ARASIRA

ARASIRA

  • Yazının başlığında niye bu soruyu sorduğumuzu hemen izah edelim: EMO Adana Şubesi, örgütlü olduğu bölgede enerjiyle ilgi yürüyen tartışmalar nedeniyle Hatay’da bir enerji forumu düzenleme ihtiyacı hissetti


    Yazının başlığında niye bu soruyu sorduğumuzu hemen izah edelim: EMO Adana Şubesi, örgütlü olduğu bölgede enerjiyle ilgi yürüyen tartışmalar nedeniyle Hatay’da bir enerji forumu düzenleme ihtiyacı hissetti. Böyle bir “enerji forumunun” düzenlenmesi oldukça yerinde bir karardı. Çünkü, daracık bir alanda bir düzineden fazla termik santral kurma başvurusu bulunmaktadır. Bunların bazıları için gerekli yasal izinler alınmış ve santraller kurulma aşamasına gelmiştir. Ama hemen başta şunu söyleyelim; forumda ülkedeki enerji politikalarının dışa bağımlılığı ve yanlışlığından, uluslararası enerji tekellerinin istilasından bolca söz edildi. Ama bu sözleri sarf eden katılımcılar, hemen kapımızdaki tehlikeyle ilgili bir tutum belirleme konusunda isteksiz ve kararsız davrandı. İşte onun için biz bu soruyu sorma ihtiyacını hissettik.
    Ne yazık ki Samsun Çarşamba Ovası’na kurulması planlanan termik santrallere karşı mücadelenin sözcülüğünü yapan Mühendis Metin Telatar ve EMO İskenderun Temsilcisi Nazım Çulha hariç, hemen hemen katılımcıların çoğunluğu “Ülkemizin enerjiye ihtiyacı var” gerekçesine dayanarak, kurulması planlanan santralleri pratikte “savunan” bir tutum takındılar.
    Oysa forumda tartışılması gereken somut bir durum vardı. İskenderun Körfezi çevresinde 16 termik santral kurulması planlanıyor. Ve bunların dördü için lisans alınmış durumda. Bu gelişme karşısında EMO’nun fikri ve tutumu ne olacak?
    Madem ki odamız forum düzenlemeyi ve tartışmayı uygun buldu, biz de buradan Evrensel gazetesinin sayfalarında bu tartışmayı sürdürmeyi planlıyor ve oda üyesi mühendisler başta olmak üzere ziraatçıları, üreticileri, kısacası ilgilenen herkesi fikirlerini açıklamaya çağırıyoruz.
    İşte bu somut durumla ilgili forumda en somut fikri, İskenderun Sanayi Odası eski Başkanı Bülent Bozdoğan ve 30 yıldır termik kuran, kendisini de “termik sever” olarak tanımlayan Makine Mühendisi Haluk Direskeneli koydu. Net bir şekilde “Termik santral kurulmalıdır” dediler. Bu görüşlerini, ortaya çıkacak çevre felaketini bir tarafa bırakarak “Sanayimizin ihtiyacı var, nasıl olsa kurulacak, yabancılar yerine bizim şirketler kursun” gerekçelerine dayandırdılar.
    Biz açık ve net bir şekilde söylüyoruz; başta Erzin’de olmak üzere halkın her fırsatta tepki gösterdiği “termik santraller, İskenderun Körfezi’ne kurulmamalıdır”. Çünkü:
    Birincisi; demir-çelik fabrikaları, haddehaneler, limanlar, çimento fabrikası başta olmak üzere bölgede toprağı, havayı, suyu kirleten fazlasıyla etmen vardır. Bütün bu işletmeler bir yana, İskenderun Körfezi’nde kurulu bulunan Sugözü Termik Santrali başlı başına çevre faciası yaratmıştır. Santralin yarattığı tahribat, Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi raporlarıyla tescillidir.
    İkincisi; EMO’nun görüşlerinin aksine, “termik santrallerde” yerli yakıt değil tamamen dışarıdan ithal edilecek kömürle veya doğal gaz kullanılacaktır. Bugün Yumurtalık’ta faaliyet gösteren Sugözü Termik Santrali, Güney Afrika ve Avustralya’dan ithal edilen kömürle çalışmaktadır. Kaldı ki, İskenderun Körfezi’nin yerli veya yabancı yakıtla tahrip edilmesinin bizce çok da bir önemi yoktur.
    Üçüncüsü; santraller ülkenin ihtiyacı nedeniyle değil, uluslararası sermayenin kâr amaçlı yatırımları düşünülerek yapılmaktadır.
    Dördüncüsü; diğer etkenler bir yana, coğrafik olarak dağların hemen denize paralel bir şekilde yükselmesi nedeniyle bile İskenderun, termik santrallerin ve ağır sanayinin kurulmasına uygun değildir. Bu coğrafik yapı, kirliliğin çok dar bir alanda yoğunlaşmasına sebep olmaktadır.
    Evet, EMO Adana Şubesi il ve ilçe temsilcilerinin bu konuda net bir tavır takınmasını bekliyoruz. Adana EMO safını belirlemelidir; İskenderun Körfezi’ne kurulması planlanan termik santrallerin yanın da mı, karşısında mı?
    * Elektrik Mühendisi
    Mevlüt Bulgur* Ali Karadaş*
    www.evrensel.net