22 Aralık 2009 05:00

İsrail, ölü ya da diri Filistinli istemiyor

İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmü hakkında yeni belgeler ortaya çıktı. İsrailli bir yetkili, 1990’lı yıllarda ...

Paylaş

İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmü hakkında yeni belgeler ortaya çıktı. İsrailli bir yetkili, 1990’lı yıllarda Filistinlilerin organlarının çalındığını itiraf ederken, İsrail’in Gazze saldırısında kullandığı kimyasal silahların ise gelecek nesillerin hayatını bile tehlikeye attığı belgelendi.
İsrail’de Filistinlilerin organlarının çalındığı iddiası, ilk olarak ağustos ayında bir İsveç gazetesi tarafından gündeme getirilmişti.
Aftonbladet gazetesi, İsrail’in Filistinlileri organları için öldürdüğünü iddia etmişti. İsrail’in şiddetle karşı çıktığı haber, iki ülke arasında krize yol açmıştı.
Ancak konuyla ilgili İsrail tarafından itiraf 3 ay sonra geldi. İsrail’in Kanal 2 Televizyonu, Ebu Kebir Adli Tıp Enstitüsü’nün o dönem başında olan Yehuda Hiss’le 2000 yılında yapılan bir söyleşiyi ekrana getirdi.
Yehuda Hiss söyleşide, ‘90’lı yıllarda Filistinliler ve yabancı işçilerin cesetlerinden deri örnekleri, kornea hücreleri, kalp kapakçıkları ve kemikler alındığını söylüyor.
Hiss programda şu sözleri sarf ediyor: “Kornealarla başladık. Yapılan her şey gayriresmiydi. Ailelerden hiçbir şekilde izin istenmedi. Korneayı aldıktan sonra gözkapaklarını birbirine yapıştırıyorduk.” İsrail ordu yetkilileri açıklamaları doğruladı, ancak uygulamanın on yıl önce sona erdiğini iddia etti.
HEDEFTE GELECEK NESİLLER VAR
Öte yandan, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi çevresinde çalışmalarını yürüten araştırmacılardan oluşan “Yenisilahlar Çalışma Grubu”, İsrail’in 2006 ve 2009’da Gazze’de kullandığı kitle imha silahları hakkında bir rapor yayınladı. Raporda, kullanılan kimyasalların özellikle bebeğin anne karnındaki gelişimini olumsuz etkileyen, üreme fonksiyonlarını engelleyen ve gen yapısında değişiklik ile bozulmaya neden olan nitelikleri dikkate alındığında, İsrail bombardımanında, Filistin halkının gelecek kuşaklarının da hedef alındığı ifade ediliyor.
2006 ve 2009 yıllarındaki bombardımanlarda oluşan dört kraterden alınan 35 numune üzerinde yapılan analizlere dayanan raporda, Gazze’de kimyasal silahların yoğun olarak kullanımı sonucu, toprakta ağır metaller de dahil farklı kimyasal zehirlerin oldukça yüksek oranlarda bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Numunelerin bombardımanların gerçekleşmesinden yaklaşık 2 hafta sonra alınabildiği ve analizlerin, metallerin tespitinde oldukça hassas sonuç verme özelliğine sahip ICP-MS tekniği ile gerçekleştirildiği belirtiliyor. (DIŞ HABERLER)

1. 2006 yılında gerçekleştirilen bombardıman sırasında Gazze’de numune alınan kraterlerden birinde yüksek miktarda tungsten ve cıva tespit edildi. Tungstenin, genler üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle bebeğin gelişimi açısından önemli sorunlar doğurduğuna dikkat çekilirken, daha düşük dozlarda ise tungstenin nefes darlığı yanında, kişinin sinir sistemi ve davranışları üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı ifade ediliyor.
2. Tüm kraterlerde normalin 12 ile 3 bin katı düzeyinde molibden saptandığı bildiriliyor. Molibdenin doğada oldukça az miktarda bulunduğunu, ancak kimyasal silah olarak kullanıldığını ifade eden araştırmacılar, kimyasalın özellikle sperm üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle üreme fonksiyonlarını engellediğini belirtiyorlar.
3. Analizlerde ayrıca, 2009 yılındaki bombardımanda, gen yapısı üzerinde olumsuz etkilere yol açan kobalt elementi yanında, çok sancılı bir zehirlenme ile ölüme neden olan kadmiyum kullanıldığının anlaşıldığı, ayrıca, kanserojen düzeyde nikel, mangan ve stronsiyum elementine rastlandığı bildiriliyor.
4. 2009 yılındaki Gazze bombardımanında 3 bin 5 yüz adet beyaz fosfor bombası kullanıldığı hatırlatılarak, bombalardan birinin çeperinde yapılan inceleme sonuçları aktarılıyor. Beyaz fosfor bombalarında yüksek oranda alüminyum bulunduğu belirtiliyor. Alüminyum, kan yoluyla bebeğe geçerek anne karnındaki gelişimi olumsuz etkiliyor, ayrıca sinir sisteminde tahribat yaratıyor. Ayrıca beyaz fosforun yanı sıra tüm bu zehirli kimyasalların da bombardıman sırasında bölgeye yayıldığı, insanlar üzerinde doğrudan etkileri yanında besin zincirine karışarak, dolaylı olarak da olumsuz etkilere yol açacağı vurgulanıyor.
ÖNCEKİ HABER

Soruşturmaya ara verildi

SONRAKİ HABER

Termikel, Kanal A ve Elektromed işçilerini alacaklarını istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa