14 Aralık 2009 05:00

EVRENSEL’DEN

Demokratik Toplum Partisi (DTP) kapatıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP’nin kapatılma kararını açıklarken...

Paylaş

Demokratik Toplum Partisi (DTP) kapatıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP’nin kapatılma kararını açıklarken, “‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı’ haline geldiği anlaşıldığından, Siyasi Partiler Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmiştir” dedi. Böylesi bir gerekçeden sonra, ‘Ülkeyi kurtardınız mı?’ diye düşünmemek mümkün mü?
Halkın oylarıyla seçilen partilerin, mahkeme kararlarıyla kapatılma alışkanlığını istikrarla sürdürmek, bu ülkeye ne kazandırıyor? Böyle bir tutum bir ülkeye ne kazandırır?
DTP, Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı 25. parti oldu. DTP’nin kapatılmasıyla cumhuriyet tarihimizin 86 yılı boyunca değişik mahkeme ve otoritelerce kapatılan parti sayısı 61’e yükselmiş oldu.
Daha önce kapatılan Kürt partilerinin ardından yenilerinin kurulduğu, dahası kapatma kararlarının yeni gelen partinin daha geniş bir seçmen desteğiyle gelmesi yönünde de bir etki yaptığı biliniyor. Şimdi de, kimse DTP’ye oy verenlerin “İrademizle seçtiğimiz partiyi kapattığınız için size çok teşekkür ederiz. Ne yapalım, bu durumda biz de sizin açık bıraktığınız partiler arasından bir seçme yaparız” demesini beklememelidir. Geçmişte de böyle olmadığı gibi, bu gün de kapatma kararının, DTP’ye oy verenlerin onuruna dokunmasından, tepki yaratmasından daha doğal ne olabilir?
Öte yandan; bu kapatma kararı, DTP’ye oy vererek Meclis’te çözüm arayanlarda, bu kanalın daha önce olduğu gibi yine kendilerine kapatıldığı, kendilerine ‘yasal zeminde barışı arama’ imkanı tanınmadığı düşüncesini de güçlendirecektir. Kapatma kararının hemen ardından, -siyasi yasaklı haline gelen-DTP Eş Başkanı Ahmet Türk’ün açıklamasında da bunun sinyalleri vardı. Ancak Türk, buna rağmen barışı aramaya devam edeceklerini de söyledi. Bu önemlidir.
Kapatma kararının gerekçeleri açıklandığında üzerinde daha detaylı değerlendirmeler yapmak da mümkün olacak. Kılıç’ın kararlarını açıklarken AİHM’in ‘Batasuna’ kararını hatırlatması ise bir hayli ilginçti. Çünkü bu açıklamayı daha önce AKP’nin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek yapmıştı ve tepki toplamıştı. DTP, “AİHM’nin Batasuna kararını iyi okusunlar” diyen Bakan Çiçek için “Bu sözler DTP’yi kapatın telkinidir. Türkiye’de İspanya’daki gibi özgürlükçü anayasa olsaydı Kürt sorunu olur muydu?” demişti.
AKP’nin kapatılma davasına ‘şerh’ koyanların başında gelen Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın bu ‘demokrat’ tutumunu DTP’den esirgemiş olması da altı çizilmesi gereken bir durumdur.
Peki ‘DTP’yi kapatırsanız çözüm yolunda köprüyü ortadan kaldırmış olursunuz’ mesajını veren DTP’nin kapatılması durumunda artık çözüm için muhatap kimdir? PKK ve Öcalan’ı muhatap olarak asla kabul etmeyeceklerini dile getirenler, yeni süreçte ortaya çıkabilecek olan kaosun da sorumlusu durumundadırlar. Keza hükümet, Çiçek’in konuşmasında da görüldüğü gibi, adeta Anayasa Mahkemesi’nin kararını önceden müjdelemiştir.
Kürt sorunundan kaynaklı gerilimin arttığı bir süreçte verilen bu kararın sonuçlarının ne olacağını göreceğiz.
Ancak bu karar, Türkiye emekçileri, demokrasiden yana güçler açısından da açık bir mesaj içeriyor. Eğer Türkiye’de halk güçleri, demokratik güçler, demokrasiyi kendi mücadeleleri ile kazanmazlarsa, böylesi parti kapatma kararlarının da sonu gelmeyecektir. Halkın oyuyla Meclis’e taşınan partiler, 11 kişinin ‘oybirliği’ kararı ile yine kapatılabilecektir. Yasaksız bir Türkiye mücadelesi, dönemin en önemli ihtiyaçlarının başına oturmuştur.
İyi haftalar!..
ÖNCEKİ HABER

Bir sanayi havzasında kriz günlüğü 1

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İsraf düzenini tasarruf düzenine dönüştüreceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa