SAĞLICAK

SAĞLICAK

  • Türkiye gündemi o kadar yüklü ki toplumun tüm kesimleri diken üstünde. Her kesimin kendi sorununu gündem yapmaya çalıştığı bir dönem yaşıyoruz.


    Türkiye gündemi o kadar yüklü ki toplumun tüm kesimleri diken üstünde. Her kesimin kendi sorununu gündem yapmaya çalıştığı bir dönem yaşıyoruz. Bu defa doktorlar ve mühendisler üzerinden tüm çalışanları ilgilendiren sorunlar yumağını sizlere kısmen aktarmak istiyorum.
    Çalışma Bakanlığı, 2003 yılında üç yönetmelik çıkartmıştı; birincisi “İş Sağlığı ve Güvenliği”, ikincisi “İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimleri”, üçüncüsü ise “İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanlar” hakkında. Bu yönetmelikler Danıştay tarafından kısmen ya da tümden iptal edildi.
    Bakanlık tarafından, meslek örgütleri ve sendikalarla birlikte Danıştay da hiçe sayılarak bu üç yönetmelik yerine “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik” çıkartıldı. Daha önce Danıştay’ın iptal ettiği maddeleri içeren yeni yönetmelik, Avrupa Birliği “uyum süreci” çerçevesinde piyasa koşullarını ve sağlıksızlığı öngörüyor.
    Bu alanda kamu yararına olmayan düzenlemelerle ilgili hukuki mücadeleye Türk Tabipleri Birliği öncülük ediyor ve tabii olarak mücadeleyi sürdürürken emek ve meslek örgütlerini de yanında görmeyi arzuluyor. Yargı sürecinde TMMOB ve DİSK’i ‘taraf’ olarak görmek mümkünken, Türk-İş ve Hak-İş’in ‘tarafsızmış gibi’ tavrı, esasen işveren tarafında yer almak anlamına geliyordu.
    İşçi-işveren çıkar çatışmasında riyakar tutumunu sürdüren Çalışma Bakanlığı ve sadakatte kusur etmeyen bürokratları işverene karşı sorumluluklarını yerine getirmeye devam ediyor. İşveren örgütleriyle sürekli paslaşarak yol alıyorlar.
    Hukukun işveren lehine esnekleşmesiyle yeni düzenlemeler, kamu yararına değil alenen sermayeyi güçlendirmeye yönelik yapılıyor. Yürürlükteki tüzükler devreden çıkartılıyor, yasada veya tüzükte olması gereken yaptırımlar yönetmelik düzeyinde hazırlanıyor.
    İş Yasası tüm işyerlerinde işverenleri işçilerin sağlığını ve güvenliğini korumak, mesleki risklere karşı eğitim ve bilgi verilmesi dahil gerekli her türlü önlemi almak, organizasyonu yapmakla yükümlü hale getiriyor. İlgili yönetmelik de işyeri hekimi ile iş güvenliği uzmanının görevlerini ‘mükemmel’ olarak belirlemiş!..
    Buraya kadar her şey güzel! Peki ya kötü tarafı?
    İş Yasası, 50 işçi sayısını aşan işyerleri için işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetini tanımlıyor. Türkiye’de 50 işçi sınırını aşan kayıtlı işyerlerinde toplam işçi sayısının yüzde 42’si istihdam ediliyor. Toplam kayıtlı işyerlerinin yüzde 2’sinde işyeri sağlık birimi kurma zorunluluğu var. İş güvenliği hizmeti ile ilgili durum daha da vahim; 50 işçi sınırını aşan ve sanayiden sayılan işyerlerinde, iş güvenliğine ‘gereksinim’ duyuldu. Özetle, ülkede tam bir vahşet yaşanırken ‘çalışanın’ bakanlığı, durumu içine sindirmeden de öte vahşi kapitalizmin dümen suyunda yeni planlar yapıyor.
    Yeni yönetmelik “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi” kavramının kapsamını daha da daralttı; koruyucu ve önleyici hizmetler “dışarıdan uzman kişi veya kuruluşlara” havale edilirken, bilinçli ifadelerle “işyeri hekimi” ve “iş güvenliği uzmanı” kavramları yok sayıldı. Hizmet, işyerinde verilen değil “dışarıdan satın alınan” konuma getirildi. Bakanlık, serbest piyasa koşullarında oluşturulacak “ortak sağlık ve güvenlik birimleri” aracılığıyla hizmet alınabileceğini belirtiyor. Daha önce en az 50 işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hemşiresi veya sağlık memuru çalıştırma, 200’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde ikinci hemşire/sağlık memuru çalıştırma zorunluluğu vardı. Yönetmelik bu kavramları defterden sildi.
    İşyeri hekiminin çalışma süreleri işçi sağlığını doğrudan ilgilendiriyor. Daha önce bu süre ayda işçi başına 15 dakika hesabı ile yapılırken, yeni düzenlemede süre işin ağırlığına göre 3-9 dakikaya kadar iniyor. Bir örnek vermek gerekirse, çok tehlikeli bir işyerinde daha önce tam gün yani günde 9 saat çalışması gereken işyeri hekimi, yeni düzenlemeye göre aynı işyerinde günde 2 saat çalıştırılacak.
    Yönetmelik, ağır ve tehlikeli işleri önce az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak 3 risk grubuna ayırıyor. İşyerlerini de 500’den az, 500-750, 750-1000 ve 1000’den fazla işçisi olan yerler olarak yeniden tasnif ediyor. Hafif işlerde 1000, orta işlerde 750, ağır işlerde 500 işçi sınırını aşmayan işyerlerinde, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğunu kaldırıyor.
    Yasa, 50 işçi sınırını geçen işyerleri için yükümlülükler getirmesine rağmen; 50-500 arası işçi çalıştıran işyerleri, piyasadan hizmet almaları durumunda birçok yükümlülükten kurtuluyor. 500-1000 arası işçi çalıştıran işyerleri ise tehlike durumuna göre hizmeti dışarıdan alabiliyor. Bu hesabın Çalışma Bakanlığı istatistiklerine göre bir de rakamsal boyutu var. Türkiye’de toplam yaklaşık 1 milyon 500 bin işyeri varken, bu işyerlerinin yarısı kayıt dışı faaliyet gösteriyor. Yönetmelik, 207 işyeri için işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu getiriyor, 630 işyeri için zorunluluk tehlike durumuna göre değişiyor. İş güvenliği uzmanı için bu rakamlar daha da aşağılarda…
    Bir başka durum da “İşyeri Hekimi” ve “İş Güvenliği Uzmanı” sertifikası verme yetkisiyle ilgili. Evlere şenlik bu konuyu da bir sonraki yazıda değerlendirmek üzere…
    CELAL EMİROĞLU
    www.evrensel.net