16 Aralık 2009 05:00

İzmir oyunları boşa çıkaracak

İZMİR bugüne kadar aydınlık duruşu ile anılan bir kentti.

Paylaş

İZMİR bugüne kadar aydınlık duruşu ile anılan bir kentti. Peki ortak yaşam kültürüne aşina bir kent olan İzmir uzun yıllardır bütün cefasını da beraber çektiği komşusu, dostu, kardeşi Kürtlere düşman mı kesildi? Kapatma kararının bir gün öncesin de hem DTP İl binasına hem de İnsan Hakları Derneğine saldırı olmuş, camlar kırılmıştı. İzmir’de neler oluyor, kimler var yaşanan saldırıların ardında? İzmir’ de yaşayan aydın ve akademisyen bu sorularla İzmir’ de yaşanan son gelişmeleri ve ülkedeki son duruma ilişkin gazetemize değerlendirdi.
İZMİR ÜZERİNDEN MESAJ
TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Zeki Gül, İzmir üzerinden aslında bütün memlekete olumsuz bir mesaj verildiğini vurguluyor. Gül, “Son dönemlerde daha önceden pek de alışık olmadığımız tarzda İzmir’de linç olarak tanımlanan faaliyetlerin yaşama geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Belli partilerin ve İHD gibi kurumların camlarının kırılması, binalarının hedef alınması yine kimi bireysel gibi ifade edilen faaliyetlerin örneğin silah çekme ya da benzer faaliyetlerin İzmir’de de yoğunlaşması elbette sıradan değil. İzmir Türkiye genelinde, ülke genelinde daha demokratik teamülleri olan, daha özgürlükçü bir kent olarak algılanıyor. Aslında bu yaşananlar üzerinden İzmir merkezli ülkeye bir mesaj gidiyor sanki. Hani bu kentte bu oluyorsa üzerinden negatif bir hava yaratılıyor” diye konuştu.
“İzmir üzerinde belki birileri çalışıyor ancak süreci İzmirlilere fatura etmemek gerekiyor. Her kimse bu İzmir üzerinden şiddeti temel alan bir gelecek tahayyül edenler, bunların ortaya çıkarılması gerekiyor” diyen Gül, ülkenin ve İzmir’in dinamiklerinin barışın yeniden tesisini yapacak güçte olduğunu belirtti.
‘İZMİR ŞİMDİ DE LÜMPEN OLUYOR’
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzge Günal, İzmir’de DTP konvoyuna saldırı ile şahlanan Kürtlere karşı linç kampanyasının adeta kanını dondurduğunu ifade ediyor. İzmir’de yaşananın bir protesto değil bir saldırı olduğunu söyleyen Günal, “Hani kendi siyasi yaşamımızda böyle ufak tefek saldırılara alıştık ama bu derece örgütlü bir saldırı hayatımda görmedim. Çünkü, atılan sloganlara dikkat edin. “Kürtler dışarı”, “ Kürtleri İzmir’de istemiyoruz”. Kim kimi, nerede, niye istemiyor? Kimi ne hakla nerde istemiyor?” diyor. “Şimdi beklenen bir gelişme miydi?” sorusunu Günal, “Biraz daha dikkatli düşününce gerçekten çok da garip değil. İzmir, gavur ismini şundan almıştı. Bir hoşgörü yeriydi İzmir. Kimse kimsenin giyimine karışmaz, azınlıklar burada kendilerine daha çok yaşam alanı bulurlardı. Fakat görülen o ki azınlıklar tehdit olmadığı sürece. Azınlıklar güçlü olmadığı ya da ülkenin politikasına etki etmediği sürece İzmir’de hoşgörü bulabiliyordu. Yani İzmir’de bugün hareket sadece Kürtlere karşı değil. Ben eminim ki İzmir’de bir şey yapılsa fakirleri ve yoksulları da sevmediklerini söyleyeceklerdir. Çünkü o da artık bir güç olmaya başlıyor. Hatırlanırsa İzmir’de Genç-Parti yüzde 18 oy almıştı. En yüksek oy aldığı yerdi. O zaman aklıma şu gelmişti. İzmir gavur olmaktan çıkıyor, lümpen İzmir olmaya başladı. Bu lümpenliği biraz da siyasetle birleştirip kötü günlere doğru gidiliyor. Bu konuda klasik birlik lafları falan değil, en azından bu hareketlere karşı bir eylem birliğini oluşturmak gerektiğini düşünüyorum” diyerek yanıtlıyor.
Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ercan Tatlıdil, her kentin kendi geçmişi, yaşam kültürü ile deneyimleri ile kimliğini oluşturduğunu anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmir bugüne kadar yaratmış olduğu yaşam tarzı ile imajı ile Türkiye’nin batıya açılan kapısıdır. Bugün İzmir’de Kürt, Laz, Türk ya da Çerkez hatta Yahudi, Rum, İtalyan diye ayırmanın mümkün olmadığını görürüz. Ancak özellikle son yıllarda endüstri toplumunun değerleri dışında bilgi toplumu diye adlandırdığımız ve ikinci Dünya savaşından sonra giderek küreselleşen dünya da doğan kimlik ayrımlaştırması belki de bugün insanlığın karşılaştığı en büyük sorundur. İzmir’de ise, kimlikler üzerinden siyaset yapmak kimlikler üzerinden ayrımlaşmaların günlük yaşama yansımayacağını düşünüyorum. Dilerim İzmir bu konuda geçmişten bugüne kadar taşımış olduğu değerleri bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada farklılıklar üzerinden siyasetin etkisi altında kalarak şiddete teslim etmez ve özgürlüklerin, farklılıkların bir kültürel zenginlik olarak sürdürülebilirliği inancını kaybetmez.”
(İzmir/EVRENSEL)

‘FARKLI OLANA KARŞI BİR MESAFELİ DURUŞ VAR’

Doç. Dr. Tanju Tosun (EÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü):
Türkiye’de yükselen faşizmi anlayabilmek için İzmir’e bakmak, son konvoya yönelik saldırılara bakmak gibi bir eğilim var. Aslında salt İzmir’e özgü değil bu tür tepkilerin gerçekleşmesi. Zaman zaman çeşitli illerde özellikle toplumda kendileri gibi görmedikleri, kendilerinden farklı olarak yaşayan, kendi kimlikleri içinde yer almayan bazı kesimlere karşı bir mesafeli duruş ve ötekileştirme süreci işliyor Türkiye’de.
Ama bundan hareketle İzmir’e bir faşist kimliği vermek de bana kalırsa o kavramı bilimsel olarak kullanmamakla eşdeğer.
Peki İzmir bu anlamda niçin bu kadar dikkat çekti son dönemde? Özellikle İzmirlilerin dile getirdiği İzmir’e ait bir kavram var. İzmir, hoşgörünün, demokrasinin bir anlamda yerleşik olduğu bir kentsel mekan, bir coğrafya bütünü. Tekil olarak böyle bir olayın gerçekleşmesi İzmir’in bu kimliğinin silinmesi adına yeterli görüldü. Bana kalırsa yeterli değil.
Şiddetin yükselmesi açılım projesinin önünde ciddi bir sorun olarak görünüyor. Her şeye, şiddete rağmen toplumsal duyarlılığın yitirilmemesi gerekiyor. Bu açılım ertelendiği taktirde, geri adım atıldığı taktirde kısa ve orta vadedeki maliyetleri bence çok daha yüksek olur.
Ayşen Güven - Ali Kavak - Cemil Demirhan
ÖNCEKİ HABER

YENİGÜN

SONRAKİ HABER

Melih Gökçek'ten zırhlı cip savunması: Valilik kararıyla araç tahsis edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa