Zehirlendikleriyle kalmayacaklar

Zehirlendikleriyle kalmayacaklar

Uşak’ın Eşme ilçesinde 2006 yılı Haziran’ında 1500’e yakın kişinin siyanürle zehirlenmesi ile ilgili açılan ve yerel mahkemece reddedilen dava, Yargıtay’dan döndü.


Uşak’ın Eşme ilçesinde 2006 yılı Haziran’ında 1500’e yakın kişinin siyanürle zehirlenmesi ile ilgili açılan ve yerel mahkemece reddedilen dava, Yargıtay’dan döndü. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin zehirlenen 4 Eşmeli tarafından açılan maddi-manevi tazminat davasını reddetmesi ile ilgili kararını bozdu. Yargıtay, yerel mahkemenin eksik inceleme yaptığının altını çizerek, yeni bir bilirkişi oluşturup siyanür zehirlenmesi iddiasının yeniden incelenmesine karar verdi.
ŞEBEKE SUYU DEĞİLSE…
27-30 Haziran 2006 tarihleri arasında Uşak’ın Eşme ilçesi ve köylerinde yaşayan 1500’e yakın insan, zehirlenme belirtileri ile sağlık kuruluşlarına başvurmuştu. Resmi yetkililer tarafından “içme suyuna kanalizasyon karışması” nedenine bağlanan zehirlenmelerde ortaya çıkan birçok soru işareti, konuya duyarlı çevreleri harekete geçirmişti. Zehirlenmelerin sadece Eşme ile sınırlı olmayıp, ilçenin şebeke suyu ile ilgili olmayan köylerde de meydana gelmiş olması, resmi yetkililerin açıklamaları ile çelişmekteydi. Eşme Aydınlı köyünden Mahmut Kulalı ve Eşmeli iki vatandaş, zehirlenmelerin ardındaki gerçeğin ortaya çıkması için İzmir’deki özel bir laboratuvara başvurarak kan örnekleri vermişlerdi. Kanalizasyon karışması iddialarındaki bu çelişkilerin ardından zehirlenmelerle ilgili tüm şüpheler, bölgede bir süredir deneme üretimi yapan TÜPRAG şirketine ait Kışladağ Altın Madeni üzerinde yoğunlaşmıştı. Eşmelilerin başvuruları üzerine EGEÇEP, iddiaları araştırmak üzere İzmir Tabip Odası Temsilcisi Dr. Oya Otyıldız, Kimya Mühendisleri Odası’ndan Prof. Dr. Gürel Nişli, Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şube Başkanı Ertuğrul Barka ve İnay Vicdan Hareketi Sözcüsü Muammer Sakaryalı’dan oluşan bir heyetle Eşme’ye gitmişti. Heyete Uşak Tabip Odası Başkanı Dr. Zafer Aydın da katılmıştı.
KAYMAKAMLIK ENGELİ
Heyetin, Eşme Devlet Hastanesi başhekiminin sağladığı ekipman ve hemşire desteği ile zehirlenen gönüllülerden almaya başladığı kan örneklerine bir süre sonra Eşme Kaymakamlığı’nın görevlendirdiği polis tarafından el konulmuştu. Kaymakamlık kanlara el konulmasını, valinin emri ve izinsiz olduğu gerekçelerine dayandırırken, Uşak valisi çeşitli girişimlere rağmen el konulan kanları iade etmemişti. Birkaç gönüllüden, kaymakamlıktan gizli alınan kanlar, Ankara’ya özel bir laboratuvara gönderilmiş, yapılan basın açıklaması ile yetkililerin tavrının şüpheleri daha da artırdığı dile getirilmişti. Ankara’ya gönderilen kanlarda ve İzmir’de alınan kanlarda limit değerlerin 10 ila 40 kat fazlası siyanüre rastlanırken, valilik tarafından el konulan kanlarda ise siyanür değil “arsenik” oranına baktırıldığı ortaya çıkmıştı! Analiz raporlarının gelmesinin ardından İzmir Tabip Odası’nda gerçekleştirilen basın toplantısında, Eşme’deki zehirlenmelerin siyanürden kaynaklandığı, Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa tarafından açıklanmıştı.
EKSİK İNCELEME
Bu gelişmelerin ardından zehirlenen ve kanlarında yüksek oranda siyanür çıkan 4 Eşmeli tarafından Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi’ne TÜPRAG Altın Şirketi aleyhine açılan maddi-manevi tazminat davası, yerel mahkemece sadece su ve toprak üzerinde yapılan analizler sonrasında reddedilmişti. Mahkeme, kararına ayrıca, Hıfzısıhha Kurulu’nca kanlarda ‘arsenik’ bulunamadığına dair raporunu da dayanak yapmıştı. Eşmelilerin avukatı Mehmet Horuş’un Eşme Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yapılan bilirkişi incelemesinin, bir çevre mühendisi ve bir inşaat mühendisi tarafından yapıldığı ve konunun ilgili dallardan oluşturulacak bir bilirkişiye incelettirilmesi talebi ise mahkemece reddedilmişti.
Temyize götürülen dava, geçtiğimiz günlerde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından bozuldu. Yerel mahkemenin kararının sadece su ve toprak analizlerine dayandığına dikkat çeken Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, oysa ortada bir siyanür zehirlenmesi ve bu zehirlenmenin Kışladağ Altın Madeni’nden kaynaklandığına yönelik bir iddia olduğunu belirtti. Daire, “…siyanürün davacıların sağlığı üzerine olumsuz etkisi olup olmadığı ve bunun, altın madeni işletmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda üniversitelerin toksikoloji, patoloji, biyokimya ve farmakoloji bilim dallarında görevli öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi…” raporu hazırlanmasına hükmetti. (İzmir/EVRENSEL)

HÂLÂ KARANLIKTA
Avukat Mehmet Horuş, aradan geçen üç yıldan sonra tekrar en başa dönüldüğünü belirterek, Eşme’de yaşanan zehirlenme olayının halen aydınlatılmayı beklediğini söyledi. Horuş, “Bir sosyal hukuk devletinde 1500 insanın mağdur
olduğu ve her an benzer olayların yaşanabileceğinin dile getirildiği bir felaket karşısında
tek tek yurttaşların dava açmalarına gerek kalmamalıydı. Şu anda benzer bir felaket yaşanması durumunda aynı sorunlarla karşılaşma olasılığımız var” dedi. Horuş, dava sonunda zehirlenme olayının altın madeninden kaynaklandığı sonucuna varılması durumunda, cumhuriyet savcılığının verdiği takipsizlik kararının yeniden ele alınmasının gündeme gelebileceğini dile getirdi. Horuş, yerel mahkemede davanın kaybedilmesinin ardından TÜPRAG şirketinin köylüler aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık masrafları için icra takibi başlattığını, ilk olarak bu icra dosyalarına ödenen paraların iadesinin isteneceğini belirtti.
Özer Akdemir
www.evrensel.net