21 Aralık 2009 00:00

Afganistan’a ek asker göndermek sorunu çözmez

Kısa bir süre önce Afganistan’a giderek Alman askerler ve yerel yöneticilerle görüşen Sol Parti...

Paylaş

Kısa bir süre önce Afganistan’a giderek Alman askerler ve yerel yöneticilerle görüşen Sol Parti Meclis Grubu Savunma Politikası Sözcüsü Paul Schäfer, işgalin geldiği durum, ek asker gönderme ve çıkış planları konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.
Sayın Schäfer, siz kısa bir süre önce savunma bakanı ile birlikte Kunduz’a gittiniz. Afganistan’daki son durum nedir?
Durum her geçen gün biraz daha kritik bir hal alıyor. Şiddet, bombalamalar, çatışmalar yoğunlaşıyor. Bu koşullarda ülkedeki güvenlik sorunu gün geçtikçe artıyor ve imar çalışmaları zorlaşıyor. Karzai yönetimi tartışmalı bir seçimle yeniden işbaşına geldi ve halkın bu hükümete güveni de sürekli azalıyor. Şimdi bütün bu koşullar altında ülkedeki durumun ne olacağı tartışılıyor. Bu kritik durumdan NATO ve ABD daha fazla askeri müdahale yoluyla çıkmaya çalışıyor. Bu çözüm değildir.
Kunduz’da Alman askerleriyle de bir araya geldiniz. Onlar bu savaşı, çatışmaları nasıl yaşıyorlar ve neler düşünüyorlar?
Almanya’da hükümet yıllardır Afganistan’da savaşmadığını, insani yardımda bulunduğunu ileri sürüyor. Ama hükümet tarafından inkar edilen savaşı askerler her gün yaşıyor.
Tabii ki bir bölümü, bu durumdan çıkışın kendisini savunmaktan geçtiğine inanıyor. Ancak bu direnişin askeri yolla mağlup edilemeyeceği artık oradaki askerler tarafından da görülüyor. Bu yüzden politik ve diplomatik yoldan çözüm aramak gerekiyor. Bu da askerlerin değil federal hükümetin görevidir. Çünkü bunun kararını askerler vermiyor.
Afgan yetkililer ve vatandaşlar bu işgal konusunda ne düşünüyor?
Afgan halkı, her şeyden önce akan kanın durmasını istiyor. Kanın durması ise ancak direniş hareketiyle görüşmekle mümkündür. Bu kesimlerle görüşüp bir ateşkes sağlandığı takdirde, ülkedeki politik gelişmelerin, imarın nasıl olacağı tartışılabilir, konuşulabilir. Ama bunun için her şeyden önce silahların susması gerekiyor. Ne var ki işgalci ülkeler, diyalog yerine daha fazla asker gönderilmesini istiyor.
Batılı güçler sürekli ‘Biz geri çekildiğimiz takdirde terör daha çok artar’ diyor. Sizce bu söylem ne kadar doğru?
Bir şeyi açıkça söylememiz gerekiyor: Afganistan’a daha fazla asker göndermek güvenlik sorununu çözmüyor. Asker sayısı işgalden bu yana üç kat artırıldı ama çatışmalar azalmak yerine gün geçtikçe şiddetleniyor. Taliban şahsındaki direniş hareketi, “Yabancı askerler ülkemizi işgal etti ve uzun süre kalacak” diye propaganda yaparak sürekli güç topluyor. Bu da daha fazla asker göndermenin yararlı bir strateji olmadığını ortaya koyuyor.
Başka önemli bir sorun da Taliban ile El Kaide arasında birebir bağlantı kurularak, daha başında hata yapılıyor. Birçok yerel savaş lideri, yabancı güçlere karşı Taliban ile iş birliği içinde.
Obama ve NATO ülkeleri en son ek asker gönderme kararı aldılar. Bu kararı alan ülkeler bir çıkış stratejisi de tartışmıyor mu?
Bana göre Obama en kısa zamanda Afganistan’dan çekilmek istiyor. Çünkü savaşı kazanamayacağını gördü. Irak’taki duruma benzer bir şekilde 2011’den itibaren geri çekilme stratejisinin hayata geçirilmesi için daha fazla asker gönderilmesi kararlaştırıldı. Ne var ki Irak’taki plan Afganistan’da işlemeyecektir.
En çok Alman askeri Afganistan’da bulunuyor. Alman kamuoyu haftalardır Afganistan işgalinin ülke içindeki yansımalarını tartışıyor. Bu ülke Almanya için neden bu kadar önemli?
Almanya ile Afganistan arasında her şeyden önce tarihsel bağlar mevcut. İşgalin ardından ilk olarak Bonn’da Petersberg Konferansı yapılmıştı. Bu tarihsel bağlantının arka planında sürekli Almanya’nın Afganistan ve bütün bölge üzerinde etkili olma çabaları yatıyor. Almanya’nın NATO üyesi olarak görev ve sorumlulukları da işin bir diğer önemli yönü. Almanya, NATO’ya bağlı olduğunu kanıtlamak istiyor. Deniliyor ki; “Biz de NATO üyesiyiz. ABD ile ortak hedeflerimiz var”. Bu nedenle de iş giderek biraz daha çatallaşıyor. Yani NATO Afganistan’da savaşırken bu örgüt içinde etkili olmak isteyen Almanya’nın, askerlerini geri çekmesi, bu militarist stratejiye karşı durması şu anda söz konusu değil. Bunda kesinlikle kendi çıkarları yatıyor. Ama ittifakın güvenilir gücü de olmaya devam etmek istiyor.
Kunduz olayında ne oldu da eski savunma bakanı, genelkurmay başkanı istifa etti? Genel seçimlerden önce de yetkililerin bu bombalamada sivillerin öldüğünü bildiği ileri sürülüyor. Bunu araştırmak için ayrıca mecliste bir araştırma komisyonu kuruldu. Sizce hükümet, sivillerin öldürüldüğünden gerçekten habersiz miydi?
Olaydan hemen sonra Alman askerleri Kunduz’daki hastaneye giderek 10 yaşındaki bir genç ile görüştü. Yani sivillerin öldürüldüğü daha başından biliniyordu.
Buna rağmen dönemin Savunma Bakanı Jung, üç gün boyunca sivillerin öldürülmediğini, öldürülenlerin hepsinin Taliban militanları olduğunu söyledi. Bu da, hükümetin seçimlerden önce kamuoyunu yanılttığını açık olarak gösteriyor. Bu nedenle Jung’un görevlerinden istifa etmesini doğru buluyorum.
Şimdi biz sözünü ettiğiniz araştırma komisyonunda o dönem sivillerin öldürüldüğü konusunda başka kimlerin bilgilendirildiğini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Başbakanlık Dairesi’nin de kamuoyuna, parlamentoya karşı bu yalanların söylenmesine ortak olup olmadığı büyük önem taşıyor.
Burada bir nokta da çok önemli: Parlamentonun izniyle Afganistan’a gönderilen Alman askerleri, bilinçli olarak Talibanları öldürebilir mi? Yine muhtemel Taliban güçleri enterne edilebilir mi? Çünkü meclisin verdiği yetki, sadece askerlerin savunma amacıyla ateş açabileceğini içeriyor.
Kunduz olayının kendisi somut bir tehdidin olmadığını gösteriyor. Ama buna rağmen bu kadar insanın imha edilmesi, Alman ordusu için tam anlamıyla yeni bir durum anlamına geliyor.
İlginç olanı, Kunduz’daki bombalamayı bizzat gerçekleştirenler Amerikalı pilotlar. Bu pilotlar, bombalamadan önce emri veren Alman albaya son kere soruyorlar: “Gerçekten hepsi Taliban mı? Emin misiniz? Önce bu insanları iyice tespit etmemiz ve sivil kurbanlar olmaması için bir şey yapmamız gerekmiyor mu?” Bana göre pilotları ödüllendirmek gerekiyor.
Alman ordusunun, açık savunma değil saldırı amacıyla savaşlara katılıp katılmadığını kamuoyunun bilmeye hakkı var. Halkın yüzde 70’i askerlerin geri çekilmesini istiyor.
Alman ordusunun bir savunma ordusundan çok, saldırı ordusuna dönüştüğü konusunda bir değişiklikten söz edilebilir mi?
Bizi endişelendiren durumların başında bu geliyor. Almanya tarihine bağlı olarak Alman ordusunun farklı bir durumu söz konusu. Alman ordusunu bugüne kadar diğer ordulardan ayıran en önemli özelliklerden birisi, savunma ordusu olması idi. Şimdi ise saldırıya geçen başka bir ordu ile karşı karşıyayız.
Görüştüğüm birçok asker de “Biz orada ne yapıyoruz” diye soruyor. Bu yüzden kamuoyunda ordunun ne yaptığı konusunda geniş bir tartışma açılmasını istiyorlar.
Alman ordusunun Afganistan’da yaptıkları, meclisteki partilerin izlediği politikalara nasıl yansıyor? Sol Parti dışındaki partilerin çoğu asker göndermeye destek veriyor...
Umarım bir değişim olur. Çünkü askerlerin geri çekilmesi için parlamentoda çoğunluk oyuna ihtiyacımız var. Afganistan politikası giderek diğer partiler ve fraksiyonlarda destek kaybediyor. İlk kez Yeşiller’in çoğunluğu çekimser kaldı. Başlangıçta işgale destek veren bu parti, şimdi çok yumuşak bir tavır alıyor. İşler kötüye gittiği için savaşa onay vermeyi büyük hata olarak değerlendiriyor. Bu da, Afganistan işgalini savunan cephenin küçülmeye başladığını gösteriyor. Biz Sol Parti olarak, halkın talebi doğrultusunda tavır alıyoruz ve halkı gösterilere, sokaklarda protestolara çağırıyoruz. Ama burada bir açmazımız var. Barış hareketi insanları protesto için sokağa çağırdığı zaman, küçük bir kesim olumlu tepki veriyor. Almanya’da askerlerin Afganistan’a gönderilmesine karşı direnişi güçlendirmeliyiz.
Bunun aynı zamanda NATO’nun “kader savaşı” olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bizim endişemiz NATO’nun parçalanması, dağılması değil. Bu NATO’yu kullananların işi. Bizim için Afganistan tecrübesi, NATO gibi militarist örgütlere gerek olmadığı açısından önem kazanıyor. Pozitif barışçıl gelişimin olması için NATO’nun dünyaya biçim veren bir güç olmasına gerek olmadığını, önce savunmaya çekilmesi sonra da kendisini dağıtmasını ortaya koyuyor. Dünya politikası için bu çok daha iyi bir durumdur.
Ocak ayında İngiltere’de Uluslararası Afganistan Konferansı toplanacak. Siz gelişmeleri yakından bilen birisi olarak, bu konferanstan nasıl bir sonuç çıkmasını bekliyorsunuz?
ABD Afganistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke bile “yeni bir şey beklemeyin” dedi. Buna rağmen Federal Hükümet, ek asker göndermemeye gerekçe olarak konferans sonucunu beklemeyi gösterdi. Bu tam bir aldatmacadır. Çünkü bu konferansta, elbette daha fazla imar yardımından, daha fazla Afgan polisinden, daha fazla Afgan güvenlik gücünden söz edilecek. Bu bağlamda da NATO’nun asker sayısını neden artırması gerektiğinden söz edilecek. Bu, konferanstan sonra Almanya’dan Kunduz ve Masar-i Şerif’e daha fazla asker göndermesi için baskı artacak demektir. Bu nedenle Federal Parlamento’nun yeniden asker göndermeye karar vermesi gerekiyor.
Biz Sol Parti olarak, mecliste bir kez daha askerlerin çekilmesini talep edeceğiz. (Köln/EVRENSEL)
AFGANİSTAN’DA SOL GÜÇLER ZAYIFAfganistan’da sol güçler neden zayıf?Afganistan’ın bugün yaşadığı sorunların çoğu 1980’li yıllarda ABD’nin Afganistan üzerinden Sovyetler Birliği’ne diz çöktürme politikasından kaynaklanıyor. Bugünkü Mücahitler silahlandırıldı ve SSCB’ye karşı savaşmaları sağlandı. Sovyetlerin işgali döneminde eğitim, kadın hakları gibi temel alanlarda kazanılan haklar, atılan adımlar geriye götürüldü. Bu nedenle Afganistan’daki sol güçler, sendikalar aşırı derecede zayıf. Ülkenin asıl açmazı da bundan kaynaklanıyor. Barış sürecinin sağlanmasıyla sol güçlerin toparlanmasına olanak yaratılabilir. Öncelikli olarak acil bir ateşkes ilan edilmesi, ulusal birliğin sağlanması ve elbette temel hakların güvence altına alınması gerekiyor. İşçilerin sendika kurarak, daha iyi sosyal koşullar yaratılması da bunun içinde. Bu çok önemli, çünkü bildiğiniz gibi Afganistan, şu anda dünyanın en yoksul ülkelerinden birisi.Şu anda Afganistan’da işçilerin haklarını savunan sendikalar vs. var mı? Öğretmenler bir süre önce daha fazla ücret için protesto gösterileri yaptı. Sol güçler olarak bu küçük adımları desteklemeli, dayanışma göstermeliyiz. Gerçeği, yani daha işin başında olunduğunu görmemiz gerekiyor. Tekrar söylemek gerekirse, savaş bitmeden, sosyal ve demokratik bir gelişimin olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Bunun için de ilk adım olarak silahların susması şart. Ardından demokratik bir ülkenin nasıl kurulacağı üzerinden tartışılabilir. Bunun için uzun bir süreç gerekiyor. Biz de bu süreçte, ülkedeki sol güçlerle dayanışma içinde olmalı, onlara destek vermeliyiz.
Yücel Özdemir
ÖNCEKİ HABER

Gazze konvoyu Suriye’ye geçti

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa