Fotoğraf: Evrensel

SAĞLICAK

  • Geçen hafta Çalışma Bakanlığı’nın çıkarttığı “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik” üzerine tartışmıştık.


    Geçen hafta Çalışma Bakanlığı’nın çıkarttığı “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik” üzerine tartışmıştık. Ertesi gün Bakanlık “Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ”i Resmi Gazete’de (9 Aralık) yayınladı.
    Bakanlık sadece Tebliğ yayınlamakla kalmadı, durumun anlaşılabilmesi için değişik örnekler de verdi. Örnekler ‘kime hizmet’ edildiğini anlatırken, meramın ‘işçi sağlığı’ olmadığını da gösterdi. İşyerlerinde işçi sayısının 50’nin üzerinde olması halinde verilecek hizmetler tanımlanırken; işyerlerinin bölünmesi durumunda ana işverenin yanında çok sayıda taşeron faaliyet gösterse de, toplam işçi sayısı binlerle ifade edilse dahi ana işveren ya da alt işveren ayrımı yapılmaksızın İSGB (İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi) zorunluluğu bulunmuyor. Tebliğ asıl işverenin işçi sayısı 50’nin altında, taşeron işçi sayısı 50’nin üstünde ise taşeron için İSGB açma zorunluluğu getiriyor. Saçmalık daha da ileri götürülüyor; asıl işveren kendi işçileri açısından bir yükümlülük altına sokulmazken, taşeron işçilerinden dolayı yasal yükümlülük altına giriyor. Taşeron çalıştıran işyerlerinde sınırları belirsiz üretim prosesleri iç içe geçmiş, çalışanlar birbirine karışabiliyor; aynı havayı soluyorlar, aynı gürültüye maruz kalıyorlar, aynı tehlikeleri birlikte yaşıyorlar. Ancak sağlık ve güvenlik risklerine karşı aynı işyerinde bazı işçiler İSGB hizmetlerinden yararlanırken, işçi sayısını 49’da tutma başarısını gösteren patronların faaliyet gösterdiği alanda riskler yok sayılıyor.
    Tebliğde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalışma süreleri için örnekler verilmiş. Az tehlikeli işyerleri için işyeri hekiminin çalışma süresi; 50 işçi varsa ayda 12 saat 22 dakika, 1000 işçi varsa 16 saat 16 dakika olarak belirlenmiş. Başka bir ifadeyle 50 işçi için işyeri hekimine yaklaşık 12 saat çalışma süresi belirlenmiş, artışa neden olan 950 işçi için de 4 saat gibi bir ilave süre uygun görülmüş. İş güvenliği uzmanı için verilen sürelerde benzer bir şekilde düzenlenmiş.
    Küçük ve orta ölçekli işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı istihdam edilmiyor, büyük işyerlerinde ise sürelerle oynanmış. İşçi sayısı arttıkça işyerlerindeki çalışma süreleri oransal olarak artmamış. Yönetmelik öncesinde tam gün yani günde 9 saat işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştıran işyerlerinde bu süre günde 2 saate kadar indiriliyor.
    Yönetmelik az tehlikeli sınıfta yer alıp 1000’den fazla işçisi olan, tehlikeli sınıfta yer alıp 750’den fazla işçisi olan ve çok tehlikeli sınıfta yer alıp 500’den fazla işçisi olan yerler için İSGB açma, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu getirmişti. Tebliğ, tüm işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetinin taşeron aracılığıyla verilebileceğini söylüyor.
    Anlaşılan odur ki; amaç hizmetin daha iyi verilmesi değil işverenin istihdam yükünün azaltılması ve kârın maksimizasyonudur. Hizmetin piyasadan alınacağının varsayılması nedeniyle sektörün cazip hale getirilmesi ve amaca uygun yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyordu.
    Gereğini yaptılar!
    Hani diyorum ki; her türlü hizmetin taşeronlara havale edildiği bir dönemde, bakanlıklar için de taşeronlaşma önerilebilir…
    Hükümet Çalışma Bakanlığı teşkilatını taşeronlara versin, işyerlerinde olduğu gibi her türlü sorun süratle çözülsün! Ne gerek var bu kadar istihdama ve ödeneğe…
    Sözün özü; sadece doktorları ve mühendisleri değil tüm çalışanları, üzerlerine alınmasalar da sendikaları ve konfederasyonları ilgilendiren yeni yönetmelik piyasa koşullarını ve sağlıksızlığı öngörüyor.
    Bir başka ‘pazar’ da “İşyeri Hekimi” ve “İş Güvenliği Uzmanı” sertifikası verme yetkisiyle ilgili. Bu konuyu da bir sonraki yazıda değerlendirmek üzere…
    CELAL EMİROĞLU
    www.evrensel.net