BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Bugün 12 bin dolayında TEKEL işçisi, Ankara’da, AKP Genel Merkezi önünde toplanarak eylem yapacak.


    Bugün 12 bin dolayında TEKEL işçisi, Ankara’da, AKP Genel Merkezi önünde toplanarak eylem yapacak.
    Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel, dün basına yaptığı açıklamada; “Eylemin işçilerin talepleri kabul edilinceye kadar sürdürüleceğini” söyledi.
    Yıllardır TEKEL’i tasfiye etmek için özelleştirme silahını kullanan ve önce içki fabrikalarını, sonra da sigara fabrikalarını kapatan ya da özelleştirerek özel sektöre peşkeş çeken hükümet, şimdi de “Artık tütün işleme fabrikalarına gerek kalmadı” diyerek, TEKEL’in tütün işleme fabrikalarını kapatıp TEKEL’e en büyük darbelerden birini daha vurmak istemektedir.
    12 bin işçi için ise hükümetin çözümü, bundan önce özelleştirilen iş yerlerinin işçilerine yaptığı gibi, 4-c statüsünde çalıştırmaktır.
    4-c’li personel çeşitli devlet kuruluşlarında, “kapıcılık”, “temizlikçilik”, “bekçilik” gibi işlerde çalıştırılmaktadır. Asgari ücret kadar bir ücret alan ve sendikalaşma hakkı bile olmayan bu personele oradaki görevliler, onur kırıcı biçimde davranmakta, “Ayak işleri görmek için gönderilmiş”, “İşletmenin kamburu” personel muamelesi yapmaktadır. Dahası 4-c’li personel, bir yıl içinde 10 ay çalıştırılıyor ve emekliliğe sayılan sigortalılığı da çalıştığı süreyle sınırlı.
    Sendika artık, “İşyerlerimiz kapanmasın” demiyor; işçiler başka yerlere aktarılırken özlük haklarının kaybolmamasını istiyor; ücret ve öteki bakımlardan hak kaybına karşı çıkıyor. Bugünkü eylemin amacı da hükümeti uyarmak, eğer 4-c ısrarı sürerse, eylemlerin de süreceğini bir kez de alandan ve 12 bin işçinin ağzından haykırmak.
    Elbette buraya bir günde ya da bir yılda gelinmedi. Tersine TEKEL adım adım tasfiye edilirken işçiler de; Urfa’dan Adana’ya, Adana’dan Bursa’ya, Bursa’dan Samsun’a, Tokat’a, …göçe zorlandı. Aileler parçalandı, Urfa’da evi olan hamile kadın işçileri bile hükümet, il il dolaştırmaktan çekinmedi. İstendi ki, işçiler bezsin işi bıraksın gitsin!
    Deyim yerindeyse, özelleştirme ile başlayan süreç, TEKEL işçisi için bir sürgün ve zulüm dönemi de oldu.
    TEKEL’in yaprak tütün işleme fabrikalarının işçileri, kendilerini bir devlet kölesi derekesine düşürecek olan 4-c statüsünde çalışmaya razı olmadıkları için, günlerdir İstanbul’dan Adıyaman’a, Diyarbakır’dan Adana’ya sürdürdükleri eylemleri bugün Ankara’ya taşıyacaklar.
    Elbette 4-c statüsü bir köle statüsüdür. AKP hükümetleri ve öteki sermaye hükümetlerinin işçilere layık gördüğü statü budur! Ancak, 4-c sadece sermaye hükümetlerinin değil aynı zamanda sendikal hareketin, mevcut sendikal konfederasyonların da sorumluluğu, mücadeleyi göze almamalarının bir sonucu olarak işçilerin boynuna geçirilmiş bir “lale”dir(*). Onun içindir ki işletmeler birer birer özelleştirilirken, sadece o anda özelleştirmeden mağdur olanlar bağırıp çağırmış ama diğerleri bir kurbanlık gibi sıranın kendilerine gelmesini beklemişlerdir.
    TEKEL’de, işlerin bugüne gelmesinde; işçinin özelleştirmelerin, kendilerine dokunmayacağı, devletin tütün işletmelerini koruyacağı, en fazla da yetkililerin işçilerin haklarının korunacağına dair verdikleri sözlere inanılması rol oynamıştır .
    Bu nedenledir ki TEKEL işçileri yakın geçmişteki mücadelelerinde, “İşimizi ve işletmelerimizi kapattırmak istemiyoruz” diye, ülke ekonomisini savunan, ya da özelleştirmeye karşı çıkarken pek çok başka işçinin ve genel olarak halkın talepleriyle birleşirken, bugün işçiler, “Bizi başka bir kuruma aktarın ama hak kaybımız olmasın!” köşesine sıkışmışlardır.
    Her halde Tek Gıda-İş Sendikası başta olmak üzere her iş kolundan sendikalar ve her kademeden sendikacılar, bugün mücadelenin önünde yer alan işçiler, olanlardan ders almalıdır.
    TEKEL’in 12 bin tütün işleme işçisinin sadece haykırışına, isteklerinin haklılığına değil onların mücadelesinden çıkan derslere de kulak verelim.

    (*) Lale: Kölecilik çağında, kölelerin boynuna geçirilen metal halka! Bu halka hem kölelik alameti hem de köleleri bağlamaya yarayan bir aletti.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net