17 Aralık 2009 05:00

Bir işçinin kaza(!) sonucu ölümü

Salih Arabacı evli ve bir çocuk babasıydı.

Paylaş

Salih Arabacı evli ve bir çocuk babasıydı. Gaziantep’in Nizip ilçesinde başlayan yaşam öyküsü ailesiyle birlikte 1997 yılında göç ettikleri Aydın’ın Çine ilçesinde çalıştığı maden fabrikasında geçirdiği bir iş kazasıyla sona erdi. Ne bir eksik, ne bir fazla tamı tamına 24 yıl yaşadı Salih. İş cinayetine kurban gittiği gün onun aynı zamanda doğum günüydü. Öylesine acı ki eski bir çuval, taptaze bir hayatın sona ermesine sebep olmuştu. Çine’de Salih’in iş kazasında yaşamını yitirdiği günlerde Bursa’da bir özel kömür ocağında da iş cinayeti yaşanır 19 işçi de orada yaşamını kaybeder. İster bir işçi olsun ister 19 işçi, neden hep işçiler ölür? Bütün bu olup bitenleri “iş kazası” olabilir! diye geçiştirebilir miyiz? Peki... Bu iş kazaları önlenemez mi? Ya da bir başka deyişle bu iş kazalarından kim ya da kimler sorumludur? Tüm bu olup bitenleri “Biz uyarı levhalarını asıyoruz, işçiler riayet etmiyor, tüm bunlar işçilerin cehaletinden kaynaklıdır” türünden açıklama yapan yetkili ve yetkisizler ile -bir kısım medyanın- bu beyanatları ne derece inandırıcıdır? Soruları daha da çoğaltabiliriz.Yaşanan bunca ölümlü iş kazalarında ilgili bakanlıklar ile iş verenlerin suçu ve sorumluluğu elbette büyüktür. Ya bu iş kolunda örgütlü sendikalara ne demeli? Bu sendikalar sütten çıkmış ak kaşık mıdır? Hangi bir gün bir maden havzasında örgütlenme çabası içerisinde olmuşlar? Bilen varsa beri gelsin.
Ben Milas-Yatağan-Çine maden havzası içerisinde yer alan Çine ilçesinde yaşamaktayım. İlçemizde seramik ve cam sanayiinin hammaddesi olan Feldspat ve Kuartz Madenleri çıkarılmakta ve işlenilmektedir. Aralarında; Eczacıbaşı, Çanakkale Seramik, Kaltun Maden AŞ ve Belçikalı maden tekeli OMM’nin de bulunduğu çok sayıda fabrika üretim yapmaktadır. Bu fabrikalardaki üretim ilişkilerinin ortak özellikleri; hiç birinde sendikal örgütlülüğün olmayışı ve bir işçinin ortalama çalışma süresinin 7 ila 10 yıl olmasıdır.
Burada bir çark kurulmuş ve bu çark tıkır tıkır işletilmektedir. Bu çarkın çalışma prensibi ise şöyledir: Bir işçi tam teşekküllü bir hastaneden sağlam raporu alarak adı geçen maden fabrikalarının birinde iş başı yapar. Üretim sürecinde fabrikalarda iş yeri hekimi vasıtasıyla işçilerin altı aylık periyodik sağlık kontrolleri yapılır. Yapılan sağlık kontrolleri sonucunda ileri derecede “silikozis” meslek hastalığı tespit edilen işçiler SGK Keçiören Meslek Hastalıkları Hastanesine sevk edilir. Hastanede yapılan ölçüm ve kontroller sonucunda silikozise yakalanan işçiye, bedensel olarak yüzde bilmem kaç oranında iş gücünü kaybetmiştir, tozlu işlerde çalışamaz raporu verilir. Aldığı raporla iş yerine dönen işçiye işverenler üç beş kuruş tazminat ödeyerek alınan bu rapor gerekçe gösterilerek işine son verilir. Tedavi olanağından mahrum olan bu işçiler kaderine terk edilir. İşine son verilen işçinin yerine bir yenisi alınır ve bu çark böyle döner durur.
Çine merkez ile Karakollar, Yolboyu, Çaltı, Gökyaka, Saraçlar ve Kahraman köylerinde her on evden üçünde ya bir silikozis hastası ya da bu hastalıktan yaşamını kaybetmiş işçi ailelerine rastlarsınız.
Madenlerde çalışan işçilere iş güvenliği ekipmanı olarak maske verilmektedir. Madende çalışan işçilerin söylemiyle, verilen bu maskelerin iki günde özelliğini kaybetmesine karşın iş yerlerinde maske dağıtımı on beş günde bir yapılmaktadır. Tek başına maske kullanmak silikozis meslek hastalığını önlemede yeterli midir? Bu soruya İşçi Sağlığı ve İş Güvenlik Uzmanları şöyle yanıt veriyor. Toz maskesiyle korunmak önemli ama yeterli değildir. Bu toz maskeleri özellikleri itibariyle beş mikronun üzerindeki maden tozlarının solunum yollarıyla akciğerlere ulaşmasını engelleyebilir. Asıl sorun beş mikrondan küçük maden tozcuklarının solunum yoluyla akciğerlere taşınmasındadır. Özellikle kuartz madeni yapısı itibarıyla kristalize (Toz şeker gibi) bir yüzeyi olduğundan akciğerlerdeki broşçuklara yerleşirler. Yerleştikleri yerlere battıkları için orayı tahriş eder vücut bunu hiç bir surette oradan atamaz.
Sosyal Güvenlik Kanunu’nda meslek hastalığının açık seçik bir şekilde tanımlanmaması ya da muğlak bir biçimde tanımlaması silikozis meslek hastalığına yakalanan işçilerin tedavi edilmesini engellerken, bu tedavilerin masraflarını üstlenmek zorunda olan maden patronlarını da büyük bir külfetten kurtarmaktadır. Burada işyeri hekimlerini de suçlamamak gerek. İşyeri hekimleri yasa gereği orada bulunuyorlar ve iyi niyetle işçileri bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Ayrıca maaşını işverenin ödediği bir işyeri hekiminden de fazlası beklenemez.
Silikozis Meslek Hastalığını önlemenin yolu üretim biçimini değiştirmek ve iş hijyenini sağlamaktan geçer. Maden patronları üretim biçimini değiştirmeyi ve iş hijyenini sağlamayı kendilerine bir külfet olarak görmektedir. Bu koşulları ancak maden sektöründe çalışan işçiler değiştirebilir. Bunun koşulu da sendikal örgütlenmeden geçer. Maden işçileri sendika çatısı altında örgütlendiğinde sendikanın da içinde bulunduğu “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu” oluşturarak iş hijyenini sağlanmasında öncülük eder. İşçiler sendikalı olduğunda en başta ücretleri hatırı sayılır bir oranda yükseldiği gibi ikramiyeleri de olur. Ayrıca patronun “Senin işine son veriyorum, yarın işe gelme” keyfiyetine de sendika vasıtasıyla son verebilir. Hani derler ya “Bir kibrit çöpünü kırarsın ikisini de, beşini de kırabilirsin ama kırk kibrit çöpünü kıramazsın.” Bu gerçekten yola çıkarak işçinin gücü birliğindedir. Siz birlik olursanız bir güç olursunuz ancak bu örgütlü gücünüzle iş kazalarını ve sizleri bekleyen en önemli sıkıntınız olan meslek hastalığının önüne geçebilirsiniz.
Cesaret biraz daha cesaret... Yeter ki siz bu cesareti gösterin. O zaman hayat daha güzel olacak.
CELAL ŞENOL
ÖNCEKİ HABER

Baz istasyonları neyi baz alıyor?

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa