BU TABLO KiMLERiN ESERi?

BU TABLO KiMLERiN ESERi?

Sosyal güvenlik sistemi zararda diyerek SSK’yı tasfiye eden hükümetin kayıt dışı çalışmaya göz yumduğu ortaya çıktı.


Sosyal güvenlik sistemi zararda diyerek SSK’yı tasfiye eden hükümetin kayıt dışı çalışmaya göz yumduğu ortaya çıktı. TÜİK tarafından yapılan araştırmada, çalışanların yüzde 50’sinin kayıt dışı olduğu ortaya çıktı. Bu tabloyu değiştirmesi gerekenler ise bırakalım değiştirmeyi, bunun daha da artmasına neden olan taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma gibi politikalarını sürdürüyor.
Türkiye’de istihdam edilen 2 kişiden 1’i kayıt dışı çalışıyor. Sosyal güvenlikten yoksun olan bu büyük nüfusun büyük bölümü, ücretli-yevmiyeli işçiler, kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile işçilerinden meydana geliyor.
10 MİLYONU GEÇTİ
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos-Eylül-Ekim 2009 dönemini kapsayan Hanehalkı İşgücü Araştırması ‘Eylül’ sonuçlarına göre Türkiye’de 22 milyon 20 bin kişi olan toplam istihdamın 10 milyon 25 bini kayıt dışı çalışanlardan meydana geliyor. 5 milyon 754 bin kişinin istihdam edildiği tarım sektöründe kayıt dışılık yüzde 87’yi buluyor. Sektörde çalışan erkeklerin yüzde 78’i, kadınların ise yüzde 96.6’sı kayıt dışı üretim yapıyor.
Eylül döneminde, tarım dışı istihdam ise 16 milyon 266 bin kişi olarak hesaplandı. Bu alanda kayıt dışılık yüzde 30.8 (5 milyon 17 bin) oldu.
KADINLARDA YÜZDE 60
Türkiye’de eylül ayı itibariyle toplam kayıt dışı istihdam, 10 milyon 25 bine ulaştı. Kayıt dışı olan kesimin yüzde 36’sı (3.6 milyon) ücretli-yevmiyeli, yüzde 30.8’i (3.1 milyon) kendi hesabına çalışan ve yüzde 29.7’si (2.9 milyon) de ücretsiz aile işçisinden meydana geldi.
Kayıt dışılıkta kadın-erkek dağılımına bakıldığında, tarım sektöründeki yoğunluk nedeniyle kadınlar öne çıktı. İstihdam edilen erkeklerin yüzde 40’ı, kadınların ise yüzde 60’ı kayıt dışı görünüyor.
ÜCRETSİZ AİLE İŞÇİSİ
Kayıt dışı çalışan toplam 3 milyon 739 bin kadının yüzde 58’i ücretsiz aile işçisi. Aile fertlerinin işletmesinde herhangi bir ücret almadan bu şekilde çalışan 2 milyon 179 bin kadın bulunuyor. Kayıt dışındaki istihdam edilen kadınların 855 bini ücretli ve yevmiyeli, 684 bini kendi hesabına çalışan, 21 bini de işverenlerden oluşuyor.
Türkiye’de eylül dönemi itibariyle 6 milyon 286 bin kayıt dışı erkek istihdam ediliyor. Erkeklerin en fazla kayıt dışı çalıştıkları alan, 2 milyon 757 bin kişiyle ücretli ve yevmiyeli çalışma grubu oldu. Tarla, bağ bahçe, dükkan, tamirhane gibi yerlerde tek başına veya ücretsiz aile fertleriyle ‘kendi hesabına çalışan’ grupta da 2 milyon 403 bin kişi yer aldı. Geri kalanların 798 bini ücretsiz aile işçisi, 328 bini işverenlerden oluştu.

Aslan payı zenginlere

YOKSULLUK her geçen gün artıyor. Halk temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda. Bunun kader olmadığı TÜİK tarafından yapılan araştırmada bir kez daha ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki en zengin yüzde 20’lik grup toplam gelirin yüzde 50’ye yakınını alıyor. Böylece yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda kalan insanların sayısı da artıyor.
TÜİK’in 2007 yılı verilerine göre en üst gelir grubunda bulunan yüzde 20’lik grup toplam gelirin yüzde 46.9’unu alırken, en düşük gelir grubunda bulunan nüfusun gelirden aldığı pay yüzde 5.8’de kaldı.
Kentsel yerler için en yüksek gelire sahip olan son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik grubun aldığı payın 7.5 kat, kırsal yerler için ise 6.9 kat olarak belirlendi.
ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA GELİR
TÜİK’in eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar halinde hazırladığı gruplara ilişkin 2007 verilerine göre en düşük gelire sahip olan grubun yıllık ortalama geliri 6 bin TL, aylık geliri ise 500 TL oldu. İkinci grubun yıllık geliri 10 bin 294 TL, aylık geliri 857 TL, üçüncü gelir grubunda yıllık ortalama 14 bin 535 TL, aylık geliri 1211 TL, en yüksek gelir grubunun yıllık ortalama geliri ise 42 bin 781 TL, aylık geliri ise 3 bin 565 TL olarak gerçekleşti. 2007 yılında gruplamada en düşük ikinci gelir diliminde yer alan grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 10.6 olurken, üçüncü grubun aldığı pay yüzde 15.2 oldu. En üst gelir düzeyi grubunun bir altında olan grubun ise toplam gelirden aldığı pay yüzde 21.5’e ulaştı. Böylece yıllık geliri 2007 yılında 20 bin 513 TL ile 42 bin 781 TL arasında gelire sahip olan iki grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 68.4 oldu.
NÜFUSUN YÜZDE 18’İ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA
2007 yılında nüfusun yüzde 18’i, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre yoksulluk riski altında kaldı. Kentsel ve kırsal yerler için ayrı ayrı hesaplanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde bu oran yüzde 14.7 iken, kırsal yerlerde yüzde 15.1 oldu.
Kurumsal olmayan nüfusun yaşam koşulları göstergelerine bakıldığında, yüzde 60.8’inin kendilerine ait konutta oturduğu, yüzde 39.1’inin oturduğu konutta “Sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb.” sorunlar söz konusu olduğu görüldü. Yüzde 39.8’inin oturduğu konutta “İzolasyondan dolayı ısınma sorunu” yaşanırken, yüzde 55.5’inin hanesinin taksit ödemeleri ve borçları bulunduğu, bu borç ödemelerinin yüzde 23.3’ünün hanesine çok yük getirdiği görüldü.
Yüzde 70’den fazlasının geliri ekonomik nedenlerle; “Evden uzakta bir haftalık tatili”, “Beklenmedik harcamalarını” ve “Yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” karşılayamadı. (HABER MERKEZİ)

AĞIZLARINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDILAR

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Halis Yunus Ersöz, Türkiye’nin kapılarını esnek çalışma sistemine kapamasının söz konusu olmayacağını söyledi. Doç. Dr. Ersöz, TÜSİAD tarafından ‘İş Kanunu Toplantı Dizisi’ kapsamında ‘Esnek Çalışma Türleri ve İyi Uygulama Örnekleri’ başlığı altında düzenlenen toplantıda, 1990’lı yılların başından itibaren esnek çalışmayı tartıştıklarını, ancak bu konudaki taleplerin bugüne kadar tam anlamıyla yerine getirilemediğini iddia etti. Günümüzde tam zamanlı ve hayat boyu, kesintisiz istihdam anlayışının artık değişime uğradığını dile getiren Ersöz, ortaya çıkan mevcut ekonomik yapıda toplumun tamamı için istihdam yaratılamayacağının farkında olunması gerektiğini vurguladı.
İş kavramının üzerinde yeniden düşünülmesi gereken bir kavram olduğuna dikkat çeken Ersöz, şunları kaydetti: “Artık hiçbir ülkenin istihdam hedefinde tam istihdama ulaşmak gibi bir amaç göremiyoruz. 2004 yılından beri uygulamaya çalıştığımız gibi birçok esnek çalışma biçimi ortaya çıktı. Esnek çalışmaya Türkiye’nin kapılarını kapatması söz konusu değil.” Ersöz, artık tüm nüfusun, özel sektör de dahil olmak üzere aynı işyerinde ve genellikle kesintisiz sürdürülen bir çalışma şeklinde iş bulacağını düşünmenin çok güç olduğunu söyledi.
TÜSİAD İstihdam ve Sosyal Güvenlik Çalışma Grubu Başkanı Dr. Gülden Türktan da İş Kanunu’yla getirilen esnek çalışma yöntemlerinin, Türkiye’de yaygın bir uygulama alanı bulabildiğini söylemenin çok güç olduğunu söyledi. Türktan, “Mevcut yasal düzenlemeler de esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşması hususunda bazı kısıtlamalar getirmektedir” dedi. (HABER MERKEZİ)
www.evrensel.net