19 Aralık 2009 00:00

Yasalar önyargılarla dolu

İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapılan “Ev Hali, Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” başlıklı konferansta, kadına yönelik şiddetin nedenleri...

Paylaş

İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapılan “Ev Hali, Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” başlıklı konferansta, kadına yönelik şiddetin nedenleri, biçimleri ve bunun önlenebilmesi için nelerin yapılabileceği tartışıldı. Konferansta kadınları koruma amaçlı yasaların bile önyargılarla dolu olduğu vurgulandı.
İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı Sosyal Politika ve Sosyal Çalışma Yüksek Lisans Bölümü’nün düzenlediği konferansta, kadınların yaşamın her alanında cinsiyetçi şiddetin kurbanları oldukları dile getirildi. Konuşmacılar, kadına yönelik şiddetin önüne geçebilmek için yürürlükte olan yasal mevzuatlar ve uygulamalarında yaşanan sıkıntılara da dikkat çektiler.
EV İÇİ SİSTEMATİK ŞİDDET
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Gönüllüsü Fatma Mefkure Budak, ‘ev kadını’ halini, eşitsizliğin, ayrımcılığın sistematik olarak sürme hali olarak değerlendirerek, kadına yönelik evde uygulanan şiddetin, fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik boyutlarıyla gerçekleştiğini ifade etti. “Şiddetin ulusu, millet ve sınıfı yok, şiddetin cinsiyeti var” diyen Budak, kadınları korumaya yönelik koyulmuş yasaların da önyargılarla dolu olduğunu, şiddet gören kadının da kanunlar karşısında şiddeti kabul etme yoluna gittiğini ifade etti.
AİLE MAHKEMELERİNE GİDİN
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Derneği Yöneticilerinden Av. Habibe Yılmaz Kayar, kadınların şiddete uğraması ya da şiddete uğrama ihtimali olması durumunda karakola gidip vakit kaybetmeleri yerine, Aile Mahkemeleri’ne yönelmelerini önerdi. Hakimin önlem almada çok geniş yetkilere sahip olduğunu ifade eden Kayar, yasal olarak şiddeti uygulayanın evden uzaklaştırmasının sorunu çözmediğini ve kolluk güçlerinin gerekli takipleri yapmadığını dile getirdi. Adli Tıp Kurumunu da eleştiren Kayar, şiddete maruz kalan kadınların, son yaşanan olaylar ile güvenilirliği kalmayan adli tıbba gitmeyip, direk savcılıklara başvurmalarını, gerekiyorsa hastanelerden kendi imkanları ile aldıkları adli tıp raporları ile savcılığa gitmelerini tavsiye etti.
FARKINDALIK YOK
Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konusunda ‘farkındalık’ eğitimi vermek için 2 yıldır devam eden kampanya ile 40 ili dolaşan, Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu da, açtıkları Acil Yardım Hattı ile kurumlarda yaşanan tıkanıkları daha net gördüklerini söyledi. “Toplumsal cinsiyet konusunda eğitim almış bir toplum değiliz. Karar verince de geleneksel yapımıza göre yapıyoruz bunu. Kocandır bir şey olmaz gibi...” diyen Hacısalihoğlu, aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve gözetilmesi gerektiğinin farkında olan yöneticinin olmadığını söyledi.
SIĞINMA EVLERİ YETERSİZ
İstanbul Valiliği bünyesinde oluşturulan “Şiddete Karşıyız” grubunun koordinatörlüğünü yürüten Av. Vildan Yirmibeşoğlu, İstanbul’da polis ve jandarma bölgesinde 2009 yılında 15 bini aşkın şiddet olayının gerçekleştiğini söyledi. Yirmibeşoğlu, devlet içinde iki farklı grubun olduğunu, bir grubun kadına yönelik şiddetin önlenmesinde çaba gösterirken diğer grubun ise direnç gösterdiğine dikkat çekti. Valilik olarak belediyelerle birlikte yaptıkları toplantıyı anlatan Yirmibeşoğlu, birkaç belediye dışında sığınma evinin olmadığını söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)

Kadına yönelik şiddet durmuyor
ADANA Kadın Platformu kadına yönelik şiddetin kasım ayı bilançosunu açıkladı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada kadın cinayetlerinin 2002’den 2009’a kadar yüzde 1400 oranında arttığı ve 2002’de 66 kadın öldürülürken, bu sayının 2009’un ilk 7 ayında 953’e ulaştığı belirtildi. İnönü parkında bir araya gelen Adana Kadın Platformu adına basın açıklamasını okuyan Çiğdem Özbilgili, Türkiye’de her gün ortalama olarak 4 kadının katledildiğini vurguladı. “Devlet kadının şiddete maruz kalmasını önleme yükümlülüğünü yerine getirmek için hiçbir çaba sarf etmemesine karşın iş yasaklamalara gelince boş durmuyor. DTP hakkında verilen kapatma kararı antidemokratik bir hukuk sistemi ve siyasal yönetim anlayışına sahip olduğumuzu bir kez daha göstermiştir” diyen Özbilgili, DTP’nin kapatılmasını kınadıklarını söyledi. Basına yansıyan olaylara göre bir buçuk ay içerisinde 34 kadın, 3 çocuğun öldürüldüğünü, 16 kadın, 15 çocuğun tecavüze uğradığını aktaran Özbilgili, “Bizler kadına yönelik şiddeti görünür kılmak için şiddetin çetelesini tutmaya, şiddete karşı kadınlarla dayanışma içerisinde olmaya ve mücadelemize devam edeceğiz” dedi. (Adana/EVRENSEL)
ÖNCEKİ HABER

Allianoi’yi korumak tarihsel bir görev

SONRAKİ HABER

Muğla Fethiye'de orman yangını

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa