08 Aralık 2009 00:00

Sağlıkta dönüşüm bu değil mi zaten?

4 Aralık’ta yurdun dört bir yanında binlerce eczane kapılarını açmadılar. Sosyal güvenlik kurumunun eczanelere uygulamak istediği yeni fiyat politikasını kabul etmediklerini dile getirip kepenklerini indirdiler.

Paylaş

4 Aralık’ta yurdun dört bir yanında binlerce eczane kapılarını açmadılar. Sosyal güvenlik kurumunun eczanelere uygulamak istediği yeni fiyat politikasını kabul etmediklerini dile getirip kepenklerini indirdiler. Eylem son yılların en kitlesel eylemi olması açısından dikkat çekicidir. Bu nedenle Eczacılar Birliği ve eczacılar önemli bir iş başarmıştır. İktidarların anlayacağı dilden konuşmuştur.
Peki bu eylem neyi ifade etmektedir, bu eylem nasıl okunmalıdır. Bu eylemi sadece eczacılarla SGK arasında bir kavga diye okumak, sağlıkta yaşananları görmemek anlamına gelir. O nedenle gelin hep beraber yedi yıllık sağlıkta dönüşüm programını da göz önüne alarak bu süreci birlikte değerlendirelim.
Sağlıkta dönüşüm süreci çok eskilere dayanmakla birlikte temel uygulamaları AKP iktidarı ile yaşama geçti. Bu sürecin en kritik aşamasını ise SSK hastanelerinin kapatılıp, bu hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması oluşturdu. Sağlık Bakanlığı bu uygulama ile birlikte SSK’lıların artık çok daha kolay sağlık hizmeti alacaklarını ifade ederken, daha çok da SSK’lıların bundan böyle ilaç almak adına kuyruklarda sürünmeyeceklerini, istedikleri eczaneden istedikleri ilaçları alabileceklerini ifade ediyordu.
Gerçekten de yaklaşık 3 yıl SSK’lılar, yeşil kartlılar vb. istedikleri özel hastanelere gittiler, tıp merkezlerini hınca hınç doldurdular, istedikleri eczaneden ilaçlarını aldılar, zaman zaman katkı paylarına yönelik sitemler olsa da, bunu “Bu kadar kusur kadı kızında da olur” diyerek bir bakıma görmezden geldiler.
Bu işleyiş 2008 yılının ortalarında başlayan ekonomik krize kadar böyle sürdü. Krizin giderek derinleşmesi yüz binlerce işçiyi işinden ettiği gibi hizmet sektörünü de derinden etkiledi.
Sosyal güvenlik kurumu açıklamalarıyla, neredeyse haftada bir uygulamaya koyduğu yeni genelgelerle adeta bu sağlık politikalarına dayanamayacağını açıktan açığa bağırıyordu. Bağırıyordu çünkü sosyal güvenlik kurumunun harcamaları sistem açısından dayanılmaz hale gelmiş, sosyal güvenlik kurumunun geliri ve gideri arasındaki fark sürekli açılır olmuştu.
Bu doğrultuda da bu yıl sağlıkta katkı payları yaşama geçirildi. Sağlık ocakları ve aile sağlığı merkezlerine gidenlere bile para ödeme zorunluluğu getirildi. Böylece SGK’nın eli vatandaşın cebine daha çok girdi.
Öte yandan 2010 yılı ocak ayı itibarıyla ilaçta katkı payı arttırıldı. 2010 yılından itibaren ilaçta emeklilerden yüzde 15, çalışanlardan yüzde 30 katkı payı alınacak.
Evet 2005 yılı şubat ayında “SSK’lılar gözünüz aydın istediğiniz eczaneden istediğiniz ilacı alabilirsiniz” diye yola çıkılmıştı. Aralık 2009’da eczacılara siz çok para kazandınız, bundan böyle zarar edebilirsiniz, eczaneleriniz kapanabilir denirken, halka da sağlıkta balayı dönemi bitmiştir, bundan böyle sağlık hizmeti almanın önemli bir bedeli olacaktır denmektedir.
Son 4-5 yıl içinde sağlık harcamaları önemli oranda arttı. Bu çerçevede de sağlık alanında başta eczacılar ve hekimler olmak üzere önemli aktörlere kayda değer ücretler verildi. Bir bakıma bu ücretlendirme modeliyle hekiminden eczacısına yüz binlerce sağlık çalışanının sağlıkta dönüşüm programına aktif karşı çıkışının önüne geçildi.
Şimdi yeni, yeni olduğu kadar programın gerçek yüzünü gösterdiği dönemdeyiz. Bu dönem ulufe dağıtma değil, haraç alma dönemi. Bu dönemde sağlığa cepten ödemeler giderek artacak, bu dönemde sağlık çalışanlarının ücretlerine, iş güvencelerine göz dikilecek, bu dönemde büyük olanlar daha çok kazanacak, küçükler doğal olarak yok olacak.
Sağlıkta dönüşüm bu değil mi zaten?
BÜLENT NAZIM YILMAZ SES Eskişehir Şube Başkanı
ÖNCEKİ HABER

Facebook Evrensel Kültür’de

SONRAKİ HABER

Malatya'da “103 Korkmaz Barış Elçilerimizi Anıyoruz” şiarıyla bir araya gelindi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa