EVRİM/DEVRİM

EVRİM/DEVRİM

  • “Kürt Açılımı”ndan dönüş olmayacağı, olamayacağı, A. Türk, milletvekili arkadaşlarının istifa etmeyeceklerini açıklarken tüm netliğiyle bir kez daha anlaşıldı.


    “Kürt Açılımı”ndan dönüş olmayacağı, olamayacağı, A. Türk, milletvekili arkadaşlarının istifa etmeyeceklerini açıklarken tüm netliğiyle bir kez daha anlaşıldı. Anlı şanlı Türk milliyetçilerimizden tek karşı ses çıkmadı, çıkamadı. Oysa A. Türk, halk ve “sivil toplum kuruluşları” gibi başkalarının da yanında açıkça Öcalan da öyle istediği için istifa etmeyeceklerini açıklamıştı. Düne kadar “Teröre karşı çıktığını söyle” diye sıkıştırılan, başkanı olduğu DTP bu nedenle kapatılan Türk, “Öcalan’ın dediğini yaptıklarını” söylemiş, yine de “tık” çıkmamıştı kimseden! Neredeydi bu ırkçı milliyetçiler? Ya da Kürt sorunu, yakın zaman öncesinden de farklı olarak artık Öcalan’a bile karşı çıkılamayacak noktaya gelmişti. Öcalan, çünkü tümünün isteği doğrultusunda, “aklın yolu” yönünde fikir belirtmişti. Ve ne Öcalan suçlanmıştı, ne de o yönde davranış ve bunun açıklanması…
    Üstelik, “açılım”da anlaşılmıştır ki, Öcalan taraftır ve sadece fiilen değil resmen de görmezden gelinemeyecektir. Ve herhalde A. Türk de, artık belli olmuştur ki “açılım”ın yürütülmesinde ciddi bir rol üstlenecektir.
    Ancak bir de “öte cenah” vardır; Öcalan’la Türk’ün yanı sıra inisiyatif alması, rol üstlenmesi gereken. Ve kendi dertlerinin çözümü için bir ucundan hareketlenmeye başlamıştır başlamasına, ama inisiyatif almakta isteksizdir. Daha da ötesinde inisiyatif almasının zorunlu olduğunun farkında değildir. Hatta Baykal ya da Bahçeli inisiyatifine zaman zaman hak verebilmekte, bir bölümü kısmen onların açtığı yoldan bile yürüyebilmektedir.
    Oysa ona da tıpkı hak isteyen Kürde davranıldığı gibi davranılmaktadır! O da üzerine atılan gaz bombalarıyla uğraşmaktadır. Tıpkı DTP’nin kapatılmasını protesto için gösteri yapan Kürtler gibi… Üzerlerine gaz atılan TEKEL işçilerinden biri soruyu yüksek sesle sormuştur: “Biz terörist miyiz?” Soruyu “Terörist değiliz biz, neden bize gaz atıyorsunuz?” içerikli sormuştur. “Teröristliği”ni olumsuzlamıştır yani. Zaten kuşkusuz “terörist” değildir. Ama hak arayışındaki milyonlarca Kürdün “terörist” olmadığı gibi, tıpkı kendisi türünden hak arayan ve öyleyse güç ve mücadele birliği yapması gerekenler olduğunu anlamadan olmayacaktır! Anlayacak ve muhataplar arasına katılacaktır. Yoksa ne Kürdün derdi ne de kendi dertleri çözülemeyecek, üstelik dertlerini gündeme getirdiklerinde “terörist” muamelesi göreceklerdir.
    Bugün için istisnalar dışında ne Kürtler ne de işçi sınıfı ve emekçiler kendi dertlerinden başkasını görmemektedirler. İşçi ve emekçi görmemektedir, ama Kürt de görmemektedir. Son açıklamasında A. Türk “emekçiler”den söz etmiştir. Ama o kadardır. Evet, dertleri başlarından aşkındır! Ama hep öyle olacaktır. Ve zaten dertler baştan aşkınken mücadele ortaklığını, güç birliğini sağlamak önemli ve anlamlıdır! Ama çözülmesi gereken garabet oradadır ki, TEKEL işçilerinin yanında, onlarla birlikte gaz yiyenler, A. Türk ve arkadaşları değil CHP ve MHP milletvekilleri olmuştur!
    Evet, işçi sınıfının Kürtlerin derdini de kendi derdi bilerek davranmaya başlaması, sınıf olmasının koşulları arasındadır. Sadece kendi derdiyle uğraşan henüz sınıf değildir; basitçe tek tek işçilerdir, sınıf olma çabasında olan işçilerdir. Kürdün Kürt olması için işçi sınıfı ve emekçilerle dert ortaklığı zorunluluğu yoktur, ancak Kürdün de kurtuluşu için insan olarak kabullenilmesi için emekçilerle dert ve mücadele ortaklığı ve güç birliği zorunludur.
    Evet, işçi sınıfının Kürdün derdini de kendisinin ve ülkenin çözülmesi zorunlu derdi bilmesi ve elini taşın altına sokmak zorunda olduğunu görmesi, en başta sınıf partisinin işidir, onun gayretini gerektirmektedir. Ama Kürtler de, hiç değilse TEKEL işçilerinin son mücadelesine bakarak, emekçilerle mücadele ortaklığının kendi açılarından da kaçınılmazlığını görüp, buna uygun davranmak zorundadır. Birlik ve çözümler buradan gelişecektir.
    MUSTAFA YALÇINER
    www.evrensel.net