ENSTANTANE

ENSTANTANE

  • Bugün On dokuz Mayıs,Mayısın on dokuzu!Sen ey ülkemizin geleceği,Ulusumuzun gözbebeği, Sen ey demir parmaklıklarda barfiks yapan, Ranzalarda parende atan Sportmen ve kahraman Türk gençliği,Önünde senin bütün Kilit-bahirler açık,Ama her zaman Samsun’a çıkılmaz ya,Bu sabah da avluda volta atmaya çık!


    Bugün On dokuz Mayıs,
    Mayısın on dokuzu!
    Sen ey ülkemizin geleceği,
    Ulusumuzun gözbebeği,
    Sen ey demir parmaklıklarda barfiks yapan,
    Ranzalarda parende atan
    Sportmen ve kahraman Türk gençliği,
    Önünde senin bütün Kilit-bahirler açık,
    Ama her zaman Samsun’a çıkılmaz ya,
    Bu sabah da avluda volta atmaya çık!
    Bu hafta sonu 331.dönem askerlik yapacak olan binlerce genç silah altına alınıyor. Askerlik mevzusu ne zaman açılsa aklıma Can Yücel’in mahpus haliyle alaya aldığı Gençlik ve Spor bayramı, yani 19 Mayıs şiiri gelir. Neticesinde adına vatani görev denen bu süreç de toplumun önemli bir kesiminden zorunlu bir izolasyon haline tekabül ediyor. Anamızın karnından çıktığımız andan itibaren karar mekanizmamız ipotek altında. Vatandaş olmak, askere gitmek, silah tutmak, itaat etmek ve eşit olmayan bir düzenin kurulmasına katkıda bulunmak için vergi ödemek zorundayız. Halbuki her insan bu sorumlulukları üstlenmek zorunda olmamalı.
    Askerlik “görevi” Can Baba’nın dediği gibi demir parmaklıklarda barfiks yapmaya, ranzalarda parende atmaya müsaittir. Türkiye’de ezelden beri otoritenin spora karşı olan anlaşılmaz bir husumeti var. Halkının spor yapmasını önemsemeyen hatta istemeyen bir devlete sahibiz. İmkanı olan spor salonuna yazılsın, Belgrad Ormanı’nda koşsun. O kadar! Paranız yoksa oturun aşağı. Neoliberal kapitalist devletin kuralları burada da işliyor. Nasıl bu düzende paran yoksa iyi eğitim alamaz, iyi hastanelerde gerekli tedaviyi göremezsen, spor da yapamazsın işte. Bu kadar basit. Hasbelkader evinizin dibine seçim vaadi olarak bir basketbol sahası yapılmışsa ne ala, yoksa arabaların arasında top koşturmaya devam.
    Sporda var olduğu iddia edilen apolitikleştirme ve uyuşturma gibi özelliklerden dahi bihaberiz zira sporların ülkemizdeki yaygınlık oranı sanılanın aksine çok düşük. Ya askere gideceğiz her sabah yayla yayla koşacağız, ya da mahpusa gireceğiz voltalardan bıkıp usandığımızda voleybol oynayacağız. Hadi biz “solcuyuz” her eylem sonrası hainlikten kurtulmamız için copunu dişine takan polislere karşı burjuvalar gibi sağlıklı yaşam koşuları gerçekleştirmek zorundayız. Ya geri kalan milyonlar?
    Türkiye, nüfus oranına vurulduğunda sporcu sayısı bakımından Avrupa’nın en fakir ülkelerinden biri. Bunu genetik kodlarla açıklamaya imkan yok. Anadolu gibi heterojen bir coğrafyada yaşayan insanların spora doğuştan yeteneksiz olduğunu iddia etmek saçmalık olur. Hele ki suyun öte tarafında vaziyet tam tersiyken. Bugün Ege’den Adriyatik’e kadar bütün Balkan ülkeleri çoğu iç savaşlardan yeni çıkmış olmalarına ve zengin ülkeler olmamalarına rağmen sporda dünyanın en namlı ekolleri arasındalar. Her şeyden önce spor hayatlarında önemli bir yer tutuyor ve burada sadece profesyonel sporları kast etmiyorum. Zengin Batı Avrupa ülkelerini tartışmaya dahil edince durumumuz daha da vahimleşiyor. 2009 itibariyle Almanya’da 27 milyonu aşkın lisanslı sporcu var. Yani her 2 kişiden biri sporcu. Bizdeki rakam ne mi? 70 milyonluk nüfusta 2 milyon sporcu. 35’e 1!
    Spor bir üst yapı kurumudur dolayısıyla Türkiye insanının spora olan ilgisizliğini tipik burjuva ağzıyla ‘Halkımız sporu sevmiyor kuzum’ diyerek açıklayamayız. Her şeyden önce kentsel mekanlarda halkın spor ihtiyacına cevap verebilecek tesisler, alanlar var mı buna bakmalıyız. Gözlem yerlerimiz de orta sınıf ve işçi sınıfının mahalleleri olmalı. Hoş, demokratik açılım yapma iddiasıyla aylarca caka satan AKP hükümetinin emekçi düşmanlığı ve neoliberalizm hayranlığı malum. Emekçiler, mahallelerinde değil spor yapacak alan bulmak kentsel dönüşüm projeleri sayesinde yaşayacak barınak bile bulamıyorlar. Diğer göz önüne almamız gereken nokta da emekçi kesimin spora harcayacak zamanının olmaması. Günde 12 saatini çalışarak ve işe gidip gelerek harcayan insanların bin bir dert arasında spora vakit ayıramaması hak verirsiniz ki son derece doğaldır.
    Kısacası mesele halkın sporu sevmemesi değil devletin adaletsiz kent ve çalışma politikalarıyla halka spor yapacak zaman ve mekan bırakmamasıdır. Fakat sivil değilken sorun yok. Dilediğince spor yapabilir Türk genci. Bu hafta sonundan itibaren vatani görev adı altında zorunlu kamplara katılacak olan binlerce gencimize sabır ve hayırlı tezkereler diliyorum. Şu cümle çalındı kulağıma, nerden estiyse: “Savaşacak insan olmazsa savaş da olmaz.”
    MİTHAT FABİAN SÖZMEN
    www.evrensel.net