ÖRGÜTLÜ BASIN

ÖRGÜTLÜ BASIN

  • Demokratik Toplum Partisi Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, Turkuvaz (atv-Sabah) işyerlerinde TGS’nin başlattığı...


    Demokratik Toplum Partisi Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın, Turkuvaz (atv-Sabah) işyerlerinde TGS’nin başlattığı grev sırasında, işverenin hukuk dışı uygulamalarıyla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in yanıtlaması istemiyle 17 Haziran 2009 tarihinde verdiği soru önergesi, grev mahkeme kararıyla durdurulduktan sonra, 20 Ağustos 2009 tarihinde, ancak yanıtlanabildi.
    Kanun hükümleri bürokratik bir yaklaşımla sıralandıktan sonra yanıt yazısının son bölümünde şöyle denildi:
    “Yukarıda belirtilen Kanunlar çerçevesinde, Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından Balmumcu ve Sefaköy ile Balgat/ANKARA adreslerinde faaliyet gösteren Turkuvaz Radyo, Televizyon Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. işyerlerinde 13/02/2009 tarihinde başlatılan grevden sonra işveren tarafından çalışanlara yönelik hukuk dışı baskılar yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak Bakanlığımızca yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır.”
    ***
    İstanbul bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’ın, Bursa’da yayımlanan Olay gazetesindeki sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sırasında sendika üyelerinin işten çıkarılmalarıyla ilgili olarak 9 Kasım 2009 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi ise 7 Aralık 2009 tarihinde, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün bilgi notuyla yanıtlandı. Sayın Uras’ın, 6 sorudan oluşan önergesine, TMSF Başkanlığının yanıtı şöyle oldu:
    “Cevap 1, 2, 3, 4, 5, 6: Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. ile Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş firmalarının yönetim ve denetimi Kurumuzda olmakla birlikte bahse konu şirketler Fondan bağımsız tüzel kişiliğe ve karar organlarına sahiptir. Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. ile Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş’nin günlük yönetimleri ile yayın politikaları konusunda Kurumumuzun herhangi bir müdahalesi bulunmamaktadır.”
    ***
    Çünkü Türkiye’de basın özgürdür… Ne başbakanlar ne bakanlar ne kurum yöneticileri müdahale edebilirler!
    Çünkü basının özgür olup olmadığı; kanunlara, fiili, siyasi ve mali baskılara, çalışanların editoryal bağımsızlığını sağlamak için hak arama yollarının sonuna kadar açık olup olmadığına, sendikal hakların kullanıp kullanılamadığına bakılarak değil, Başbakanların ve bakanların siyasi, bürokrasinin ise geçiştirici demeç ve fetvalarıyla tayin edilir…
    Çünkü burası Türkiye’dir! Bütün dünyaya ezberlettiğimiz ünlü deyim!
    ***
    Aydınlık dergisi hakkında 1 ay kapatma kararı verildi… Daha önce de Günlük gazetesi defalarca birer ay süreyle kapatıldı… Hepsi yargı kararıyla oldu… Onlar da kanunlara dayandıkları savunmasını yaptılar…
    Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlarda, “toplumu şoke edeci, sarsıcı nitelikte bile olsa -şiddet çağrısı içermediği müddetçe- her türlü düşünce açıklamasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi” gerektiği vurgulanıyor.
    Kimin umurunda!
    ***
    Sokak hareketleriyle siyasi partiler; terör örgütleriyle gazeteler; patronların işlediği suçlarla bağımsız habercilik birbirine karıştırılınca, ortaya sanki basın fazlasıyla özgürmüş de bütün suçlar, kötülükler ve şiddet bundan cesaret alıyor, tahrikin kaynağını özgürlükler oluşturuyormuş gibi algılanıyor!
    ***
    Bir Çin atasözü vardır: “Benim yaptığım bana benzer, bana benzemezse babasız derler…”
    Elbette sizin anladığınız demokrasi, demokratik açılım, basın özgürlüğü, sendikal haklar ve barış da size benzeyecek!
    Halkın gerçek isteklerine benzese, zaten halkın egemenliği olurdu, belli zümre ve cemaatlerin değil…
    ERCAN İPEKÇİ
    www.evrensel.net