20 Aralık 2009 05:00

KİRVEME MEKTUPLAR

Kirvem,“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” misali bu hafta da, bu ülkede “Ermeni dölü olmanın” ne menem bir şey olduğunu karalamaya kalkışırken; bunun, bu tatsız-tuzsuz konunun giderek kabak tadı verip vermediğini bilemiyorum; ancak öyle ya da böyle, madem ki “damdan düşenin halini, öncelikle damdan düşenler anlar” diye klasik bir deyimimiz var; ehh o zaman tam da bu noktadan hareketle demem o ki, bu ülkede hasbelkader bir “Ermeni dölü” olarak doğduğum için, bu “mesele”yi didikleyip durmak bittabi ki öncelikle de anamın ak sütü gibi hem hakkım, hem de görevim!

Paylaş

Kirvem,

“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” misali bu hafta da, bu ülkede “Ermeni dölü olmanın” ne menem bir şey olduğunu karalamaya kalkışırken; bunun, bu tatsız-tuzsuz konunun giderek kabak tadı verip vermediğini bilemiyorum; ancak öyle ya da böyle, madem ki “damdan düşenin halini, öncelikle damdan düşenler anlar” diye klasik bir deyimimiz var; ehh o zaman tam da bu noktadan hareketle demem o ki, bu ülkede hasbelkader bir “Ermeni dölü” olarak doğduğum için, bu “mesele”yi didikleyip durmak bittabi ki öncelikle de anamın ak sütü gibi hem hakkım, hem de görevim!
Tamam! Okey! Kimileri yerden göğe kadar kendilerince haklı olarak diyebilirler ki: Hemşerim! Şu anda memleket semalarında gezinen “kara bulutlar”ın, yarın, ertesi gün hafif yollu bir “ahmak ıslatan”ın ardından başımızdan savuşup savuşmayacağı, ya da maazallah tam aksine, belki de bardaktan boşanırcasına yağan yağmurların akabinde önüne geleni silip süpüren korkunç bir sel felaketine dönüşüp dönüşmeyeceği de henüz meçhulken, şimdi her bakımdan bayatlamış “Ermeni dölü!!!” lafını lastik misali uzatıp, sil baştan neden kurcalayıp duruyorsun?..
Gerçekten de bir zamanlar bu ülkenin İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan çok muhterem bir “hanımefendi”nin, hani deyim yerineyse otuz iki dişini gıcırdatırcasına kinle, nefretle söylediği ve kendince, kendi kavlince belki de bir insana, bir halka yapılabilecek en sunturlu “küfür”, en büyük “hakaret” tarzında dillendirdiği bu lafın peşini neden bir türlü bırakmıyorum ki?!
Bırakmıyorum; kurcalayıp duruyorum, çünkü tam da şu günlerde ülkenin fevkalade “sıcak”, hangi taraftan bakarsan bak, hangi yöne dönersen dön her bakımdan “berbat” gündeminin bundan böyle hangi kulvarlara sürüklenip, nerede, nasıl noktalanacağı da üç bilinmeyenli bir denkleme dönüşmüşse, öteden beri sabah-akşam ha babam de babam bıkıp usanmadan papağan misali tekrarlayıp durduğumuz şu meşhur “birlik-bütünlük” tatavası da gari neredeyse hepten “geri tepiyorsa”; hatta bugün, bu saat hâlâ iki yakamız şu ya da bu şekilde bir araya gelmiyor, gelemiyorsa, sorunlarımızın kökeninde hep kahrolası şu “döl meselesi”nin yatmadığını söyleyebilmek mümkün müdür?
Nitekim kimilerimiz “döl” babında, bu memleketin en “gözde” vatandaşıyken; nitekim gelmişimiz, nitekim geçmişimiz, nitekim tarihimizin “karanlık” sayfaları her türlü deterjanla yıkanıp, allanıp-pullanıp, yüceltilip, dolayısıyla yere göğe sığdırılmazken, buna mukabil kimilerimizin de hani mil pardon ama neredeyse kızına kısrağına, duvardaki sazına, kümesteki kazına, astarına yüzüne ayrı ayrı “perakende” küfür edip lanet yağdırmaktansa, canının istediği makamla, istediği tonlamayla bir kalemde hemi de en “yetkili” ağızlarca adlı adınca “bilmem kimin dölü!!!” fetvasıyla ona buna “topyekün” güya hakaret edip aşağılamanın, veya tam aksine, işimize geldiğinde de kimilerinin de dölünü mölünü hiç mi hiç hesaba katmadan, böylesine bir dölün varlığını dahi “inkar”a kalkışmanın özgür olduğu bir “diyar-ı milli” de, memleketin hali, ahvali giderek yavan yağsız tarhana çorbasına dönüşüyorsa; acaba bunun başlıca nedeni, şu kahrolası köhnemiş döl “kompleksinden” bir türlü kurtulamayışımız değil midir?...
Öyleyse?..
Öyleyse haftaya bu konuyu “noktalamak” üzere kal sağlıcakla Kirvem!..
MIGIRDİÇ MARGOSYAN
ÖNCEKİ HABER

Biri Allah’a dokuzu cebe!

SONRAKİ HABER

Cumartesi Annesi Anik Can hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa