İşçilerin birliği kazandı

İşçilerin birliği kazandı

Petrol-İş Aliağa Şube Kongresi sona erdi. İki listenin yarıştığı kongrede “İşçilerin Birliği” listesinden İsmail Doğan’ın başkan adayı olduğu liste seçimi kazandı.


Petrol-İş Aliağa Şube Kongresi sona erdi. İki listenin yarıştığı kongrede “İşçilerin Birliği” listesinden İsmail Doğan’ın başkan adayı olduğu liste seçimi kazandı. Yeni yönetim, işçilerin birliğini esas alan ve işçilerin yönetimde söz sahibi olacağı bir yönetim anlayışını hayata geçireceğini bildirdi. Kongre ‘sol birlik’, ‘sağ birlik’ gibi grupçu anlayışlarla ‘İşçilerin Birliği’ adıyla birleşen PETKİM işçilerinin hesaplaşma kongresine dönüştü.
Kongrede PETKİM işçileri, kendi işyerlerinden giden Genel Merkez Mali Sekreteri İbrahim Doğangül ve şu anki şube yönetimini eleştirdiler. İşçiler, özelleştirme sürecinde yeterli çabayı göstermediğini, bekleneni veremediğini belirttikleri İbrahim Doğangül’ün, merkeze gidince Aliağa işçisini yalnız bıraktığını dile getirdiler. Doğangül’e yöneltilen diğer eleştiriler ise adamcılık yaptığı, özelleştirme ve 4-c uygulamalarında net duruş sağlamadığı, Aliağa’daki sorunları merkeze taşıyıp merkezin dikkatini buraya yoğunlaştıramadığı yönündeydi.
İşçiler, 4-c uygulaması ile 800 işçinin PETKİM’den ayrılmasının mücadelede kırılma noktası olduğunu söylediler. Kongrede 4-c’liler adına konuşan bir işçi, “O zaman kimse bize 4-c iyi değil, yapma, ayrılma, biz senin sonuna kadar arkandayız demedi. Kendiniz bilirsiniz dedi ve herkeste bir kafa karışıklığı yaratıldı. Birlik ve irade böylece kayboldu” diye konuştu.
İŞÇİLERİ BÖLEMEZSİNİZ
Kongrede delegeler ve işçilerden en çok alkışı İşçilerin Birliği listesi başkan adayı İsmail Doğan’ın konuşması aldı. Doğan, İbrahim Doğangül tarafından açıkça desteklenen şu anki yönetimden ayrışma sebeplerinin işçilerin birliği olduğunu, bu ayrışmayı da daha önceki kongrede yaşamaya başladıklarını söyledi. Doğan, “Biz o zaman ‘sol birlik’ söyleminin işçileri böleceğini söylemiştik ve yollarımızı ayırmıştık. Biz buradan bir daha söylüyoruz, biz işçilerle birlik yapıyoruz, senin sağcı dediğin, faşist dediğin benim vana başında beraber çalıştığım arkadaşım ve bu yönetime kim daha iyi çalışacak ve mücadele edecekse o gelmelidir. İşçileri sağcı solcu diye bölemezsiniz” dedi.
Doğangül’ün işçilere yabancılaştığını söyleyen Doğan, “Kendine uygun bir yönetim oluştuktan sonra ne PETKİM’le ne de Aliağa’yla ilgilenmedi. Geride bıraktığı yönetim ise burayı yönetebilme kapasitesinde değildi. İşçiler, İbrahim Doğangül’ün genel merkezin dikkatini özelleştirme mücadelesindeki Aliağa’ya çekerek özeleştirmeyi durdurabilmeyi umut ediyordu. Ancak kendisi kendinden başka bir şey düşünmedi” diye konuştu.
Mevcut Şube Başkanı Mehmet Aydın ve yönetimini de eleştiren İsmail Doğan, şöyle devam etti: “Genel müdürün baskıcı tutumuna karşı arkamızda olmamıştır. Sendika yönetimi kendi içinde anlaşamıyor görüntüsü oluşmuştur. Bizler kendilerini yetersiz bulduğumuz için yollarımızı ayırdık ve yeni bir sendikal anlayış yaratacağız” dedi.
DOĞANGÜL’E İŞÇİ TEPKİSİ
Salih Aydın ise bunlara yanıt olarak, “Bugün neredeyse ihanetçi gibi gösterilmemiz bize yapılacak en büyük haksızlıktır. Asıl meselemiz birlik olmaktır. İşyerinde, bölgede, Türkiye’de ve dünyada birlik, mücadelenin başarısı için şarttır. Bu yaratılmalıdır” dedi. Son olarak konuşan İbrahim Doğangül ise işçilere özelleştirme ve 4-c sürecinde yaşanan başarısızlığın sebeplerini anlattı. Bu sırada konuşmasına işçiler sık sık müdahale ederek, “Bizi yalnız bıraktınız, arkamızda durmadınız, sahip çıkmadınız. Mücadeleye de her şeyi yapmaya da hazırdık, ancak siz yapacak bir şey yok dediniz” dedi. Bir işçi “Beni tehdit ettin. Ankara’da eğitimdeyken Evrensel’e verdiğim bir demeç yüzünden beni ‘Bir daha İzmir’e gelme, dönme İzmir’e’ diyerek tehdit ettin, sen işçileri tehdit eden birisin” diyerek sözünü kesti. Salonda yükselen tansiyonu Divan Başkanı Mustafa Öztaşkın, İbrahim Doğalgül’ün konuşmasını tamamlamasını isteyerek yatıştırdı.
HESAP SORULMALI
Kongrede tartışılan bir diğer konu ise TEKEL işçilerinin mücadelesi ve işçilere yapılan saldırı oldu. Delegeler, “TEKEL işçileri -4 derecede suya atılırken ben sıcak evimde oturamıyorum. Onlarla birlikte olmak istiyorum. Sendikalar karar almalı” derken, AKP’nin işçilere yönelik saldırgan tutumunun hesabının sorulmasını istediler.
Kongrede üzerinde birleşilen bir diğer konu ise Kürt sorununun Kürt ve Türk işçilerinin ortak demokrasi mücadelesi ile çözülebileceği, yasaklama ve parti kapatmalarla sorunun çözülemeyeceğiydi. (İzmir/EVRENSEL)

SEÇİMDE BÜYÜK FARK

İşçilerin Birliği listesi ile seçime giren İsmail Doğan başkanlığındaki liste, kongrede büyük üstünlük sağlayarak seçimleri kazandı.
Çarşaf liste ile gidilen seçimlerde İsmail Doğan 130 oy alırken, diğer listenin başkan adayı M. Salih Aydın 50 oyda kaldı.
İsmail Doğan’ın ekibinden Cemal Topçu 112 oyla Mali Sekreter, Cengiz Çetin Tereci 123 oyla İdari Sekreter oldu. Salih Aydın’ın ekibinden Adalet Kul mali sekreterlik için 66 oy alırken, Yalçın Alkış 59 oyda kaldı.
Blok oylarda da İsmail Doğan’ın listesi 99 blok oy alırken, Salih Mehmet Aydın 46 oyda kaldı.

İŞÇİLERİN SÖZ SAHİBİ OLDUĞU BİR YÖNETİM OLACAK

Kongrede söz alan temsilci ve delegelerin konuşmalarından bazıları şöyle:
Halil Taş: Aromatik temsilcisiyim. Aromatik zarar ediyor diyerek bir gün çalıştırmadılar ve bize işe gelmeyin dediler. Bizler, Aromatik işçilerinin bir günlük yevmiyesiyle tasarruf yapmak isteyen fabrika yönetimini protesto için bütün arkadaşlarımız işe gittik, birlik ve irademizi gösterdik. Ancak şube başkanımız Salih Aydın, demir-çeliklerdeki arkadaşları örek göstererek, “Adamlar aylarca izne gönderiliyor, siz bir günün davasını yapıyorsunuz, olacak şey mi?” dedi. Ben kulaklarıma inanamadım.

Mustafa Edis: Özelleştirmeden sonra asgari ücretin 1.5 katını ancak alan ve 24 saatini işyeri için vermesi beklenen işçileriz. Bu sendikada işverenin bu kötü tutumlarının, şahsi değil ideolojik bir tutum olduğunu öğrendik. Onun için sendika içi eğitimler başlamalı ve bütün işçileri kapsamalıdır. Sınıf bilinci verecek bu tür eğitimler, broşürler yayınlayarak işçilerin ailelerini de hedeflemelidir.

Cemal Topçu: Kürt sorunu ve emekçilerin yaşadığı açlık, yoksulluk, işsizlik, zulümler, ölümler, Türkiye’de emek cephesinin 2 sıcak gündemidir. Türk-İş bütün bu sorunlarda sessiz kalarak işçilere ihanet ediyor. Bir an önce gaflet uykusundan uyanmalı, hükümetin uydusu olmaktan çıkmalıdır. Hükümet aynı zamanda basın üzerinde de baskı kurarak bizlerin gerçekleri görmesini engelliyor. Ancak Hayat TV sayesinde gerçeğe ulaşabiliyoruz. Onlara buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Bizim şimdiki yönetimle ayrışma noktamız, mücadele ve işçilerin birliğidir. Amacımız; işçilerin birliği ve işçilerin söz sahibi olduğu, yönetime katılabildiği, yeni bir düzen kurmak. Bizim birliğimizde Alevisi Sünnisi de, sağcısı solcusu da, Allahlısı Allahsızı da... Biz böyle açık bir birliğiz ve işçiler birlik olmalıdır.

Adalet Kul (Eski Mali Sekreter): PETKİM’de ve TÜPRAŞ’ta çok ağır sorunlarla karşı karşıyayız. Bunlardan bazıları; taşeron sorunu ne olacak, çözmeye dönük ne gibi yol ve yöntemler geliştirmeliyiz? Ücret farkı bir an önce giderilmezse iş barışı bozulur ki, işverenin amacı da budur. Bu konuda unvan grupları ve sorumluluk alanları toplusözleşmelerde iyice belirtilmeli, bunun kaybolmasına izin vermemeliyiz. Revir olanakları geliştirilmeli, işçi sağlığında yeni yöntem ve yönelimler takip edilmeli. Bazı arkadaşlarımız emekli olduktan sonra kansere yakalanıyor ve kaybediyoruz. Bunu takip edecek bir sistem olarak, PETKİM ve TÜPRAŞ işçileri emekli olduktan sonra da sağlık kontrolleri yapılarak takip edilmeli.

Ahmet Oktay: Türk-İş yöneticileri ve Mustafa Kumlu bir an önce gaflet ve ihanet duygularından sıyrılmalıdır. Sendikamız yöneticileri özelleştirme sürecini yönetemedi. Bizler yenilmedik, teslim olduk. Bu da üye sendika ilişkilerini ağır derecede yaraladı. Bunu bir türlü anlatamadık, anlamadılar. Bu durum bizlerde de işçilerde de anlamak istemiyorlar duygusu yarattı. 4-c sorunu yaşayan arkadaşlarımıza sahip çıkamadık. Daha fazlasını yapabilirdik. Temsilciler olarak yönetimi buna ikna edemedik.

Sedat Çelik: Kadrolar arasında yaşanan ücret farkı işçileri bölmek için kullanılsa da, biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Biz genç işçilerin genel olarak ortak kaygısı, sendika mücadele örgütümüz ve tek çaremiz. Bizler de sendika içinde yer alıp mücadele sürdürmek, öğrenmek istiyoruz. Kim kazanırsa kazansın, gençleri yanına almalı; yönetime, mücadeleye ortak etmelidir.
www.evrensel.net