17 Aralık 2009 05:00

Bir el arabası kömür işçiden daha değerli

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana gelen maden ocağı faciasında 19 arkadaşının cesedinin çıkarılması çalışmasına katılan Hamza Başkurt, kazaya, ihmaller zincirinin sebep olduğunu belirtti.

Paylaş

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana gelen maden ocağı faciasında 19 arkadaşının cesedinin çıkarılması çalışmasına katılan Hamza Başkurt, kazaya, ihmaller zincirinin sebep olduğunu belirtti. Başkurt, ocakta gaz birikmesi olmasına rağmen ilgililerin duyarsız kaldığını söyleyerek, bir el arabası kadar kömürün işçiden değerli tutulduğunu dile getirdi.
Olay günü 00.00-08.00 mesaisine gitmek için evinde istirahat ettiğini söyleyen Başkurt, “Telefonum çaldı ve acı haberi aldık. Kurtarma çalışmaları için ocağa gittim. Arkadaşlarımıza kendi aramızda seslendiğimiz şekilde bağırdık. Diğer kurtarma ekipleri bize ‘Arkadaşlar artık bağırmayın, bunlar öldü’ dedi. İleriye doğru gittik. Önce Ali Kazan ile birlikte İzzet Kuşoğlu’na ulaştık. Uzun zaman sürdü çıkarmamız. Göçükte takibat yaparak 8 arkadaşımıza ulaştık. Sonraki gün ise diğerlerinin cesedini bulduk.”
‘BİR GECE ÖNCEDEN GAZ BİRİKMESİ VARDI’
Bazı cesetlerin tanınmayacak hale geldiğini dile getiren Başkurt, “Yusuf Karaca’nın elinde direk vardı. Dinamitçimiz Ramazan Baştepe, üçüncü patlamayı yapacağı zaman makine kendiliğinden patladı, öyle tahmin ediyoruz. Bir arkadaşım ayağını uzatmış oturur vaziyetteyken ölmüş, ağzına burnuna kömür dolmuş. Bazı arkadaşlarımın parçalara dağılmış cesedini topladık” dedi.
Kurtarma çalışmaları için madene girdiklerinde gaz kokusunun insanı etkileyecek kadar fazla olduğunu aktaran Başkurt, şu bilgileri verdi: “Hayatımda sigara, içki içmedim. Kolay kolay yorulmam. Ama dam sökümü yaparken kesildim, bittim. Bir gece önceden gaz birikmesi vardı. Başımızda yetkili vardı, çavuş vardı. Çavuşumuza da söyledik, hava yetersizdi. O akşam da çekilmedi. Demek ki gündüz vardiyası devam etti. Daha sonra 16.00-24.00 vardiyasında olay patlak verdi, hepsinin canı yandı.”
‘İHMAL NEDENİYLE ÖLDÜLER’
Bazı vardiyalarda detektör görmediğini belirten Hamza Başkurt, genellikle işçilerin gazı ölçtüğünü söyledi. Ramazan Baştepe’nin işi bilen bir dinamitçi olduğunu vurgulayan Başkurt, ihmal nedeniyle arkadaşlarının öldüğünü söyledi.
Güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğuna, gaz maskesi bile bulunmadığına dikkat çeken Başkurt, “Pis havayı alıp tekrar çalıştığımız yere veriyordu makine. Her zaman pis havayı soluyorduk. Havalandırma bacaları yetersiz. Nefesin olduğu yerler çok uzun yerler. Bir yırtık olsa onarılmıyordu, yeniden yenisi çekilmiyordu. Kömür diye diye arkadaşları öldürdüler. Bir el arabası kömür bizden değerliydi. Kimse konuşamıyordu, çünkü işten atılma korkusu vardı” diye konuştu.
Kendisinin de iki kez göçük altında kaldığını söyleyen Başkurt, “Arkadaşlar beni kurtardı. Ama bu kez çok acı oldu. Şu anda bir şey düşünemiyorum, uyuyamıyorum. Kendi kendime ağlamaya başlıyorum. ” dedi. (Bursa/CİHAN)

BİR GÜN ÖNCE GÖÇÜK OLMUŞ

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde, 19 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan grizu patlamasından bir gün önce göçük yaşandığı belirtildi.
Kazanın yaşandığı 16.00-24.00 vardiyasında bulunması gereken, ancak elindeki sakatlık sebebiyle madenin kapısından dönen Yusuf Aydın, kazadan bir gün önce madende göçük olduğunu söyleyerek “Ben konvoydan mal yüklemek için çalışıyordum. Orası kaynak. Yukarı bacaların tozu aşağıya inmiş. O göçükte can kaybı da olabilirdi. İşçiler kaçarak çıkmış. O gün kurtulduk” dedi.
Yöneticilerin düzenli maaş ödemesi yapmadığını belirten Aydın, şöyle devam etti: “Daha önce maaşları bankadan almıyorduk. Bir sene öncesine kadar elden alıyorduk. 50-100 TL taksitlerle veriyorlardı. Sonra devlet el koydu, maaşların bankaya yatmasını kararlaştırdı. Asgari ücreti bankaya yatırıyorlardı, geri kalanını elden alıyorduk. Düzenli maaş da alamıyorduk. 3-4 ay para almadığımız zamanlar oldu.”
Patlamanın yaşandığı vardiyada kendisinin bulunması gerektiğini, ancak elindeki ağrılar sebebiyle madene giremediğini söyleyen Yusuf Aydın, “O gün servis minibüsüyle arkadaşlarla birlikte ocağa gittim. Ancak bir gün önce elime düşen kömür nedeniyle ağrılar vardı. Bu sebeple ocağa girmeden izin alıp istirahat için eve döndüm. Ocakta ihmal çoktu. Yeraltında gördük, yaşadık, her şeyi ihmal ediyorlardı. Ölçüm cihazımız sağlıklı değildi, o gün var mıydı yok muydu bilmiyoruz. Sair zamanlarda olmuyordu. Ben de girmiş olsaydım, arkadaşlarımla aynı sonu yaşayacaktım. Demek ki yiyecek ekmeğimiz varmış” diye konuştu.
ÖNCEKİ HABER

Bologna süreci: Tam gaz piyasalaşma

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'ndan Soylu'ya: Senin görevin sorunu çözmek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa