09 Aralık 2009 05:00

UFUK

Bu köşe yazıldığı saatlerde henüz Anayasa Mahkemesi’nin DTP hakkındaki kararı açıklanmamıştı.

Paylaş

Bu köşe yazıldığı saatlerde henüz Anayasa Mahkemesi’nin DTP hakkındaki kararı açıklanmamıştı. Hüseyin Aykol’un “Türkiye’de Siyasi Parti Kapatmanın Tarihi” adıyla İmge Yayınevi’nden çıkan kitabında şu gerçeğin altı çiziliyor: “Türkiye’de kapatılan siyasi partilerden söz açıldığında birçok kişi ve kaynak, Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı 24 partiyi hatırlıyor; oysa cumhuriyet tarihimizin 86 yılı boyunca değişik mahkeme ve otoritelerce kapatılan parti sayısı aslında 60’tır. Bu sayıya, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma cenderesinden geçen 18 parti ile haklarındaki kapatma davası halen süren 5 partiyi de eklersek, yaşadığımız durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.”
Henüz DTP ile ilgili karardan haberdar olmadığımız için, yukarıda Aykol’un kitabından aktardığımız kara tarihe yeni bir kara sayfa daha eklenmemesini umalım. Bu konuyu ve etkilerini bundan sonra da burada değerlendireceğiz.
Üzerinde konuşulması ve yazılması gereken diğer önemli gündemler arasında ise, iki genç insanın ölümü ve bu ölümlerin basında yer alış biçimleri var. Diyarbakır’da protesto gösterisinde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Aydın Erdem ve İstanbul Küçükçekmece’de belediye otobüsüne atılan molotofkokteyli ile yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 17 yaşındaki Serap Eser.
Serap Eser’in ölümü dün Kürt sorununa resmi şablondan bakan hakim medya organlarında, kapatılma tehdidi altına sokulan DTP’yi köşeye sıkıştırmanın vesilesi yapılarak sunuldu. Örneğin, şu ana kadar ki “En farklı gazete” olduğu iddiasıyla yayın hayatına başlayan Haber Türk gazetesi “Demokratik tepki kurbanı” başlığı ile sürmanşetten verdiği haberin alt başlığında, “Molotoflu saldırıda yanan Serap, DTP’li Türk’ün ‘Eylemler demokratik tepki’ dediği gün öldü” alt başlığıyla verildi. Haber gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın ‘Serap’ın fotoğrafını DTP binalarına asın’ başlık yazısıyla da desteklenmiş.
Vatan Gazetesi de, “Ben neden öldüm anne?” başlığıyla sürmanşetinden kullandığı haberin alt başlığında şu ifadeleri kullanmış: “PKK’lıların belediye otobüsüne attıkları molotofla yakılan 17 yaşındaki Serap Eser, 29 gün süren yaşam savaşını dün sabaha karşı kaybetti... Serap artık yok, kim kazandı şimdi?”
Bu iki gazete Diyarbakır’da polis kurşunu ile can veren Aydın Erdem’in ölümüyle ise hiç ilgilenmemiş. Onu tolere edilebilir görmüş. Diyarbakır’daki protesto da, polise “Neyin müdahalesi bu?” diyerek tepki gösteren DTP’li Aysel Tuğluk’a polisin verdiği “Demokratik müdahale” yanıtında olduğu gibi Aydın Erdem’in ölümünü belli ki “demokratik müdahale”nin göz ardı edilebilir bir sonucu saymış hakim medya organlarının yazı işleri kadroları. Yerimizin sınırlılığı nedeniyle yukarıda sadece iki gazeteden söz ettik ama, onların bu çifte standartlı seçiş biçimlerinin diğer hakim medya organlarının da tipik tutumu olduğunu söyleyebiliriz.
Ne yazık ki, bu dengesiz terazi kapatılma cenderesinde tutulan Günlük gazetesinde de başka biçimde kendini gösterdi. Günlük gazetesi, Diyarbakır’da öldürülen Aydın Erdem’in haberini manşetinden “Hedef öldürmek!” başlığıyla sunmuş ve görgü tanıklarının, polisin Erdem’i hedef gözeterek vurduğuna dair ifadelerini yer vermiş. İstanbul’da molotofkokteyliyle yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Serap Eser’in haberi ise, Günlük gazetesinde iç sayfalarda Serap Eser’in kaldırıldığı hastanede enfeksiyon kaptığı ve bu ihmal nedeniyle öldüğü iddiasıyla verilmiş.
Demokratik çözüm fikrine halkı kazanmak belirleyici önemde olduğuna göre, yaptığımız yayıncılığın buna uygun bir zeminden hiç uzaklaşmaması da bir o kadar önemli oluyor. Bu arada, Serap Eser’in ölüm haberinin bizim gazetemizde de gerektiği gibi yer bulmadığını dün sabahki yazı işleri toplantımızda değerlendirdiğimizi belirtmeden geçmeyelim.
Tokat’ta yaşamını yitiren askerlerin ailelerinden yükselen ‘Bitirin artık şu savaşı’ feryadı ve Aydın Erdem ile Serap Eser’in yaşadıkları acı son, kayıplarımızı zamanla birer sayıya dönüştüren bu sürecin artık aşılması gerektiğini herkese bir kez daha hatırlatıyor.
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

ASGARi UCRET 900 LiRA OLSUN

SONRAKİ HABER

Erdoğan: Birileri karar sebebiyle hem YSK hem AK Parti'ye saldırıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa