ROJEV

ROJEV

  • DTP’nin kapatılması, birçok yönüyle farklı çevreler tarafından tartışılıyor. Önceki parti kapatmalardan farklı olarak...


    DTP’nin kapatılması, birçok yönüyle farklı çevreler tarafından tartışılıyor. Önceki parti kapatmalardan farklı olarak, bugün bir ‘Kürt partisi’nin kapatılmasının ülkede gündemi belirlemesi, başlı başına önemli bir durumdur. Liberal “sol”cusundan sağ muhafazakarına ve ırkçı milliyetçisine kadar burjuva medyada konu ile ilgili yapılan değerlendirmeler, Kürt halkının demokratik talep ve beklentileri ile ülkedeki belli başlı güç odakları arasındaki mesafeyi göstermiş olsa da, artık bu sorunun hiçbir kesimin üzerinden atlayamayacağı bir sorun haline geldiğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu değerlendirmelerin bir diğer dikkat çekici yönü de, söz konusu çevreler tarafından çok farklı şeyler söylenmiş olmasına rağmen, bütün bu çevrelerin “DTP’yi PKK’nin kapattırdığı” konusunda birleşmiş olmalarıdır.
    “DTP’yi PKK kapattırdı.” Böylesi bir değerlendirmeden çıkarılabilecek ilk sonuç; DTP ya da yerine kurulacak ‘Kürt partisi’, kapatılmamak için PKK ile arasına mesafe koymalı(ydı). PKK, Kürt sorununun bir sonucu olduğuna göre “PKK ile araya mesafe koymak”tan ne anlamak gerekiyor? Açıktır ki, en demokratlarına kadar bu çevrelerin “mesafe koymak”tan anladıkları, Kürt halkının taleplerinin egemenler için ‘makul’ görünecek bir noktaya çekilmesidir. Yani, Kürt sorununun seksen yıldır varlığı yok sayılan bir halkın eşit haklar temelinde birlikte yaşama sorunu olarak görülmesinden vazgeçilmesi, Kürtlerin AKP’nin ‘açılım’ politikasıyla öngördüğü “çözüm”e ikna olmalarıdır. Yoksa Kürt sorunu bir halkın eşit hakları sorunu olarak görüldüğünde; ne PKK ile araya mesafe koymak sorunu, ne de PKK sorunu olmayacaktır. Dolayısıyla, aslında bu çevrelerin Kürt sorununun doğru tanımlanması ile aralarındaki ‘mesafe’, DTP’nin kapatılmasından doğru sonuçlar çıkarmalarını da engellemektedir.
    DTP’nin kapatılması konusunda çok şey söylenebilir. Mesela AKP hakkında açılan kapatma davasında “parti kapatmaya karşı olduğu için ret oyu verdiğini” söyleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP’nin kapatılmasına “evet” oyu vermiştir. Böylece Kılıç’ın sadece “bazı partilerin kapatılmasına karşı olan büyük bir demokrat” olduğunu gördük! Yine demokrasi kahramanlığında Kılıç’tan geri kalmayan AKP’nin, “Parti kapatılması konusunda görüşümüz bellidir” açıklamaları eşliğinde İspanya’nın ‘Batasuna’yı kapatmasını ağzına sakız etmesini izledik. Zaten CHP ve MHP’ye göre bu kapatmanın üzerine bir de Dersim katliamı gibi birkaç operasyon yapılsa, ortada Kürt sorunu da kalmayacak!
    Açıktır ki; DTP’nin kapatılması kararı, halkların birlikte yaşama zeminini dinamitleyen ‘bölücü’ bir karardır. Bu bakımdan kapatma kararı, barışı ve halkların kardeşliğini savunan emek, barış ve demokrasi güçlerinin sorumluluklarını bir kat daha artırmıştır. Daha önce çeşitli konularda karşı karşıya gelen egemen güç odaklarının el birliğiyle gerçekleştirdikleri bu gerici hamleye, halk güçleri de eşit haklara dayalı demokratik bir ülke mücadelesinde birleşerek yanıt vermelidir. DTP’yi, PKK değil; Kürt sorununu, ezilen bir halkın eşit haklara sahip olma sorunu olarak görmeyi reddeden, geleneksel inkarcı politikaları kendilerine dayanak yapan egemen güç odakları kapattırmıştır. Bu kararla halklar arasında örülmek istenen duvarı da, yine Türk ve Kürt halkları ile her milliyetten, her inançtan ezilen emekçi kitlelerin eşitlik, demokrasi ve insanca yaşam talepli birleşik mücadelesi yıkacaktır.
    ÇETİN DİYAR
    www.evrensel.net