17 Aralık 2009 00:00

Metin Demirtaş’a türkülerden aldığım bir mektup

Merhaba Sevgili Arkadaşım Metin Demirtaş, Bu günlerde anamın sözlerini tekrarlar oldum.

Paylaş

Merhaba Sevgili Arkadaşım Metin Demirtaş, Bu günlerde anamın sözlerini tekrarlar oldum. Kocadım ya ondan değil. Anam iyi okur, kendince gizli gizli yazar bir cumhuriyet emekçisiydi. Babasız çocukluğunun, ilk gençliğinin okutulamayışının acısını okuduğu kitapları, şiirleri bizimle paylaşmakla hafifletirdi. Virgillius’un Çoban Şiirlerini ben onun kitaplarından seçip okudum. Bu okuma zevki ona sözün de hasını seçtirirdi herhalde. “Acı acıya...soğuk su sancıya” der susardı. Acı acıyı mı köreltir, yeni acılara mı yol açar anlamazdım. Bugün acıları anmanın, acıları dile getiren şiirlerin acıların ateşine iyi geldiğini biliyorum. Çünkü gün günden beter geliyor.
Senin “Çiğnenirken/ Ekmeğimiz unumuz./ Çiğnenirken / Papatyaların kırlardaki/ Çocuklarımızın/ Uykularındaki gülümseyişi” dizelerin, benim bu günkü acımı hafifletti. Türküde Gezer Adları’nda “Kurşunlara gelmişler,/ Göyneksiz yatarlar yerde/ Ekinler başağa gelmeden sararmış, / Türkülerde göveren meşeler,/ Burada kararıp kalmış” demiştin ya öyle oldu günlerimiz yeniden. Eski türkülerde adları gezenlere yeni acı türküleri katılıyor, kolayına katlanılır gibi değil. Neyse ki senin gibi yazdıklarıyla hem bellek hem merhem olan ozanlarımız var. Neyse ki Evrensel Basım Yayın şiir kitaplarını yayınlıyor. Gereksinimimiz olan şiir kitaplarını.
Hapishaneler, kıyımlar şiirlerine resimleriyle girmiş , hapishane avluları, görüşe gelen anneler, annelerini dikenli teller ötesinden gören bebekler... Ama yerinden sökülüp alınan Galata Köprüsü’nün görüntüsü bastırıyor hepsini, ve ‘80’in kıyımlarına neredeyse slogan güzelliğinde bir dizeyle “Bekledim ve diledim hep/ Söylediği gibi asma köprü yapıp / Assalardı beni keşke!/ O dal gibi / Gencecik çocuğun yerine”. Bu günlerde ben de Galata Köprüsü gibiyim: “Ne martılar geçer üstümden/ Ne hülyalı şiirler”. Senin şiirinde bu dize “Ne hülyalı şairler” elbet. Ama değiştirdim bağışla... Köprü gibi bir yana atmaya çalıştıkça düzen direniyorum elbet de... benzerliğimiz belki o kadar.
Sabahları ettiğin uykusuz gecelerinde, sabah yelinin, kavakların şarkısını da anlatmışsın. “Sabah olmayacak mı yurdumda” sözlerini hapishanedeki ranzanda sayıklayışını. Bu sözlerin nice hapishanede bugün de artarak tekrarlandığını. Ben sana bu satırları uyuyamadığım bir gecenin sabahında pencereme yakın göçebe Roman çadırlarından duyduğumu sandığım bir türküyle yolluyorum. Boğazımda bir kör düğüm vardı. Kim bilir ana babama şiir yazmadığımdan mı, arkadaş mezarlarına gitmeye yüzüm kalmadığından mı... Türkülerde Gezer Adları’nı okurken hafifledi baskısı... Benim direnci beni kıskandıran arkadaşım, nice şiirler dilerim.
Sennur Sezer
ÖNCEKİ HABER

Okuyucu da burada, Oğuz Atay!

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa