17 Aralık 2009 00:00

HAYATIN İÇİNDEN

Çalışma yaşamının en önemli iki bileşeni işçi ve işveren. Bunun dışındakiler cansız varlıklar.

Paylaş

Çalışma yaşamının en önemli iki bileşeni işçi ve işveren. Bunun dışındakiler cansız varlıklar. İnsan penceresinden bakıldığında, insanca yaşam olanaklarına kavuşmuş bir işçinin işvereni mutlu etmesi gerekmez mi? Karnını doyurabilen, çocuklarının eğitim ve sağlık ihtiyaçlarında sorun yaşamayan, hatta arttırdığı para ile sanatla uğraşmaya zaman ayırabilen işçilerin oluşturduğu bir toplumda yaşıyor olmak, kaldırımlarda dilenen çocuklarla, büyüklerle dolu bir toplumda yaşamaktan daha heyecan ve umut verici değil mi?
Değil.
Eğer kendi refahınızı başkasının sefaleti üzerine kurmakta bir sakınca görmeyecek kadar hırslı ve hastalıklı iseniz, değil.
Ve ne yazık ki, çalışma dünyası “Değil” diyen patronlarla dolu. Patronlar akıllı. Örgütlenmişler. Her ilin, her ilçenin sanayi odaları, ticaret odaları var. Daha büyükler daha büyük örgütlenme içinde keyiflerine bakıyorlar. SİAD’lar, GİAD’lar yaşlı, genç sanayicileri, işverenleri bir çatı altında topluyor. Kimi parasal çıkarlarını korumak için SİAD’ın başına, MU, TU, P gibi kısaltmalar ekleyerek gruplanmanın, öbeklenmenin en siyasi uçlarında geziniyor. Geniş kesişimlerinden yararlanarak yasa koyucuyu istediği gibi çekip çeviriyor. Yasa koyucu, sınıflara, mesleklere göre değil, şehirlere, yandaşlara, göre oluştuğundan, mecliste işçilerin, emekçilerin değil, işverenlerin sesi çıkıyor.
Bu nedenle şimdi, son zamanlarda iyice güç ve mevzi kaybetmiş işçi sendikaları, işçilerin son kaleleri ciddi bir tehditle karşı karşıya. Zaten işçi ne zaman “Sendika” dese işini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. “Sendika” kelimesi ve fikri, patronun kabusu gibidir. Peki siz hiç Sanayici ve İşadamları Derneği üyesi oldu diye fabrikadan kovulan patron gördünüz mü? Ya da SİAD üyesi olmayı düşünüyor diye patronu işçilerine ispiyon eden başka patron gördünüz mü? Patronlar arasında var olan ve kapitalizmin genlerinden gelen rekabet ve çekişmenin, konu işçiler, işçi sendikaları olduğunda, patronlar arasında sürdüğüne şahit oldunuz mu?
“Yahu biz çok kazanıyoruz. Boğazda villalar, yalılar, 2011 model arabalar, halikopterler, uçaklar. İşçilere karşı biraz ayıp oluyor galiba. Az tıkınsak da, şu garibanların boğazından da kuru ekmek dışında bir şeyler geçebilsin” diyen büyük patron gördünüz mü?
Gören varsa beri gelsin.
2010 işçiler için bir sınav yılı olacak. Sendikasızlaştırma eskiden olduğu gibi tüm hızıyla sürecek ve meclis hükümetin iflasını işçilerin üzerine yıkmak için yeni yasalar çıkaracak.
İşçiler birbirlerine ihanet etmeden örgütlenmek ve haklarını üretimden gelen güçlerini kullanarak almak zorundalar. Birbirimize ihanet etmeyeceğiz.
Siz hiç sınıfına ihanet eden patron gördünüz mü?
Patron kadar olamayacak mıyız?
ARİF NACAROĞLU
ÖNCEKİ HABER

DARISI BAŞIMIZA!

SONRAKİ HABER

Fındık işçilerini taşıyan traktör devrildi: 1 ölü, 13 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa