevresindeki Kürt halk güçlerine uygulanan şiddet, Diyarbakır’da bir gencin ölümüne yol açmıştır” diyen Tüzel, “Artık çok daha açık görülmektedir ki AKP iktidarı, demokratikleşme hamleleri olarak görülmesini hesapladığı bu açılım tartışmalarında ‘Terörle halkı birbirinden ayırıyoruz’ söylemleriyle Kürtleri muhatap almayarak, muhalefeti, özellikle de DTP’yi etkisizleştirme üzerinden seçim politikası yürütmektedir. Böylelikle “çözülen” Kürt sorunu olmayacak ama Kürt ulusal hareketinin direnç unsurları olacak; AKP de demokrasi ve barış isterken, kendince buna karşı çıkanlarla mücadele ediyor görünecek” ifadelerini kullandı.
Tüzel, AKP Hükümeti’nin, bu tutumuyla ve göz yumduğu milliyetçi bölücü muhalefetin katkılarıyla ülkeyi ciddi ve yükselen tehlikeli bir sürece taşıdığı uyarısında bulundu. Tüzel, bu çözümsüz burjuva politik hesapların, AKP’nin sonunu da hazırlayarak, edindikleri sahte itibarı da yok edeceğini söyledi. “Bu sancılı süreçte halkın demokrasi, barış ve çözüm iradesi, beklentisi zayıflamamış, aksine yükselmiş ve daha da güçlenmiştir” diyen Tüzel, “İktidar, Kürtsüz ya da Kürtleri teslim alarak sorun çözme siyasetinden vazgeçmelidir. Kürtlerden ‘suskunluk’ beklemek yerine, Kürtlerin eşit haklar talebine ve özgürlüklerine saygı duymak doğru tutum olacaktır” şeklinde konuştu. DTP’yi kapatmak ya da siyasi operasyonlarla etkisizleştirmenin, terörle ilişkilendirerek muhatap almamanın, barışa ve çözüme hiç yaklaşmamak anlamına geleceğini ifade eden Tüzel, hükümetin Kürtleri ve DTP gibi siyasi güçleri muhatap almanın yanında Türk halkını barışa, eşit haklara ve demokrasiye kazanacak bir söylemi benimsemesi gerektiğini söyledi.
(İstanbul/EVRENSEL)


KAPATMA KAOS GETİRİR

DTP’nin kapatılmasını karşı çıkan kitle örgütlerinin temsilcileri kapatma kararının demokrasiyi askıya alma kararı olacağını belirtti. DTP’nin kapatılmasının barışa katkı sağlamayacağına dikkat çeken temsilciler, Türkiye’nin böyle bir kaosa katlanma zorunda olmaması gerektiğine işaret etti.
* Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı Şebnem Korur Fidancı: Siyasi partilerin kapatılması demokrasiye aykırı bir durumdur. Parti kapatma demokrasinin askıya alınması anlamı taşır. AKP’nin davasında birileri tepki gösterdi. Ancak şimdi susuyorlar.
TTB Genel Başkanı Gençay Gürsoy: DTP’nin kapatılması açılım sürecinde boyutları tahmin bile edilemeyecek sorunlar getirecektir. Umuyorum ki, yüksek yargı ve siyasetçiler bu konuda demokrasiden yana bir tavır almalılar.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: Parti kapatmaları doğru bulmuyoruz. Demokrasinin bütün kurumlarıyla işlediği bir Türkiye yaratılmalıdır. Türkiye artık bu sorunu aşmalıdır.
TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı: Türkiye’de siyasi partiler, her ne nedenle olursa olsun kapatılmamalı. Bu kapatma davası Türkiye demokrasisine vurulacak en büyük darbedir. Özellikle de Kürt sorununun tartışıldığı bir dönemde bunun gündeme gelmesi kaygı verici.
KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek: DTP’nin kapatılması Türkiye’nin içine kapatılması ve savaş politikalarının egemen olması anlamına gelir. Demokratikleşmenin yara alması söz konusu olacaktır. Bu Türkiye açısından büyük bir kayıp olacak.
* Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Alataş: Kürtlerin en fazla oyunu alan bir partinin eylemleri suç unsuru olarak görülmemeli. Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi aksi bir karar vermez.
* İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan: Seçmen iradesinin tecellisine bir mahkemenin ket vurması demokrasilerde kabul edilemez bir husus. Adaletin terazisi burada eşit tecelli etmelidir. Kürtler siyaseten dışlandığı zaman farklı yerlere yönelebilirler.

TMB: DTP KAPATILMAMALI

Türkiye Barış Meclisi (TMB) Sekretaryası yaptığı açıklamada, “Adalet, demokrasi ve barış için DTP kapatılmamalı” dedi.
TBM Sekretaryası DTP’nin kapatılma davasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sorunların demokratik tutumla, hukuksal ve adeletli yakşalımla çözmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğu belirtilen açıklamada, AKP hükümetinin yaşanan olaylar karşısında gösterdiği tutumdan dolayı karamsar ve şiddetin egemen olduğu ortama gidildiğini söyledi.
Kürt sorunun inkar ve şiddetten dolayı çözülmediği belirten açıklamada, halkın seçilmiş temsilcilerin yok sayıldığına dikkat çekildi. Daha öncede Kürt sorunun demokratik çözümünde sorumluluk üstlenmiş olan siyasal partilerin de kapatıldığı hatırlatılan açıklamada,
“AKP hükümeti tarafından Kürt halkının temsiliyetini sağlamış bir siyasal hareket, demokratik zeminden tasfiye edilmek isteniyor” denildi. DTP’nin kapatılması durumunda Türkiye’nin kaybedeceği belirten açıklamada, tüm demokrat, hukukta barıştan yana olan kişi ve kesimleri gelişecek hukuksuzluğu engellemek için çaba göstermeye çağrıldı. (HABER MERKEZİ)
ÖNCEKİ HABER

Aydın Erdem toprağa verildi

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa