10 Aralık 2009 05:00

GÖZLEM

İnsanların iradesi ile onların iradesi dışında gerçekleşen maddi koşullar (nesnel koşullar) arasında sürekli bir çatışma olduğu sıkça vurgulanan bir gerçektir.

Paylaş

İnsanların iradesi ile onların iradesi dışında gerçekleşen maddi koşullar (nesnel koşullar) arasında sürekli bir çatışma olduğu sıkça vurgulanan bir gerçektir. Tek tek bireyler ya da bu bireylerin belli amaçlar için örgütlenerek bir araya geldikleri örgütler, taleplerine ve amaçlarına uygun olarak hareket ettiklerinde en geniş kesimleri harekete geçirebilmelerine karşın, hedeflerini gerçekleştirmek için ileri atıldıkları her zaman mutlaka başarılı olacaklar diye bir kural yok. Çünkü belli bir alanda yürütülen mücadelenin başarısı, hiçbir zaman tek başına o mücadeleyi yürütenlerin kararlılığına ya da gücüne bağlı bir şey olarak ortaya çıkmaz.
Tarih boyunca insanlar, dünyayı çeşitli etkilerle değiştirmek; kendi ihtiyaçlarına, içinde yaşadığı toplumsal ilişkilere uygun hale getirmek için yürüttüğü mücadelesini değişik biçimlerde sürdürdü ve sürdürmeye devam ediyor. İnsan toplumunun bugün içinde yaşadığı kapitalizm altında dünyayı birleştiren temel gücün, sermayenin temel ihtiyaçlarından kaynaklanıyor olması, herhangi bir alanda yaşanan değişikliklerin, sermayenin nihai çıkarlarına uygun olarak gerçekleşmesini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle bugün Türkiye’de ve dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan altüst oluşlar, açıkça sermayenin ilkeleri doğrultusunda ve onun çıkarlarının gerektirdiği politikalar üzerinden yürütülüyor.
Kapitalizm, dünya çapındaki eşitsiz ve dengesiz gelişimini sürdürüyor ve özellikle içinde bulunduğumuz kriz koşullarında söz konusu eşitsiz ve dengesiz gelişme durumu çok daha açık ve belirgin hale geldi. Ancak diğer taraftan sistem, bütün zayıflıklarına, pek çok noktada içine düştüğü çıkmazlara rağmen hâlâ elinin yetişmediği, gücünün yetmediği tek bir karış dünya parçası ya da alan kalmasın istiyor.
Yakın zamana kadar kapitalist sistemin ulaştığı boyutların ‘en son’ ve ‘en gelişmiş’ olduğunu, başka bir dünyanın bu anlamda mümkün olmadığını, kendi düzeninin tıpkı doğanın düzeni gibi sonsuz olduğunu ileri sürüyordu. Bugün gelinen noktada adına ister ‘neoliberalizm’ ister ‘küreselleşme’ denilsin, uzun yıllar temel dayanağı olan ideolojik argümanları resmen çökmüş durumda. Mevcut sistem, özellikle ekonomik ve toplumsal yönden her alandaki yıkıcı etkisini sürdürse de, artık geri dönüşü mümkün olmayan bir çıkmaza doğru sürüklendiğini görmek için kahin olmaya gerek yok.
Türkiye gibi çok kısa süre içinde ekonomik-siyasal koşulların değişebildiği bir ülkede, tüm olumsuzluklara rağmen mücadele yürütülenler, ancak sistemin çelişkilerini doğru değerlendirip mevcut koşulları kendi lehlerine çevirebilirlerse başarılı olabilirler. Tek tek bireyler gibi sınıflar da taleplerini gerçekleştirebilmek, kendilerine tarihte diledikleri biçimde bir yer açabilmek için çabalarken, bu temel gerçeği göz ardı edemezler. Aksi durumlarda tahmin edilenlerin çok üzerinde geri gidişlerin yaşanması kaçınılmazdır. Bu nedenle belli bir alanda yürütülen mücadelenin başarısı, bugüne kadar yapılan yanlışlar ya da doğrulardan çok, gelecekte ne olacağı ile ilgili soru işaretlerine bugünden verilecek cevaplara bağlıdır.
Bugün emek hareketinin mevcut gücü ve yıllardır oluşturduğu mücadele birikiminin düzeyi ne olursa olsun, emek örgütlerinin sorumluluğunun büyüklüğü ve karşı karşıya oldukları zorluklar aşılabilmiş değil. Ancak Marx’ın da ifade ettiği gibi; ‘İnsanlık ancak çözebileceği sorunları önüne koyar’. Emek hareketinin olanakları ve olumlu dinamikleri doğru yönde değerlendirilip ona uygun bir örgütlenme ve mücadele yürütülürse, bugüne kadar sorun olarak görülen pek çok engelin üstesinden gelinebilir.
ERKAN AYDOĞANOĞLU
ÖNCEKİ HABER

Saldırılara yanıt kongrede verilecek

SONRAKİ HABER

Ege Üniversitesinde iş kazaları alarm veriyor: 1 yılda 39 iş kazası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa