15 Aralık 2009 00:00

İşçiler müdahale etmeden Kürt sorunu çözülemez

Emek Partisi tarafından önceki gün düzenlenen İşçi Kurultayı’nda Kürt sorunu tartışıldı.

Paylaş

Emek Partisi tarafından önceki gün düzenlenen İşçi Kurultayı’nda Kürt sorunu tartışıldı. Çoğu genç, 200’ün üzerinde işçinin katıldığı kurultayda, emekçiler müdahil olmadığı sürece Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözümün sağlanmayacağına dikkat çekildi. Kurultayda, sendikalara soruna sahip çıkma çağrısı yapıldı.
TÜM SEKTÖRLERDEN İŞÇİLER
Kürt sorununu işçilerin tartıştığı bu ilk kurultaya Metal, Tekstil, Petro-Kimya, Haberleşme, Ulaşım, Telekom, Belediye, Tersane, Deri, Karayolları, Matbaa, Kağıt, Gıda, Enerji, Büro, Liman gibi işkollarından, onlarca fabrika ve işletmeden işçiler katıldı. Yol-İş 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Ercan, Eğitim Sen 3 No’lu Şube Başkanı Nebat Bukrek, SES Aksaray Şube Başkanı Songül Beydilli, SES Şişli Şube Başkanı Rabia Tuncer, Haber-İş 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, Tüm Bel-Sen 1 No’lu Şube Başkanı Kadri Kılıcı, Tüm Bel-Sen Genel Merkez Yöneticisi Nurettin Kınık, Petrol-İş 1 No’lu Şube Başkanı Reşat Tüysüz, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel ile parti yöneticileri de kurultaydaydı.
İŞÇİLER SİYASİ OLARAK DA ÖRGÜTLENMELİ
Açılış konuşmasını EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek yaptı. Egemen güçlerin emekçileri karşı karşıya getirmeye çalıştığına değinen Gerçek, “Her birimiz farklı bir sermaye partisinin oy deposu olmuşuz. Kendi meselelerimizin yeterince farkında değiliz. Yapmamız gereken bu ülkenin işçileri, emekçileri, ezilenleri olarak örgütlenmektir. Bir yandan sendikalarımızı güçlendirmek, güçlü mücadele örgütleri haline getirmek, diğer yandan da siyasi olarak örgütlenmektir” dedi.
Ardından söz alan Gıda-İş Genel Sekreteri Seyit Aslan da “Unutmayalım ki, daha birkaç gün önce Bursa’da 19 işçi kardeşimizi iş cinayetiyle ölüme mahkum edip, bizleri onların acısıyla baş başa bırakanlarla, Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar edip, Türk ve Kürt halklarını ölümlere ve acılara mahkum edenler aynı egemen güçlerdir.
Özellikle Türk kökenli işçiler olarak bu gerçeği görüp, Kürt sorununu kendi sorunumuz olarak kabul edip, çözümü için mücadeleyi, demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele almalıyız” diye konuştu.
Söz alan işçiler ise fabrikalarda Kürtlerin haklarını konuşmanın zorluğuna dikkat çektiler. Medya ve yönetenler nedeniyle Türk emekçilerinin Kürt halkının kimliği, tarihi ve ne istediğine dair bilgisiz kaldığına değinilen konuşmalarda, sendikaların Kürt sorununda demokratik çözümü sahiplenmemesi, hatta kimi sendikacıların ırkçı politikaların peşine takılması eleştirildi. Kürtlerin siyasi partilerini kapatanların yarın sendikaları da kapatacağı uyarısı yapılarak, Kürt sorununun tüm emekçilerin sorunu olduğu vurgulandı.
HANGİ YOLU SEÇECEĞİZ?
Kurultayın kapanışında ise EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek konuştu. Sömürü ve baskıya karşı mücadelenin yolunun aynı olduğunu vurgulayan İmrek, şunları söyledi:
“Kürtler; Kürtlerin temsilcileri biz, eşit ve özgür bir halk olarak, Türk halkıyla birlikte yaşayarak ilerlemek ve daha iyi bir dünya kurmak için mücadele ederek bu sorunu çözmek istiyoruz diyorlar. Ama ‘hayır, siz de kim oluyorsunuz?’ diyen egemenlerin anlayışı devam ederse, Kürtler şöyle de demek zorunda kalacaklardır: O zaman biz sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Dünyadaki tarihi gelişmelere baktığımızda bu iç karışıklıktır, kaostur, halkaların birbirine düşmesidir. Kürtlerin buna zorlanmamasının yolu, başta Türk işçilerin ‘Kürt işçiler benim kardeşimdir ve Kürt işçilerin sorununu ben canla başla çözmek için elimden geleni yapacağım’ dememesi lazım. İşçiler fabrikalardan çıkabilmeli, gidip DTP’yi ziyaret edebilmelidir. İşçiler bu sorunu hiçbir önyargıya sahip olmadan, sınıf bilinciyle ele alır ve bu mücadeleyi sürdürürlerse, demokratik Türkiye’nin yolunu açmış olacağız.”
(İstanbul/EVRENSEL)

BU KURULTAY MECLİS’E DERS OLSUN
Erdem Acar (Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı): Meclis’in başaramadığını burada genç işçiler başardı. AKP açılım dedi, bir arpa boyu yol almadıklarını gördük. Kırmızı çizgiler deniyor. İşte işçi gençler burada kırmızı çizgileri aştılar. Türk ve Kürt emekçileri birlik olursa bu sorunlar çözülür. Ama çözüm emekçilerin dışında kalırsa o zaman çözemezsiniz. Buradan çıkacak sonuç bildirgesi mutlaka Mecis’e gönderilmeli. Belki oradakiler bu bildirgeden bir ders çıkartırlar. Sendikalar sizin kadar yürekli değiller. Sizin kadar tartışamıyorlar. Soruna müdahil olan partileri kapatıyorlar. Ama bu sorunu tartışmak isteyenleri susturamazsınız. kapatılma kararı siyasi bir karardır. Demokrasi ve barış mutlaka zafere ulaşacaktır. Susturulacaksa, partiler değil silahlar susturulmalıdır.

BİRBİRİMİZE GÜVENMELİYİZ
Bir Siemens işçisi: Bursa’da ölen işçiler için kimse acaba Türk müydüler Kürt müydüler diye düşündü mü? Tokat’ta 7 asker öldüğü zaman da kimse bunların ırkı neydi demedi. Türk Metal’in örgütlü olduğu fabrikalarda eskiden Kürt kelimesini bile edemezdik. Ama artık kanın durması gerekiyor diyor işçiler. Ama barışı sağlamak çok zor. İşyerinde 6-7 işçi bu sorunu tartıştık. Hiçbiri Kürt değildi. Karşımıza çıkan herkesle konuşma kararı aldık. İşçiler birbirine güvenirse birleşebiliyorlar.
Ercan Karaman (Sinter Metal işçisi): 360 gündür direnişteyiz. Bizi işten atarken Laz, Çerkez, Kürt ayrımı yapmadılar. Bu hükümet, Türk ve Kürt işçisini birbirine düşürdü. Halkı sokağa dökmek istiyorlar. AKP açılım diyor ama hiçbir adım atmıyor. Sendikalar net tavrını ortaya koymuyor. Önemli olan Türk emekçilerinin çözümü tartışmasıdır. Biz bu soruna ne kadar sahip çıkıyoruz? Kürtlerden daha çok tartışmalıyız. Bir kitle hareketine dönüştürmeliyiz.
Murat Yılmaz (Elektrik işçisi):
Direnişte olan işçilere “terörist” deniyor. Basın açıklaması yapmak isteyen öğrencilere linç girişiminde bulunuluyor. Bütün bunlar Kürt sorununun hepimizin sorunu olduğunu gösteren gelişmeler. Bu yüzden bu türden toplantılar daha fazla yapılmalı.


GENÇLER TARİHİ ÖĞRENSİN
Emine Aslan (Desa direnişçisi):
Karadenizli olduğum halde fabrika önünde direnirken benim yanımda en çok duran, beni en çok destekleyen Kürt arkadaşlardı. Komşular da gördü. Bu kan ve vahşet niye? Evlatlarımızın ölmemesi için işçiler olarak bir araya gelmek zorundayız. Biz işçi arkadaşların arasında bir ayrım yok. İşçi sınıfının bu sorunu çözmesi lazım. Çanakkale’de Türkler şehit verirken Kürtler de can vermedi mi? Tek başımıza mı aldık? Gençlerimiz tarihe dönsünler, kimler el ele vermiş de Türkiye’yi nasıl kurtarmış? Benimle savaş ettin ama şimdi ben seni hiçe sayıyorum. Biz sahip çıkmalıyız, sendikalar duyarlı olmalı. DTP’yi kapattılar. Elimize ne geçecek? On sene daha karanlık olacak.
Uğur Maco (gıda işçisi): 16 saat çalıştım, 24 saattir uykusuzum, buradan da işe gideceğim. O yüzden toparlayamıyorum kusura bakmayın. Ekonomi IMF’nin elinde, yönetime gelince ABD sağ olsun başımızda kilometrelerce öteden yönetiyor bizi. DTP’yi de kapattılar. Türk-Kürt kardeşsek bir an önce çözmemiz lazım bu sorunu.
Leyla Güzel (Tekstil işçisi): Çağlayan’da teksilde çalışan Kürtler çok. Ülkemizde insanlar her şeyden korkuyor. Ne işçiler ne işsizler bir araya geliyor. Türk-Kürt ayrımı yapılınca da daha kötü oluyor. Türk işçisi de Kürt işçisi de aynı, Türk patronuyla Kürt patronu da aynı. Kürt işçileri işyerinde konuşmaktan kaçınıyor. Tartışma büyüyünce bir birleşme olmuyor.
Öznur Keskin (Tez Koop-İş 4 No’lu Şube Yöneticisi): Biz yıllardır fabrikalarda, mahallelerde birlikte yaşıyoruz. Bizi Türk-Kürt diye bölmeye çalışıyorlar. İşçiler bölününce ortak bir karar verilemiyor. Sözleşme dönemlerinde sorun oluyor, iyi sözleşmeler yapılamıyor bu yüzden. Sendikalar, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığını bırakmalıdır.

SORGULAMAK ZORUNDAYIZ
Erkan Tepeli (Tersane işçisi):
Sendikaların tutumunu sorgulamalıyız. Fazla nezaketli de davranmayalım. İşçi olarak biz bunu sorgulamak zorundayız.
Mustafa Durukan:
Fabrikalarda Kürt sorunu, CHP ne dedi MHP ne dedi diye konuşuluyor. Kürt açılımı AKP’nin güneydoğu’yu alma planı olarak görülüyor. Bir AKP’li var, sabahtan akşama kadar propaganda yapıyor. Kürt işçi ile birlik olmadığımız zaman bir tane eksiğiz demektir. Biz de bu konuyu fabrikada konuşmak, anlatmak zorundayız.
Olcay (PTT işçisi):
Açılımın tasfiye etmek olduğu ortaya çıktı. Benim işyerimde şehit cenazeleri tartışılıyor.
Türk kökenliyim, Kürtlerin geliniyim ben tartışamadım. Gazi’de oturuyorum. Komşumuza dahi yaşananlara anlatamaz durumdayız. Özellikle eylemlerde kırılıp döküldüğü zaman sorun oluyor. Özellikle sendikaların bu tartışmalara müdahale etmesi gerekiyor.
Nermin Kılıç:
Fabrikalarda işçiler oy verdikleri partilerin açıklamalarını konuşuyorlar. Irkçı yaklaşımlar oluyor. Hâlâ Kürtlere yönelik bakış açılarında sorunlar var. Kendisine solcu diyenler bile Kürtleri suçlu görüyor. Ben Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorum.

BAŞARMAK İÇİN BİRLİKTE OLMALIYIZ...

Ferit Yalçın: Bu sorun neresinden tutsan elinde kalır, her yerde konuşamıyorsun. Çünkü Kürt haindir, ekmek yediği çanağa tekme vurur! Böyle düşünenler de haklı. Kürt nedir? Ateşten mi çıktı nereden çıktı? İtalyan kimdir, Fransız kimdir herkes biliyor da Kürtlerle ilgili bir şey bilen var mı? Okulda Kürtlerle ilgili bir şey öğrenmiş miyiz? Biz yeteri kadar çalışmamışız, işçileri bu konuda zorlamamışız. Yunanistan’da Fransa’da sokaklar alev alev, Kürt mü var orda? Mutsuz insanlar var. Kürtleri de Diyarbakır Zindanı’ndan Kandil’e yolladılar. İşçiler olarak bu sorunu tartışmamız ama gerçeği ile tartışmamız gerekiyor. Emekçiler gücünü ortaya koymuş değil. Bir an önce kendi çözüm yolumuzu dayatmamız lazım.
Ufuk Bostancı: Diyelim ki 3 sene sonra Kürt sorunu bitti, bütün sorun bitecek mi? Hayır bitmeyecek. Sadece Kürt sorunu yetmez. Bütün sorunları bir arada çözmek için bir araya gelmemiz lazım.
Özal Maço: Büyük bir demokrasi sorunu yaşıyoruz. Bir grup azınlık istediği gibi dünyayı yönetiyor. Bizim sorunumuz sermayedir.
Ferdi Dalgıç (Telekom işçisi)
Birileri bizi birbirimize düşman etmek istiyor. Kan dökerek sorunu çözeceğimize inanmıyorum. Birlik olarak çözebileceğimize inanıyorum.

SENDİKALAR TARAF OLMALI

Hamdi Gökdeniz (Karayolları işçisi): Bağlı olduğumuz sendikalar birer taraf olarak bu sorunu tartışmadılar, işçilerin tartışmasını da istemediler. Başkanlar Kurulu toplantısını Diyarbakır’da yaptılar ama kanın durması için yeteri kadar çalışmadılar. Şırnak yerle bir edilirken ses çıkarmadılar. Hatta linç girişimlerinde rol oynadılar. Ergenekon çeteleri ile darbecilerle kol kola girdiler. Sermayenin yedeğindeki sendikacıları alaşağı etmeliyiz. Kurultayı düzenleyenleri alkışlıyorum. Kürtlerin siyaset hakkı ellerinden alınıyor, anadil hakkı kanla bastırılıyor. Bir işçi olarak gönlünüz elveriyor mu? İşçiler olarak sessiz kalamayız. Bir irade ortaya koymalıyız. Yerel şubeler platformları, işyerlerinde bu konuyla ilgili faaliyet yürütmeli. Sendikalardan, işçi temsilcilerinden oluşan büyük bir heyet, Kürt illerini ziyaret etmeli.
Erkan Sever (Bağcılar): 12 yıllık işçiyim. 12 saat çalışıyorum. İşyerimde sağcısı var, solcusu var, Alevisi var, Kürdü var... Birlikte alın teri döktüğümüz yerlerde bizi kullanıyorlar. Onlara bizi kullanma fırsatı vermeyelim. Birleşelim, güçlenelim. Sendikaların bize yardımcı olması lazım. Eleştiriyorum sendikaları.
Beko fabrikasından bir işçi: Fabrikalarda işçiler A partisi bunu dedi, B partisi şunu dedi diye tartışıyor. Fabrikalarda bu konu sadece partilerin sorunu gibi tartışılmamalı, emekçilerin sorunu olarak da konuşulmalı. Partiler zaten 80 yıldır bu sorunu çözmek istememişlerdir. Kan dursun diyen devlet MKE silahlarını 12 ay taksitle satmaz!
Bu sorun işçiler tarafından tartışılmalı. İşçi arkadaşlarımıza şunu söylemeliyiz; hakkını arayan insan dinlenmeli, anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu Anayasa değişmelidir, çünkü çözüm yollarını tıkamaktadır. Bugün DTP’yi kapatan yarın sendikaları da kapatır. Daha önce de bunlar yaşandı.
Cengiz Akgül (Deri işçisi):
Kendi işyerimde Türklerle Kürtler beraber çalışıyoruz. Bazen işyerinde bölünmeler oluyor ama ben Karadenizliyim, yedi yıldır birlikte çalıştığım Kürt arkadaşlarım beni işyerine temsilci yapabiliyorlar. Açılım tartışmaları insanları birbirine düşman etti. Herkes elini taşın altına koymazsa, tek yumruk olmazsak bu sorun çözülmez. Sermaye Kürt işçiye de Türk işçiye de aynı muameleyi yapıyor. Var mı bizim birbirimizden başka dostumuz?
Savaş (kargo işçisi):
Halklar birbirine düşürülüyor. İşçileri, emekçileri zamlara karşı sokaklarda göreceğimiz yerde hak isteyen insanlara karşı saldırıları görüyoruz. Halbuki fabrikada asgari ücret yükseltilsin diyen işçiyle anadil hakkı isteyen işçi aynıdır.


DEĞİŞİMİ SAĞLAMAK İÇİN CESARETLİ OLMAK ZORUNDAYIZ

Serkan Tan (Tersane işçisi): İşçi sınıfının sorunlara daha fazla müdahil olması gerekir. Eskiden işçilerin daha fazla müdahil olduğu zamanlar vardı ama bu bırakıldı. İşçiler susmazsa, süreç de değişebilir. Tersanelerde en ağır koşullarda çalışıyoruz. Örgütlenmeye çalışınca hemen “bunlar terörist” deniyor. Kürt sorunu ile ilgili yapılan tartışmalardan haliyle işçiler de etkileniyor. Böyle olunca da biz susuyoruz; karışmayalım, sorun çıkar diyoruz. Ama biz geri bastıkça her geçen gün haklarımızı kaybettiğimiz ortada. Tersane tuvaletlerinde bile Kürt sorunu tartışılıyor, işçiler düşüncelerini yazıyor. Bu yüzden bu tür işçi toplantılarını daha fazla yapmalıyız.
Nebi Kasım (Tekstil işçisi): Bir Kürt genciyim. Bazı illerde saat 4’ten sonra sokağa çıkamıyorduk. Böyle yetişen milyonlarca genç gurbet yollarına düştü. Biz fabrikada mart ayında eylem yaptık. Yüzde 95’lik bir katılım oldu eyleme. Ve bazı sorunları çözmeyi başardık. Hepimiz Kürt değildik. Eskiden yarın çalışma var geleceksin derlerdi. Şimdi yarın çalışma var gelmek istiyor musun diyorlar. Çoğunluk biziz. Biz tüm halkların kardeşliğini başarmak zorundayız.
Deniz (Metal işçisi): İşyerimde bir arkadaşım var, MHP çizgisinde olan arkadaşları çatışmada ölmüş. Bana “sende PKK ruhu var” diyordu. Ama ben tartışmaktan hiç kaçmadım. Önce bana “sen farklı bir Kürtsün” dedi. Hayır ben farklı değilim. Bu yapılanlar sana da yapılsa sen de aynı şekilde davranırsın dedim. 6 ay sürdü böyle tartışmalarımız. DTP’lilere terörist diyordu ama bir gün DTP’lilerle karşılaştı. Baktı hep barıştan bahsediyorlar. Dedi “bize DTP’liler farklı anlatılıyor, bunlar sadece barıştan bahsettiler”. Karşı taraf ciddi propaganda yapıyor biz de inatla savunmalıyız. Bizim tartışmalarımız 8 ay sürdü ama arkadaşım sonunda değişti. Tutarlılığımızla, dürüstlüğümüzle, emeğimizle bu değişimi sağlayabiliriz. Cesaretli olmamız lazım.

SONUÇ BİLDİRGESİ:
Yapılan tartışmalar sonucunda şu kararlar alındı:
1- Tüm kışkırtmalara karşı tutum almak, Kürt ve Türk kökenli işçilerin birliğini güçlendirmek ve aralarındaki birliği sağlamak açısından, Kürt sorununu tüm işletmelerde tartıştırmak ve kurultay sonuçlarını fabrika ve işyerlerine taşımak.
2- Kürt ve Türk kökenli halkların birleşmesinde işçiler olarak görev ve sorumlulukla hareket etmek, kardeşleşmeyi güçlendirmek, Kürt sorununun demokratik çözümünü gerçekleştirecek çalışmaları işyerlerinde örgütlemek.
3- İşçiler, aralarına sokulmak istenen ayrılıklara; Kürt, Türk, Alevi, Sünni kışkırtmalarına prim vermeyecektir. Kökenlerine ve inançlarına saygı göstererek, eşit haklara sahip olmayı kabul ederek, bunun egemen hale gelmesi için bir çalışma içinde olacaktır.
4- Sendikaların işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda taraf olmaları için çaba gösterilecek, sermaye partilerinin sorunu şoven ve ırkçı temelde ele alarak kışkırtmalarının önüne geçmek için sendikaların barış ve demokratik çözüm için tutum almaları istenecek.
5- Kürt ve Türk kökenli halkların eşit haklar temelinde yaşamalarını, dillerin eşitliğini savunmak, Kürt halkının anadilde eğitim hakkının tanınması gibi talepleri, kendi taleplerimiz olarak sahiplenip; başta işyerlerimiz olmak üzere, bütün alanlarda bu temel taleplerin gerçekleşmesi için mücadele etmek.
6- Silahların susması, operasyonların son bulması, çatışmaların ve ölümlerin durmasını sağlamak, barış ve diyalogun yolunu açmak için çalışma yapmak ve çağrıda bulunmak.
7- Halkların kardeşliği ve gönüllü birliğinin teminatı, demokratik bir Anayasa ile Kürtlerin haklarının güvence altına alınmasıdır. Tam hak eşitliğine dayanan, tüm hak ve özgürlükleri güvence altına alan yeni bir anayasanın çalışmalarını yapmak.
8- Özellikle Türk kökenli işçiler olarak, Kürt sorununu kendi sorunumuz olarak görüp, kendi sorunumuz olarak kabul edip, çözümü için mücadeleyi, demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele almak; barış ve kardeşliği güçlendirmek için, siyasal ve ayrımsız bir genel af yasası çıkartılması talebini yükseltmek.
9- Silahlanmaya harcamama yapılmamalıdır. Sağlığa, eğitime ve yeni istihdam alanlarına yatırım yapılması için mücadele etmek.
10- Sendikalar ve işçiler olarak barış ve demokratikleşme mitingi düzenlenmeli.
11- Sendikacılar ve aydınlardan oluşan barış komiteleri kurulmalı. Devlet sendikacılığı anlayışı terk edilmeli, soruna işçilerin ve halkların çıkarları doğrultusunda aktif müdahale sağlanmalıdır. Sendikacılardan ve işyeri temsilcilerinden heyetler oluşturmak ve Kürt kentlerine ziyaretler gerçekleştirmek.
12- Kürt illerinde istihdamı artırmak, hayvancılığı ve tarımı desteklemek, özelleştirmeleri durdurmak için devleti sorumluluğa çağırmak.
13- Kurultay, DTP’nin kapatılmasını kınar. Özgürlükler önündeki engellerin kaldırılması için mücadele eder. Siyasi partileri kapatan bir anlayışın sendikaları da kapatacağını ifade ederek, baskıya ve antidemokratik yasalara karşı olduğunu belirtir.

ÖNCEKİ HABER

Dökülen kandan siz sorumlusunuz

SONRAKİ HABER

Ekofest’te çevre mücadeleleri konuşuldu: Mücadeleleri birleştirmek gerek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa