GERÇEK

GERÇEK

  • Eskiden kimi filmlerin tanıtım afişinin yanına, “32 kısım tekmili birden” diye bir yazı konurdu.


    Eskiden kimi filmlerin tanıtım afişinin yanına, “32 kısım tekmili birden” diye bir yazı konurdu.
    Bu yazının anlamı, bu filmin iyi, ele aldığı konuyu çok yönüyle işlediği anlamına gelirdi.
    Ya da günlük dilde bir işin her yanıyla gereği gibi yapıldığını belirtmek için de benzer içerikte bir ifade olan “Dört başı mamur” ifadesini kullanırız.
    Günlük dilde “32 kısım…” ya da “Dört başı mamur” derken genellikle “iyi bir iş”ten söz edilir, ama bu ifadeleri, kötü işler ya da kötü amaçla yapılmış işler için de kullanırız. İşte örneğin, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesi Devecikonağı beldesindeki maden ocağında grizu patlaması sonucu 19 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayeti “32 kısım tekmili birden bir cinayet”tir dersek bir abartı yapmamış oluruz. Kötü bir iş olan iş kazasının olması için ardı ardına öylesi yanlışlar yapılmıştır ki, teknik olarak bir “kaza” olarak cereyan eden patlama, 19 kişiyi firesiz öldürmeyi gerçekleştirmek için tasarlanmış bir cinayet kadar etkili olmuştur!
    Önceki gün hazırladıkları raporu açıklayan Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, hem bu rapor hem de ocakla ilgili daha önce yapılan denetimin sonuçlarına ve ocağın “çok riskli” özellikler taşımasına dikkat çekerek, ortada olanın bir kaza değil bir cinayet olduğunu söylüyor.
    TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı da “kazayı” açıkça “iş cinayeti” olarak suçluyor.
    Maden Mühendisleri odasının dün gazetemizde yayımlanan raporu, açıkça Mayıs 2009’da yapılan denetim sonrası verilen altı aylık süre içinde, sürenin dolmasına birkaç hafta kaldığı halde, hiç bir önlem alınmamasına dikkat çekiyor. Dahası bu işletmeye, iş güvenliği önlemleri alınmadığı için 2007 yılında verilen altı ay kapatma cezasının uygulanmadığı da biliniyor artık.
    Bursa Valisi’nin müfettiş raporuna dayanarak verdiği; “Ocakta havalandırmanın ve gaz ölçüm cihazlarının yetersiz olduğu ve dinamit ateşlemede bazı yanlışlıkların yapıldığı” bilgisi de Maden Mühendisleri Odası’nın raporunu doğrular mahiyette.
    Elbette burada işletmenin patronu, orada çalışan teknik görevliler, işçilerin uyarılarına aldırmayan işyerindeki ustabaşı ve amirler elbette ki bu cinayetin birinci dereceden sorumlularıdır. Ama aynı zamanda Çalıma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı gibi bu türden madenleri iş güvenliği bakımından denetlemek zorunda kalan bakanlıklar ve ilgili görevlileri de bu “Dört başı mamur” cinayetin bir tarafını göstermektedir.
    Evet, bakanlık yetkililerinin bir sorumluluğu vardır ama hükümet ve siyasi şahsiyetler de; son yıllarda artan iş cinayetleri karşısında “Kalkınmanın hızlı olduğu yerde olur böyle vakalar” diyerek iş cinayetlerini masum, hatta bir kalkınma ve refahın artması işareti olarak gösteren sapık ve sapkın tutum, bu cinayetleri teşvik etmiştir, etmektedir.
    Bütün bunların da ötesinde, tersanelerde de gördüğümüz gibi, onca iş cinayeti karşısında patronlardan ciddi bir ceza alan kimse olmaması da patronların; “Kâr mı insan hayatı mı?” ikilemi ile karşı karşıya geldiklerinde; “Elbette kâr!” diye gözlerini kolayca karartmalarını teşvik etmektedir.
    Evet, yasalar, şu ya da bu yetkilinin iş güvenliği yönetmeliği tarafından sorumlu tutulması önemlidir ama yaşananlar göstermektedir ki, iş güvenliği uygulamasının takipçisi ancak işçiler olursa bu yönetmelik gerçekten uygulanabilirdir. Dolayısıyla iş yerinde iş güvenliğinin sağlıklı bir biçimde uygulanmasının şartı, işçilerin işyerlinde “iş güvenliği komiteleri” olarak örgütlenmeleri, iş güvenliği önlemlerini denetlemeleridir.
    Tersanede de maden ocağında da, her hangi bir atölyede de doğru olan budur. Ama bunun için de ilk şart, işçilerin örgütlülüğü, patron karşısında haklarını savunabilmeleridir.
    Bunun sürekli olması için de sendikalaşma, gerçek anlamda bir sendikalaşma gerekmektedir.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net