14 Aralık 2009 05:00

Kürt Sineması yanlız!

Diyarbakır Sanat Merkezi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Kürt Sineması Konferansı” başladı.

Paylaş

Diyarbakır Sanat Merkezi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Kürt Sineması Konferansı” başladı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda yapılan konferansın açılış konuşmasını, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yaptı. Baydemir, konferansın tarihin sayfalarında yerini alacağını belirterek, “Egemenlik altındaki bir halk, barış içinde kardeşlik içinde yaşamak istiyorsa, kültürüyle sanatıyla var olmak zorundadır. Kürt sinemasında atılan adımlar da bu manada çok önemlidir” şeklinde konuştu.
YÖNETMENLER KÜRT SİNEMASINI TARTIŞTI
Türkiye sinemasında Kürt tipinin kırık bir konuşma ile tanımlandığını belirten Baydemir, “Bu mantığın son bulması için üzerimize düşen göreve hazırız” dedi. Konferansın açılış konuşmasının ardından “Bir Soru Olarak Kürt Sineması” adı altında konferansın ilk oturumu gerçekleştirildi. Diyarbakır Sinema Kulübü üyelerinden Kemal Yıldızhan’ın yönettiği oturuma, Hîsen Hesen Êlî, Hişam Zaman ve Mîraz Bezar konuşmacı olarak katıldı. Yaklaşık dört saat süren ve ilginin büyük olduğu panelde, Kürt yönetmenlerin egemen sinemadan hangi yönleriyle ayrıldıkları, sinema tanımları ve Kürt sineması önündeki engeller tartışıldı. İzleyicilerin de büyük katkı sundukları oturumda, Kürt sineması önündeki engellere değinildi. Kürt sinemasının gelişmesi için dört parçaya ayrılan Kürt yönetmenlerin deneyimlerini paylaşacağı alanlar oluşturulmasının yanı sıra belediyeler başta olmak üzere bu yönde çalışma yürüten kurumların sinema fonları oluşturmaları gerektiğine vurgu yapıldı.
BEZAR: ‘DÜNYAYA KÜRTLERİ DUYURUYORUM’
Oturumun ilk konuşmasını yapan Min Dît’in yönetmeni Miraz Bêzar, “Biz Kürt sinemasını tanımlamak istiyorsak önce sinemamızı tanımalıyız” diyerek söze başladı. Sinemayı sinema yapanın içinde olduğu koşullar olduğunu belirten Bezar, bu nedenle Kürt sinemasının yönetmen sineması olduğunu ifade etti. Kürtlerin sinemasının Kürt halkı gibi dört parçaya bölündüğünü belirten Bezar, “Bu da kaçınılmaz bir olgu olarak Kürt sinemasının rengini belirliyor. Kürt sineması, Kürt halkı gibi farklılıkları içeriyor” dedi.
Kürt sinemasının yeni yeni yürümeye başladığını belirten Bezar, “Yılmaz Güney Kürt olarak ifade edemedi kendisini. Yönetmen kişiliğine büründü. ‘Yılmaz Güney Kürt yönetmen değil mi’ gibisinden bir soruya elbette o dönemin koşulları içinde baktığınızda doğru yanıtı bulabiliriz” dedi. Yönetmen Bezar, kendisinin diaspora Kürdü olduğunu ve yaptığı sinemanın da göçmen sinemasının bir parçası, onun bir yüzü olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Bezar, “Beni ilgilendiren Kürt halkının mücadelesidir, toplumsal sınıfsal sorunlardır. Ben kendi dilimde Almanya’daki sınıfsal ilişkileri de anlatmak isterim” dedi. Bezar, Kürt sinemasının yalnız olduğunu ve ciddi dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu belirterek, prodüksiyon koşulları, dolaşım ve destek alma konusunda yalnız olduğunu ifade etti.
SİNEMA POLİTİKTİR
Avrupa’da ses getiren kısa filmler yapan Hişam Zaman ise yaptığı filmlerin içeriğine değinerek şöyle konuştu: “Ben Kürt diliyle dünyaya Kürt halkının kültürel, ahlaki ve toplumsal değerlerini duyurmaya çalışıyorum ama evrensel bir dil ile. Bana göre insanların nereden geldikleri önemli değil, bir kültüre bir coğrafyaya değen insanların kültürlerini anlatmak önemli. Sinema sonuçta politiktir. Ben de hem yaşadığım ülkenin, hem de geldiğim, ait olduğum halkın kültürel kodlarını taşıyorum.”
Norveç’te birçok şeyi anlatmanın daha kolay olduğunu, ancak yine de kendisini tam özgür bir şekilde ifade edemediğini belirten Zaman, Kürt filmlerine ilişkin tanımlara değindi: “Ben bir ağaç gibiyim, kişiliğim ağaç gibi, ağacın yerini değiştirin ağaç aidiyetini bilir. O toprağı bilir.” Kürt filmlerinin önündeki en büyük engellerin dolaşım ve prodüksiyon koşulları olduğunu dile getiren Zaman, “Filmler İran sineması, Irak filmi olarak gidiyor, ama Kürdistan filmi olarak gitmiyor. Benim yaşadığım Norveç’te filmlerim Kürt filmi olarak gitmiyor, Norveç filmi olarak gidiyor” dedi.
Hîsen Hasan Êlî de, Kürt yönetmenlerin dayanışma içinde olması gerektiğine işaret ederek, “Önemli olan bizim tek sistem etrafında bir araya gelmemiz. Sinemamızı bu şekilde güçlendirebiliriz” şeklinde konuştu.
(DİYARBAKIR)
ÖNCEKİ HABER

‘6 Coğrafya 6 Film’ okumaları yapıldı

SONRAKİ HABER

Leyla Güven’in açlık grevi 193'üncü, ölüm orucu da 20’nci gününde

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa