09 Aralık 2009 05:00

UZUN MESAFE

Seksenine merdiven dayayanların yaşam referansları oldum olası ilgimi çekmiştir.

Paylaş

Seksenine merdiven dayayanların yaşam referansları oldum olası ilgimi çekmiştir. Sorması zordur ama evvel zaman yaşlılık algılarını öğrenmek isterim her defasında. Sözgelimi karşı komşum son 10 yıldır yaşını hep doksan üç diye söyler. Nedeni unutkanlık değildir oysa. Ilımlı da olsa şeker hastalığı ve tansiyonu olmasına karşın kısmi destekle evinde yalnız ve sıhhatli yaşamaktadır. Son bayramda yaşam ipuçlarını tekrarladı: “Yıllardır buzdolabımda sakladığım bayat ekmek dışında hamur işi pek tüketmem, sebze ağırlıklı beslenirim.” Yaşlılığını önceden kurgulamakla da övünür her daim. Henüz yaşlanmadan tek katlı, yerden yüksek, yalıtımı iyi yapılmış, güneş enerjisi ve kat kaloriferi olan, oturma odası bolca güneş alan, camın önünde ağacın olmadığı bir ev yaptırmış kendisi için. Neden ağaçsız diye sorulduğunda yaşlanınca ışık az gelir gözlere demişti on yıl önce. Ve son ziyaretimde zamanın onu haklı çıkardığını hissettim; artık gözleri iyi görmüyor.
Yaşı yüzü geçen mahallemizin öğretmen teyzesinin hâlâ yaşama bağlı olduğunu görmek keyif vericiydi. Yanından ayrılınca aklıma diğer seksenlikler düştü; misal Kenan Evren. İzmir, Muğla, Antalya derken birer birer okullardan, alanlardan siliniyor dokunulmaz Türk büyüğünün adı. Hatırlarsanız birkaç ay önce ‘Eğer yargılanırsam intihar ederim’ demişti. Ve o an fark ettim ki yirmi küsur yıldır ülkenin en yoğun hastanelerinden birisinde görev yapmama karşın yaşlı gruptan intihar girişimi ile hastaneye başvuran kimse görmemiştim bu güne değin.
Söz konusu olan seksenli yıllarda meydanlarda halka ayet ve hadisler okuyan emekli bir general olunca onun yaşam referansı olarak bize sunduğu dinin intihara bakışına kısaca göz attım. Ve öğrendim ki intihar edenin cenaze namazının kılınması dahi tehlikede. Diğer nedenleri bir kenara İslam için cehennem gönüllüsü olmak gibi bir şey intihar.
İşte bu noktada kendisine ve danışmanlarına bir çağrım olacak. Bence Kenan Evren ve benzerleri organlarını bağışlamalı, ama diri diri. Madem her şeyi “ülke sevdası” ile yaptığına kendileri dahi inanmamış ve yasal zırh ile dokunulmazlığa ulaşmışlar; öyleyse yaşamının baharında karaciğer, böbrek, göz nakli bekleyenlere gözlerinden birisini, böbreklerinin diğerini ve karaciğerinin bir parçasını vermeleri dışında tıbbi bir kolaylaştırıcılık göremiyorum. Nedenine gelince!
Diyelim ki yargılanma süreci başladı; işte o an mevcut hastalıkları yargı muafiyeti sağlamayabilir. Ama derse ki kalp hastalığı yanı sıra böbreğimin birisi, gözlerimin diğeri ve karaciğerimin arta kalanı yok; bir ihtimal sağlık gerekçesi ile olası ceza alma riskinden kendisini koruyabilir. Hem böylece GATA’yı da töhmet altında bırakmamış olur. Sahi ne demek istemişti Bülent Arınç ‘Gatakulli’ derken?
Sağlıcakla kalın!

...

Sağlık kurul raporları
Okuyanlar bilir. Zaman zaman sağlık kurul raporlarına değinirim. Bugün de bir başka boyutunu paylaşmak istiyorum. Malum sağlıkta dönüşüm süreci sonrası geçtiğimiz yıllarda kronik hastalığı olanların kullandıkları ilaçlara ücret ödememek için sağlık kurul raporu çıkarma konusunda da bir talep patlaması oldu.
SSK’nın devrinden sonra süresi dolmadığı halde ilaç katkı payı muafiyeti sağlayan raporların sık sık değiştirilmesini öngördü Sosyal Güvenlik Kurumu. Nedeni anlaşılmazdı ama hiçbir kurum o raporların doğruluğunu kontrol edecek düzenekleri kurmadı.
Yapılacak basit bir gözlem halihazırda hekim kanaatinin ek kanıt olmaksızın sağlık kurullarınca onay gördüğünü gösterecektir. Özellikle rapor tekrarlarında ciddi sorunlar olabileceği hekimlerin kendi aralarında konuştukları bir gerçeklik.
Oysa eksik veya fazla tanı içeren sağlık kurulu ilaç muafiyeti raporları hastanın sonraki tedavi sürecinde hekimler üzerinde yanıltıcı bir rol oynayarak yanlış tedavilere yol açabilir. Yine kötüye kullanıma açık bir alan olduğunu malulen emeklilik başvurularında görmek ve bir o kadar da yanılabilmek mümkün. Milyonlarca insanın sosyal güvenceden yoksun kılındığı bir ülkede olmayan tanıların zamana galip gelme ihtimali üzerinden haksız emeklilik ihtimali insanın içini acıtıyor.
DR.ZEKİ GÜL
ÖNCEKİ HABER

Buna Amerikalılar bile inanmaz!

SONRAKİ HABER

Erdoğan: Birileri karar sebebiyle hem YSK hem AK Parti'ye saldırıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa