Bir sanayi havzasında kriz günlüğü  2

Bir sanayi havzasında kriz günlüğü 2

Kriz, işçileri derinden etkiliyor.


SUNU: Kriz, işçileri derinden etkiliyor. İşsiz kalıyorlar, ücretlerini geç alıyorlar, işlerini kaybetmeme adına, her türlü ağır çalışma koşullarına boyun eğiyorlar. “Bir işim var, buna şükür” diyenler azımsanmayacak sayıda.
İşçilere göre patronlar krizden etkilenmedi, işlerini “takır takır” yürütüyorlar. Bu tezlerini, “Onların yaşamında değişiklik olmadı. Geçmişteki yaşamları aynı devam ediyor. Her türlü harcamalarını yaparken tasarruf etmiyorlar. Tasarruf ettikleri tek şey, işçilerin ücretleri ve çalışma koşulları” fikrine dayandırıyorlar.
Gerçekten öyle mi? Bu sorunun yanıtını bulmak için dosyamızın bugünkü kısmında Esenyurt ve Kıraç’taki fabrikalara yakından bakıyoruz.

Kârlı çıkan yine patronlar oldu
Kıraç’ın en önemli fabrikalarından Sunset (Günkar), bölgenin en eski işletmelerinden birisi. Tüm sezon aralarında işçileri çıkarmakla ünlü bir işletme. İşler azaldığı anda hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan, “aç kalmış, dışarıda kalmış” demeden işçilerini rahatlıkla işten atan işletme olarak bilinir.
Krizden sonra Sunset’te durum ne? Eski makinelerini Adıyaman’da yeni kurduğu işletmeye gönderiyor. Kıraç’ta bulunan fabrika tam otomatik, en son teknolojinin kullanıldığı makinelerle donatılıyor. Nakış ve baskı ful çalışıyor, boya ve yıkamada iş, mayoda üretim artmış durumda. Adıyaman’a bir işletme, Ankara’ya yeni bir merkez kuran, atılım üstüne atılım yapan Sunset’in işçileri için aynı “parlaklık” söz konusu değil. İşçiler iki buçuk yıldır zam alamadıklarını söylüyorlar. “Bu duruma neden karşı çıkılmıyor” sorumuza “Kriz ve işsizlik insanların gözünü korkutuyor” yanıtını alıyoruz.
Eylemlerle gündeme gelen Baydemirler’e bakıldığında farklı bir tablodan bahsetmek imkansız. Üç aylık ücretler içeride... Bu durum işçiler üzerinde baskı oluşturmanın aracı haline getirildi. Bu uygulamayı adeta kural haline getiren patron, ‘sinekten yağ çıkarıyor’. İşçilerin üç aylık ücretlerini içeride tutan Baydemirler, yeni yatırımlar yapmaktan da geri durmuyor. Son dönemde Mısır ve başka ülkelerde yatırımlar tam gaz devam ediyor.
İşçilere iki yıldır zam yok. Kiriz sonrası ortaya çıkan gelişmelerden işçilerin örgütlenme talebi, işten atmalarla bastırıldı. Fabrikaya işçi alırken, en az iki ücretlerinin içeride bekletileceği, buna uyanların gelip çalışabileceği söyleniyor.
BU MU İYİ?
Türk Metal Sendikası’nın iyi bir sözleşme yaptığını iddia ettiği Mercedes’te durum nedir?
Mercedes’te TİS sürecinde yapılan zamlar, tümüyle erimiş durumda. Fabrikada ücretsiz izin uygulamaları henüz yok. İşletmede önemli oranda taşeronluk sistemi etkili... Fabrikada yeni bantlar konulması için çalışma vardı, ancak şu anda bunlar hayata geçmiş değil. İşçilerin erzak ve kimi sosyal haklarının geriletilmesi konusunda işverenlerin çıkışları var. Fabrikanın 13 Aralık ve 13 Ocak arasında bir aylık izin uygulaması yapacağı söylentileri dolaşıyor. Muhtemelen bu söylenti gerçeğe dönüşecek. Çünkü, bugüne kadarki gelenek, önce söylentinin yayılması, ardından söylentinin hayat bulması şeklinde... Fabrika içinde işçilerin uzun süredir talep ettikleri kreş de henüz hayata geçirilmedi.
İşçiler, “Üret artışları gelen zamlarla eridi gitti, bu mu iyi sözleşme” diye soruyorlar.
ARÇELİK’TE ÜRETİM ARTTI
Kriz gerekçesi ile yüzlerce işçinin işinden edildiği Arçelik fabrikasında üretimde ciddi bir artış söz konusu. 3 vardiyadan tek vardiyaya dönen fabrika, şimdilerde üretimdeki artışla birlikte 2 vardiya sistemine döndü. Yeni işçilerin alındığı fabrikada yılbaşı ile birlikte işten atmalar olacağına dönük söylentiler işçiler arasında dolaşıyor. Yoğun mesailerin olduğu fabrikada, yılbaşlarında genelde işçi çıkışlarının yaşandığını belirten işçiler, iş güvenliği istiyorlar.
Krizden hiç etkilenmeyen Gezer ayakkabı ve terlik fabrikası da üretimini artıran fabrikalardan birisi. Özellikle son bir yılda hem iç piyasa satışı hem de ihracatında önemli artışlar yaşandı. İşçi giriş ve çıkışlarının en çok yaşandığı işletmelerin başında geliyor. Fabrikada ücretler asgari ücreti geçmemekle beraber, çalışma koşullarının ağırlığı bu hareketliliğin nedenini oluşturuyor.

KRİZ VURDU FATURA İŞÇİYE ÇIKTI
Krizin etkilediği fabrikalar da var. Bu fabrikalar krizden çıkış yolunu işçi kıyımında ve az işçiye çok iş yaptırmakta buldu. Yüksek kâr ettikleri dönemde kendilerine bu kârdan pay verilmediğine dikkat çeken işçiler ise tüm faturanın kendilerine ödetilmesine tepkili.
Bu fabrikalardan birisi Beybo. Bir yıl öncesinde 1000 işçinin 24 saat çalıştığı kumaş boyama fabrikasında, şimdi sadece 100 işçi çalışıyor. Yapılan çalışma tam kapasitede değil.
GİMSAN: Cıvata ve somun üretimi yapan, 150 işçinin çalıştığı işyerinde üretim durma noktasına geldi, şu an 20 işçiyle üretim yapan işletme, sürekli izinler uygulayarak sorunu çözmeye çalışıyor.
DEMES KABLO: Haftanın dört günü çalışıyor, üç gün izin uygulaması var. Şu anda ücretler tam alınıyor, fakat gelecekte ne olacağı belirsiz ve işçilerin endişeleri büyüyor.
SUNNY: TV ve müzik aletleri üretiminin yapıldığı fabrikada, yaklaşık bin işçi çalışıyordu, şimdi üretim oldukça eksik ve tam kapasiteli değil, işten çıkarmalar yaşandı. Şu anda üretim 500 kişiyle yapılıyor.
FLOKSEL: Fabrikanın önemli bir bölümü Çerkezköy’e taşınıyor. Üretimde daralma var, az işçiyle çok iş yapma kural haline geliyor.

ESNAF KAN AĞLIYOR

Ücretleri düşen ya da işsiz kalıp ücret alamaz hale gelen işçiler, alışverişi de kesiyor. Bu durum Esenyurtlu esnafı da krize sokuyor.
Enver Özer (Kahvehane sahibi): Milletin cebinde para yok. Tüp borcum var, veremiyorum. Elektrik borcum var veremiyorum. Sigaranın en adisini içiyorum, içinde 40 adet var, yani hepsi zehir. Günde 10 TL ancak kasaya giriyor, kira vermediğim için direniyorum, ancak nereye gideceğini bilmiyorum. Yetkililer kriz yok diyor, soruyorum; acaba kriz olsaydı halimiz daha nasıl olacaktı?
İsmet Dağ (Esnaf): Kahveye gelenlerin yarısı işsiz, seçimlerden bu yana kriz kendini etkili olarak hissettiriyor. 25 yıldır kahvehane işletiyorum, sürekli gelen müşterilerim var ve birçoğunun ekonomik durumu bugün çok kötü durumda. İnsanlar bir çay parası ödeyemez hale geldiler. Öyle ki, buraya ısınmak için gelen insanlar bile oluyor. Kahvehaneye gelenlerin yüzde 50’si işsiz bir çoğu da emekli, emeklilerde aldıkları maaşla geçinemiyorlar ve ek iş arıyorlar ama kimse iş imkanı bulamıyor. Çalışanların hali böyle olunca bu doğrudan esnafı da etkiliyor. Buranın idaresi için aldığımız emekli maaşını harcamak zorunda kalıyoruz. Eskiden böyle değildi, kazanıyorduk, insanlara yardım etme imkanımız da oluyordu; şimdi ise işyerimizi zor döndürüyoruz. Sattığımız çayın yüzde 50’sini veresiye veriyoruz, önceden bir esnaf zor durumda oldu mu aramızda dayanışma olurdu ama şimdi herkesin durumu kötü, yardımlaşma da bitti.

İKİNCİ EL REVAÇTA
Ümit Ay (Esnaf): Ben telefon satıyorum birde kontur. Şimdilerde insanlar son ana kadar bekliyor telefonuna kontur almak için. Aldığında da parça kontur alıyor, kimse bize gelip ‘ver 100 kontur yada 250 kontur’ demiyor. Önceleri telefon satışı iyi kötü oluyordu şimdi hep ikinci el almak istiyor insanlar. Taksitle almak isteyen müşterilerimiz oluyor veriyoruz ama ödeme alamıyoruz. Düşünün bu gün bir telefon ne kadar ki ama onu bile ödeyemez durumda insanlarımız.
Zeki Aydın (Esnaf): Bu bölge işçi bölgesi insanlar krizle birlikte birçoğu işsiz kaldı, evinin kirasını bile ödeyemiyor insanlar. Bir de zam üstüne zam yapılıyor. Alınan para asgari ücret zaten kira ödemeye yetmiyor. Yokluk içinde insanlar yaşamaya çalışıyor. Bizde sözde dükkânımız var ama gün oluyor ya hiç iş yapmıyoruz gün oluyor yaptığımız iş olursa da parasını alamıyoruz. Kimsenin kendi ihtiyacını karşılayacak durumu kalmadı.

KRİZİN YÖRE DERNEKLERİNE YANSIMASI

Krizin yansıması her alanda kendisini gösteriyor. Kıraç ve Esenyur’ta bulunan dernekler, geçmişte üye aidatlarını zor da olsa topladıklarını, şimdi bunu başarmalarının çok zorlaştığını söylüyorlar: “İnsanların cebinde beş kuruş yok, olsa da öncelikle diğer zorunlu ihtiyaçlarını düşünüyorlar. Dernek aidatı en son planda kalıyor. Kimi dernekler bu nedenle zor günler yaşıyorlar. Kriz nedeniyle köylerine geri dönen üyeleri olduğuna dikkat çeken dernekler, sorunların kısa vadede çözüleceğine inanmıyorlar.”
Bilal Bürke (Kıraç Kuruçeşme Trakya Kültür Dayanışma ve Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi):
Eskiden 100 üyemiz vardı, şimdi dernek aidatını veremediği için istifa edenler var. Sayımız 70’e indi. Aidat miktarı beş TL ama olmayınca veremiyorlar. Bizim dernekten altı üye köye geri dönüş yaptı. Krizin biteceğine inanmıyorum. Biz emekliler yaşayan ölüleriz. Yani sağ olup ölü yaşayanlardanız. Devlet ve hükümet bizi böyle görüyor. Bakkala 50 TL üzerinde borç yapamıyoruz, ödemek de zor oluyor, bakkal da vermiyor. Kirada oturanlar ne yapacak, biz pazarda bütçemize göre en ucuzlarından alıyoruz, zenginler bütçelerine göre en pahlısından alıyor. Artık her şeyin ucuzunu alıyoruz, deterjan dahil.
Hacı Gül: (Yeşil Ordulular Derneği Başkanı): Zor bir dönemden geçiyoruz, hür kölelik dönemi. Dayanışma azaldı, zengin daha zengin oluyor, fakir daha çok fakirleşiyor. İşsizlikten dolayı köye gidenler var. Yurtdışına gidenler var. Bizim dernekten birisi Cezayir’e gitti, arkasından birçok kişiyi götürdü. Çay parası bulamayanlar var. Böyle giderse Türkiye Arjantin olur. 550 milletvekili kendine çalışıyor. Hükümet fındık politikasına müdahale etmese daha iyi olur ve işler daha doğru gider. Ama onlar köylünün ve üreticinin durumunu gözetmeden taban fiyatı belirliyorlar.
Seyit Aslan - Sinan Ceviz
www.evrensel.net