10 Aralık 2009 05:00

TTB ‘salgın’ ilan edilmesini istedi

Türk Tabipleri Birliği (TTB), domuz gribi olarak bilinen Pandemik A (H1N1) virüsü nedeniyle ülkede “salgın” olduğunun ilan edilmesini ve Sağlık Bakanlığı’nın, en azından domuz gribi tedavilerinde ...

Paylaş

Türk Tabipleri Birliği (TTB), domuz gribi olarak bilinen Pandemik A (H1N1) virüsü nedeniyle ülkede “salgın” olduğunun ilan edilmesini ve Sağlık Bakanlığı’nın, en azından domuz gribi tedavilerinde katkı ve katılım payını kaldırmasını istedi. TTB, “virüsten korunmanın tek yolunun da aşı olduğunun” altını çizerek, vatandaşları aşı olmaya, hükümet üyelerini de sorumlu açıklamalar yapmaya çağırdı.
Domuz gribi ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla, 15 uzmandan oluşan TTB Pandemik İnfluenza A H1N1 Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu’nun (PandemİK) değerlendirmeleri, dün TTB’de 2. Başkan Prof. Dr. Feride Aksu Tanık ve Genel Sekreter Eriş Bilaloğlu’nun düzenlediği basın toplantısıyla açıklandı.
TTB Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu, H1N1 salgınının devam ettiğini ve her geçen yaygınlaşma hızının arttığını söyledi. “Önümüzdeki aylarda çok sayıda insanın hastalığa yakalanacağı” uyarısında bulunan Bilaloğlu, hastalıktan korunmak için tek geçerli yolun aşı olduğunu vurguladı.
TTB-PandemİK Başkanı ve TTB 2. Başkanı Prof. Dr. Feride Aksu Tanık da salgınla mücadele edilebilmesi için önerilen her türlü tedbir yönteminin faydalı, ancak kesinlikle çözüm olmadığını ifade etti.
YETKİLİLER CİDDİYETE ÇAĞRILDI
“Salgının daha fazla yayılmaması, daha fazla can kaybına yol açmaması, farklı virüslerle mutasyona uğramaması” için geçerli olan tek yolun aşı olduğuna dikkat çeken Tanık, Sağlık Bakanlığı’nın aşılama konusunda yürüttüğü çalışmaları desteklediklerini, ancak korunmaya ilişkin uygulamalar ve tedaviye erişim noktasında sorunlar yaşandığını söyledi.
Halkın aşı yaptırmaya katılımını artırmak için kamu önderlerine önemli bir rol düştüğünü vurgulayan Tanık, “H1N1 aşısının uygulanması ile ilgili olarak önce Başbakan’ın, ardından da Milli Eğitim bakanının aşı konusundaki olumsuz tutumları ve ifadeleri, devlet adamı sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. H1N1 aşısı için zaman geri saymaktadır” dedi.
Bugüne dek ölenlerin yüzde 90’ının, aşı olmaları halinde ölmeyeceklerini ifade eden Tanık, “Devlet adamlarının ve devlet kadınlarının bu konunun gerektirdiği ağırlık, ciddiyet ve sorumlulukla davranmaları gerekir. Aşı uygulamalarının artırılması konusunda her türlü çaba gösterilmelidir” diye seslendi.
OKULLARDA AŞILAMA ORANI YÜZDE 10
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu, bir an önce gösterdiği tavırdan geri adım atmaya ve aşılamayı teşvik edici açıklamalar yapmaya çağıran Tanık, okullarda aşı olmak isteyen öğrenci oranının yüzde 10’ların altında kaldığının da altını çizdi. Tanık, “Başbakan ve Milli Eğitim bakanı başta olmak üzere yetkililerin H1N1 salgını ve aşısı konusunda sorumlu davranmaları gerekmektedir” dedi.
Virüsün mutasyona uğradığına yönelik iddialara da değinen Tanık, bu konuda basını duyarlı olmaya, tiraj kaygısı gütmeden doğru ve bilimsel verileri haber yapmaya çağırdı. “Genetik değişkenlik olayının ender görüldüğünü ve bu tür değişimlerin ‘aşıdan kaçan’ suçlara neden olmadığını, yani aşının etkisiz kalmasının söz konusu olmadığını” vurgulayan Tanık, aşının mutasyon olasılığını azalttığının da altını çizerek, “Aşı ne kadar yüksek oranda uygulanırsa mutasyon da kadar az olacaktır” dedi.
Domuz gribi tedavilerinde acil servislere yığılmalara ve nedenlerine de değinen Tanık, “Sağlık kurumlarına başvuruda alınan katkı payları nedeniyle, özellikle güvencesi olmayan hastalar acil servislere başvurmakta, bu ise acil servislerin hasta yükünü artırmaktadır” diye konuştu.
SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞİMDE ENGELLER
Sosyal güvencesi olmayanların ilaca erişimi konusunda da ciddi sorunlar yaşandığını dile getiren Tanık, “Oysa, Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 3. maddesinin 3. ve 4. bentleri ülkede bulaşıcı hastalık salgını çıktığında Sağlık Bakanlığı’nın yetkisi tanımlamaktadır. Buna göre bakanlığın salgın sürecinde katkı ve katılım paylarını kaldırması, hem olanaklı hem de kaçınılmazdır” hatırlatması yaptı. Bakanlığa, “Ülkede ‘salgın’ olduğunu ilan edin. Bakanlar Kurulu kararı ile domuz gribine yakalananların 4736 sayılı Yasa’dan muaf olmaları konusunda irade gösterin. Hiç olmazsa domuz gribi tedavilerinde katkı ve katılım paylarını kaldırın” diye seslenen Tanık, sosyal güvencesi olmayan ve hizmete erişemeyen vatandaşların tedavi şansını ancak bu yolla yakalayabileceğini söyledi.
AŞI ÜRETİMİ DEĞİL, DOLUM TESİSİ
Türkiye’de aşı üretilmesine yönelik Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın açıklamalarına değinen Tanık, “Ne yazık ki sevinemedik. Çünkü, ülkemizde aşı dolum tesisi açılmasıyla, Aşı Araştırma Geliştirme çalışmaları yürütülerek kamunun güvencesinde aşı üretilmesi arasında dağlar kadar fark var” dedi. Tanık, kendilerinin Türkiye’de kamu kurumlarında aşı AR-GE çalışmaları yapılması, patent koruması nedeniyle erişemedikleri ya da çok pahalıya satın aldıkları aşıların, ülkede üretilmesi için bilgi birikiminin, insan gücünün var olduğunu, tek eksiğin ise siyasi irade olduğunu söylediklerinin altını çizdi. (Ankara/EVRENSEL)

‘AŞI OLUN!’
TTB’de 2. Başkan Prof. Dr. Feride Aksu Tanık aşıya ilişkin sorular üzerine “Aşı bu kadar polemiklerle kirletilecek şey değil” diyerek, yetkilileri aşıya ilişkin basiretsiz açıklamalardan kaçınmaya çağırdı.
Aşı dışında bir korunma yöntemi olup olmadığının sorulması üzerine de Tanık, “Virüsten korunmanın tek yolu aşı. ‘Tüm tedbirleri alıyorum, aşı olmasam da olur’ yaklaşımı doğru değildir” diyerek, aşılanmanın artırılması gerektiğini söyledi. Tanık, özellikle gebe ve kilolu olanların mutlaka aşı yaptırmaları gerektiğini de belirterek, hastalığın bu grupta oldukça ağır geçtiğini ve öldürücü olduğunu vurguladı.
ÖNCEKİ HABER

TEB: Bundan sonra olacaklardan sorumlu değiliz

SONRAKİ HABER

İSMEK ihalelerini 15 yıldır Beyaz Holdin'e bağlı şirketler almış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa