Kavganın 17’sinde

Kavganın 17’sinde

Bu kaçıncı yitiriliştir bilmem.


Bu kaçıncı yitiriliştir bilmem. Nedir karabasanlar gibi her yanımızı sarıp da bizi sessizleştiren.bir yaprak hışırtısı bile duyulmaz mı bu acının sonbaharında ya da bir rüzgarın en sanatsız yerinde bir melodi çıkmaz mı içimizde o kavgayı kıpraştırmaz mı?
Duyduğum her yeni ses acıtıcı olmasın....
Gerçeğiyle kıyasıya dövüştüğümüz ve büyük inançlarla kuracağımız bu hayatın düşleri, paylaşımları idam ipleriyle susturulmasın.... Ruhlarımızı acıyla dindirdiğimiz bu günde unutmadık hiç kimseyi, bugün de kavganın en güzel noktasında selamladık onları ve bugünde yaşattık, omuzladık anıları... Bu soğuk ayaz gecelerin ışığında yaş kitlesi belki birikti gözlerimizde. İçimizi ince bir acı sardı... Ellerimiz eski sıcaklığını yitirdi belki de ama zamanın karanlığını atmaya çalışırken bütün bu umutları celladın çirkin suratını da unutmadık... Baş eğmedik yılmadık kavganın ötesinde isyan olduk... Unutmadıklarımızdan biri de Erdal Eren’di.
12 Aralık gecesi cellatlar geçirirken urganı boynuna ve idam sehpalarına gönderirken zamansız kirli yüzlerde gülümseyişler artarken susuyordu zindan karanlığı, susuyordu hücredeki pencere camı ve susturuyordu kavgasındaki mücadelesiyle celladın son gülümseyişini...
Ve 13 Aralık günü kendi sessizliğinde kendi karanlığını çatlatıyordu. Korkmuştu kara yüzler ve 17’sinde Erdal’ın düşünden bile korkuyorlardı. Korkuyorlardı kavgasını inançla kucaklayan umut dolu Erdal’dan...
13 Aralık günü gazetede görüyorum Erdal’ın fotoğrafını o zaman sızlıyor yürek ve kendi içinde yanmaya başlıyor. Baktıkça gözler içindeki hayatın yeni renklerini arar gibiydi. Büyük bir özlemle bakıyorum... Belki de diyorum ama olmuyor her haykırış kendi yüzünü yırtmaya başlıyor. Sonra uzun bir sessizlik kesiyor bu inlemeleri.
Oysa bilmiyorlar bu kara yüzlü cellatlar Erdal ve arkadaşlarının omuz verdiği kavganın neferlerini. Görmeyen gözler duymayan kulaklara inat haykırıyorlardı alanlarda içindeki binlerin sesini. Haykırıyorlardı yanı başındaki kol kola olan işçisiyle, köylüsüyle ve gençliğiyle hep bir ağızdan iş ekmek özgürlük sloganını... İnançları büyük bir kinini gömerken geleceğin sabır taşının çatladığı bu anda düşünceleriyle Erdal ve arkadaşları çıkageliyorlardı. Hiç kimse bilmiyordu kavganın içinde yaşayacağını... Yine de büyük bir özlemle kucaklarken kavgayı unutmadık bu soğuk 13 Aralık günü ve sonrasında Erdal yoldaşın söylediği gibi “Sizler Pentagon çöplüğünde yetişmiş kanlı katiller. Kapital imparatorluğunun kapı kulları. Ülkemin ve halkımın düşmanı çizmeli beyler.” Kaybedenler ve ülkenin aydınlık ufuklarında, yaşam özlemiyle dolu dolu bizleri bekleyen gençler ise kavganın birer Erdal’ı Sinan’ı Ercan’ı ve büyük Denizleri olacaktır. Bu kavganın biteceğine inanan zavallılara Mamak’tan Diyarbakır’a, Dersim’den Çorum’a kadar işçiler, emekçiler ve gençlik hep bir ağızdan haykıracaklar: faşizme inat bitmedi. İşte o kavga sürüyor ve sürecek... Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek...
Pelin Güngören-Çetin Yamaç (Dersim)
www.evrensel.net