11 Aralık 2009 00:00

KARDEŞLiK BARiKATI

EMEP, ÖDP ve Halk evleri genel başkanları, Kürt sorununa ilişkin yaşananların iç çatışmaya dönüşmesi tehlikesine işaret ettiler.

Paylaş

Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı Alper Taş ve HALKEVLERİ Genel Başkanı İlknur Birol, ortak bir açıklama yaparak Kürt sorununda yaşanan son sürecin siyasi iktidarın saldırgan tutumunun da etkisiyle toplumsal bir iç çatışmaya doğru sürüklenme tehlikesi taşıdığına dikkat çektiler. Eşit, özgür ve kardeşçe bir arada yaşam için hep birlikte harekete geçme çağrısı yapan başkanlar, şoven kışkırtmalara karşı kardeşlik barikatı kurmak için ortak bir mücadele programı oluşturacaklarını belirttiler.
NE ABD NE GERİCİLİK ÇÖZER
Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde dün yapılan basın toplantısına Gıda-İş Genel Sekreteri Seyit Aslan, Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Yöneticisi Bülent Kepenek, Tüm Bel-Sen Genel Merkez Yöneticisi Nurettin Kınık, Tüm Bel-Sen İstanbul Şube Başkanı Kadri Kılıcı, EMEP genel başkan yardımcıları Ender İmrek ve Kamil Tekin Sürek, EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek de katıldı.
Ortak açıklamayı ise HALKEVLERİ Genel Başkanı İlknur Birol okudu. Birol, DTP’nin kapatma davası, kitle gösterilerine silahla müdahale, İzmir ve Bayramiç’teki linç girişimleri ve Başbakan Erdoğan’ın Kürt çocuklarını ‘teröristlikle’ itham etmesi gibi barış umutlarını gölgeleyen gelişmeleri eleştirerek, “Tüm bu yaşananlar, halkımızın barış ve kardeşlik umutlarının zayıflamasına neden olmaktadır. Bu umudun hayal kırıklığına dönüşmesi ise telafisi mümkün olmayan yeni acılara yol açacaktır” dedi. Ne ABD’nin mihmandarlığı ne de burjuva gericiliğinin Kürt sorununa demokratik çözüm getiremeyeceğine dikkat çeken Birol, “Kürt halkının tüm hak ve özgürlüklerine sahip olduğu, eşit, özgür ve kardeşçe bir arada yaşamın temellerinin atılması için hep birlikte harekete ihtiyaç duyulmaktadır” diye konuştu.
SALDIRGAN DİLDEN VEZGEÇİLMELİ
Birol, AKP, CHP ve MHP başta olmak üzere bütün erk sahiplerinin demokratik haklarını talep eden Kürtlere dönük saldırgan dilden vazgeçmesi gerektiğinin altını çizerek, atılması gerekli acil adımları ise şöyle sıraladı: “Halka dönük tüm saldırılar gerekçesiz reddedilip, kınanmalıdır. Tutuklu Kürt çocukları derhal serbest bırakılmalı, Kürtlere dönük ırkçı saldırılar durdurulmalıdır. Operasyonlara son verilmeli, savaş ve şiddet son bulmalı, çatışmalar durmalıdır. DTP kapatılmamalı, barışın ve diyalogun yolu açılmalıdır. Kürt halkı üzerindeki dil, kimlik, kültürel ve diğer baskılara son verilmeli, halkın temsilcileri muhatap kabul edilmelidir. Anadilde eğitim hakkı ve bölgede Kürtçenin yerel yönetimler ve kamu yönetiminde önü açılmalı, eşit yurttaşlık hakkı tanınmalıdır.”
HERKESE ÇAĞRI
Başta emek örgütleri olmak üzere aydın, sanatçı, bilim insanı ve tüm halka çağrı yaptıklarını dile getiren Birol, “Siyasal aktörlerin düşmanlaştırıcı siyasetlerine ve diline karşı duralım. Kardeşliğin siyasetini ve barışın dilini kuralım. Eşit ve özgür bir ülkede yaşamak için birlikte mücadele edelim. Halk dönük saldırılar karşısında kardeşçe, özgürce birlikte yaşamanın sesini yükseltelim. Barış içinde bir arada yaşamanın, Kürt sorununda demokratik çözümü geliştirmenin yolu buradan geçiyor” dedi.
(İstanbul/
EVRENSEL)

YA ÇÖZÜM YA ÇATIŞMA
Basın toplantısında söz alan siyasi parti başkanları da gelişmeleri değerlendirdi. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Türkiye’nin tarihsel bir eşikte olduğuna vurgu yaparak, “Ya bu sorunu eşitlik temelince çözeceğiz ya da bunu söylemek kolay değil ama çözemezsek kapıda bizi bekleyen bir iç çatışmadır” dedi. Taş şunları dile getirdi: “Savaşın devam etmesi, özellikle batıda; Kürtlerin ve Türklerin iç içe yaşadığı yerlerde, ekonomik krizin de tetiklemesiyle bir toplumsal çatışma oluşması tehlikesini besliyor. Savaşın sona ermesi açısından üzerimizde ciddi bir sorumluluk var. Önümüzdeki dönem metropollerde, bir arada yaşamın zeminlerini güçlendirecek inisiyatifler oluşturmak, aşağıdan bir barış ve kardeşlik hareketi geliştirmek, kardeşlik barikatı oluşturmak istiyoruz.”

KÜRTLERİN TALEPLERİNE CEVAP VERİLSİN
EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de, son günlerde yaşanan olaylara ve ölümlere dikkat çekerek “AKP Hükümeti’nin hem gençlerin hem askerlerin ölümünden sorumlu olduğunu ilan etmek zorundayız. Çünkü hükümet sözcüleri lafı her aldıklarında, Kürtlerin taleplerini boğmaya çalışan, her kötülüğün arkasında burayı hedef gösteren bir politika tarzını kendilerine uygun görüyorlar. Dolayısıyla bütün Türkiye’nin manzarasında siyasi iktidarın sorumluluğunu görmek gerekiyor” dedi. Siyasi iktidarların, başta DTP olmak üzere Kürtleri muhatap almayı önüne görev olarak koyması gerektiğini; aksi takdirde eşit, özgür, demokrasiye dayalı bir ortak yaşamı kurmak, bunu yaşatmanın mümkün olmayacağına değinen Tüzel, “Halkımızı bir kez daha barışa sahip çıkmaya, bir arada yaşama koşullarımızı korumaya; hükümeti de sadece söz söylemekten vazgeçip, Kürtlerin beklentilerini yanıtlamak için göreve davet ediyoruz” diye konuştu.

270 kurumdan çözüm deklerasyonu
ARALARINDA sendikaların, meslek örgütlerinin, insan hakkı örgütlerinin, kadın derneklerinin de bulunduğu 270 kurum, ortak bir deklarasyon yayınladı. “Farklılıklarımız zenginliğimizdir, çözüm demokrasidir” üst başlığıyla yayınlanan deklarasyonda, son dönemde yaşanan olaylardan kaygı duyulduğu belirtildi. Kürt sorununun demokratik çözümü için 10 maddelik öneri sunuldu.
Bölge Demokrasi Platformları, Diyarbakır’da ortak bir deklarasyon yayınladılar. Diyarbakır Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda yapılan açıklamaya, 6 Aralık’ta polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Aydın Erdem’in okul arkadaşları ve çok sayıda kurum temsilcisi de katıldı.
AKP’NİN AÇILIMI SÖYLEMDE KALDI
Ortak açıklamayı, Diyarbakır Demokrasi Platformu Sözcüsü Edip Yaşar yaptı. Yaşar, bir süre önce Kürt sorununun tartışılmaya başlamasıyla birlikte barışa dair umutlandıklarını, ancak son dönemde yaşanan gelişmelerin yeşeren umutları kırdığını söyledi. AKP’nin açılım projesinin söylemde kaldığını ve MHP ve CHP’nin ırkçılık yarışına girdiğini belirten Yaşar, “Kürtlere yönelik linç girişimlerinin başlatılması, İmralı Cezaevi koşullarının ağırlaştırılması, DTP’nin kapatılma davasının görüşülmesi, umutları karamsarlığa ve gergin bir ortama dönüştürmüştür” dedi. İstanbul’da molotoflu saldırı sonucu yaşamını yitiren Serap Esen ve Diyarbakır’da polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Aydın Erdem için aynı acıları yaşadıklarını belirten Yaşar, Tokat’ta yedi askerin hayatını kaybettiği olaya da değinerek, olaya kuşkuyla yaklaştıklarını belirtti. Kürt sorununda demokratik çözüm için 10 maddelik önerileri Yaşar şöyle açıkladı: “Toplumsal barışın kalıcılaşması için DTP kapatılmamalı, İmralı Cezaevi kapatılmalı, Öcalan’ın yol haritası açıklanmalı, operasyonlar durdurulmalı, yeni bir anayasa hazırlanmalı, anadilde eğitimin önü açılmalı, siyasi partiler yasası değiştirilmeli, yerel yönetimler güçlendirilmeli, hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalı, koruculuk sistemi lağvedilmeli; GAP, tarihi doku ve ekolojik dengeye zarar vermeyecek şekilde bölgenin kalkınmasını sağlayacak tedbirlerle tamamlanmalıdır.”
Açıklamanın ardından ölümünün üzerinden 5 gün geçmesine rağmen Aydın Erdem’in faillerinin bulunmamasını protesto etmek için Diyarbakır Adliyesi önünde oturma eylemi gerçekleştirildi.
KAPATMA TÜRKİYE’NİN AYIBI OLUR
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nde DTP için açılan kapatma davasının 3. gününde aralarında Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktan, Ticaret Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, MAZLUMDER Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğulları, İHD ve Tabipler Odası temsilcilerinin de bulunduğu bir çok sivil toplum örgütü temsilcisi, DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı’yı, ziyaret etti. Ziyarette DTP’nin kapatılmasının Türkiyenin ayıbı olacağı dile getirildi. (Diyarbakır/EVRENSEL)
Elif Görgü
ÖNCEKİ HABER

‘Barış Güvercinleri’ne BM’den ödül

SONRAKİ HABER

Ekofest’te çevre mücadeleleri konuşuldu: Mücadeleleri birleştirmek gerek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa