TEKEL işçisine destek değil TEKEL işçisiyle birlikte mücadele..!

TEKEL işçisine destek değil TEKEL işçisiyle birlikte mücadele..!

TEKEL işçisi ilk günkü kararlılığıyla “Ölmek var dönmek yok!” diye haykırmaya devam ediyor. “Destek” ve “dayanışma” ziyaretleri de...


TEKEL işçisi ilk günkü kararlılığıyla “Ölmek var dönmek yok!” diye haykırmaya devam ediyor. “Destek” ve “dayanışma” ziyaretleri de... Türk-İş binası herhalde daha önce hiç bu kadar işçiye “ev “ olmamıştı. Binlerce işçi binada yiyor, içiyor, barınıyor. Toplantı odaları, koridorlar, merdivenler her yer işçinin. Girişteki turnikeler artık çalışmıyor, X-ray cihazları da, 4 katlı binanın.
2. kattaki erkek tuvaleti de kadınlara ayrılmış. Malum direnişçi kadın sayısı giderek artıyor. Kattaki toplantı odasındaki kocaman masanın etrafında kadınlar toplanmış. Türbanlı kadın sayısı azımsanamayacak kadar. Samsun’dan gelen 4 kadın 4’ü de türbanlı. Sofralarını kurmuşlar. Yaprak sarması, börek, yoğurt akşam yemeği yiyorlar. Günlerdir sendikanın dağıttığı kumanyalar vardı akşam yemeğinde. Dışardan dayanışma için gelenler mi getirdi diyorum, Fatma: “Ben getirdim” diye yanıt veriyor. Fatma bugün gelmiş. Önce adını yazdırmış ama eşini ikna edemediği için vazgeçmiş. “Vicdanım rahat etmedi. Kocama mektup yazdım küçük oğluma verdim. Babana ver dedim. Kapıdan onları dinledim.” Ne yazdın mektupta diye sorunca, “Arkadaşlarım orada gazın suyun içinde ben nasıl burada durayım. Vicdanım rahat etmiyor. Ben de gideceğim diye yazdım. Baktım oğluma ‘tamam gitsin’ dedi. İçeri girdim, anlaştık” diye tamamlıyor sözünü. Samsun’dan yemekleri ile gelmiş. Fatma’nın arkadaşı söze giriyor. “Bize yan gelip yattınız diyor Tayyip Erdoğan, yıllarca maske ile çalıştık. Kocalarımız tütün koktuğumuz için bizden kaçtı. Yıkanmadan çocuğumuzu emziremedik. 20 yıl çalıştım. Şimdi 4-c diyor. Biz kabul etmiyoruz. AKP’ye oy verdim ben ama haram olsun oyum. Öbür dünyada bize nasıl hesap verecek.”
Gülanur da “Genel grev istiyoruz. Başka olmaz. Herkes grev yaparsa olur” diyor.
Tuvalet sırasında Malatya’dan gelen Hatice ile sohbet ediyoruz. “Giderek coşkumuz arttı. Ben 3 çocuğumu bıraktım geldim. Çocuklarım bana destek veriyor. Şimdi daha hırslıyız” diyor. Hatice’de türbanlı kadınlardan.
Hülya’da Malatya’dan. “İlk gün de tek yumruktuk, bu gün de. Kazanıp gideceğiz. Koç kesip davul zurna çalacağız. Bu gün doktorlar geldi, bizi ziyarete. Eğer onlar 15 dakikalık arada önlükleri ile gelip bizi ziyaret ediyorsa, bizimle halay çekiyorsa bu bizim amacımıza ulaşacağımızı gösterir” diyor.
Dün akşam bazı şube başkanları işçilere izinleri, raporları bitenler var. Bu arkadaşlarımız zor durumda kalabilir demiş de işçilerin morali bozulmuş.
Ama eylem yeniden başladı. Ya da kendi kurallarını ve düzenini oluşturdu. Günlerdir dayanışmaya gelenler megafonlarla hitap etmeye çalışıyorlardı binlerce işçiye. Çoğu zaman ses iletilemiyor, zaman zaman sloganlar karışıyordu. Bir dağınıklık ve kaygı vardı. Artık sendikanın önünde ses düzeni var.
Dayanışma için gelenlere araçtan bir yetkili hoş geldiniz diyor adlarını anons ettikten sonra pankart ve flamalarınızı lütfen indirin duyurusu yapıyor. Konuşmak isteyenler araçtan mikrofonla seslenip dileklerini iletebiliyorlar kolaylıkla.
Bir ara Doğu ve Güneydoğu bölge temsilcisi mikrofonu aldı ve eylemin kurallarını açıkladı. İşçiler çok dikkatli dinledi. Servet Akbudak, “Arkadaşlar Türkiye’nin ve bütün emekçilerin gözü burada. Bu artık sadece TEKEL işçisinin eylemi değil. Onun için disiplinli davranacağız. Kimse fevri eylem biçimlerine girmeyecek. Esnafın işini zorlaştırmayacak gerekirse bir koridor açacağız. Alış verişimizi bu sokaktaki esnaftan yapacağız. Onların da, yaşam, geçim kavgası var. Çevreye saygılı olacağız. Akşamları da şubelere göre kalacağımız yerlere gideceğiz ve sabah toplu olarak burada olacağız. Eylemimizi zaafa uğratacak hiç bir şey yapmayacağız. Kazanıncaya kadar buradayız” diye seslendi. İşçiler “Yaşasın onurlu direnişimiz” sloganı ile yanıtladılar onu.
Ali Durmaz, “İşler biraz düzene girdi. Önce yönetim şube başkanlarına bilgi veriyordu onlar da bize. Ama bu gün direk yönetim gelişmeleri işçilere açıkladı” diyor.
İşçi sendikayı direnişe ikna etti.
Adıyamanlı Osman, “İlk gün karamsardık. Hükümetin bakış açısı moralimizi bozdu. Mustafa Kumlu’da AKP yanlısı. AKP’ye göre davranacak diye düşündük. Ama kararlı duruşumuz Kumlu’ya da geri adım attırdı. Attığımız sloganlar sadece hükümete değildi. Sendikayı da tetikledik. İşçiler, hükümetten korkuyor, sonumuz ne olacak diye. Sendika da bizden korkuyor. Biz bu kararlılığı göstermeseydik Mustafa Kumlu bizi çoktan göndermişti” diyor. “Bazı şube başkanlarının rapor ve izni biten işçilerin sıkıntı yaşayacaklarına dair yaptığı uyarı vardı. Onu da çözdük. Nöbetleşe buradayız. Bizim direnişimiz hem emekçilere hem muhalefet partilerine yol gösteriyor” diyor.
Sabri Yıldırım da Urfa’dan gelen işçilerden. “Dört çocuğum var. 1’i Malatya’da Anadolu Öğretmen Lisesi’nde, Kızım Adıyaman’da Anadolu Lisesi’nde okuyor. Oğlum bugün aradı beni. Baba ben bırakıp okulu geleyim diyor. Biz nasıl okutacağız bu çocuklarımızı 4-c ile alacağımız aylıkla? O yüzden gitmeyiz. Direneceğiz” diyor.
Osman araya girip Türk-İş demeyeceğiz. Kurumlar kalıcı. Yarın Kumlu gider. Ama sendika bizimdir. Kumlu hükümete gidip bana ne veriyorsun demeyecek, ben bunu istiyorum diyecek. Demezse Kumlu’da gider. Eğer hükümet de böyle devam ederse bu dayanışma ve direniş de hükümeti istifaya götürür” diyor.
İşçiler Türk-İş’i mücadeleye sürükledi. Artık bizim de KESK’liler, DİSK’liler ve diğer örgütlü kesimler olarak TEKEL işçisi için değil; TEKEL işçisiyle birlikte yürümemiz gerekiyor. Dayanışma ve destek biçimimizi hızla Türk-İş’in önüne gidip duygulu nutuklar atmaktan çıkarmamız gerekiyor. Öncelikle bu direnişi iş yerlerine taşıyacak yazılı ve görsel materyaller hazırlamalıyız, iş yerlerimizdeki emekçilere taşımalıyız. Desteğimizi maddi bir güce dönüştürmeliyiz. Neden aşamalı olarak iş yavaşlatma ya da örneğin 1 saatlik iş bırakmalar örgütleyemeyelim. “Türk-İş’in alacağı karar kararımızdır” bekleyişinden çıkmalı ve kendi örgütsel tutumumuzu belirlemeliyiz. TEKEL işçisinin kararlı ve direngen duruşuyla birleşerek AKP’nin emekçi düşmanı politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmek ve birleştirmek için izleyeceğimiz en doğru yol bu olacaktır. Yoksa aynı kadroların Türk-İş’in önüne gidip desteklemeleri bir süre sonra rutine binecek ve bıktırıcı olacaktır. Bu gün TEKEL işçisi ile birlikte atacağımız her adım hem AKP saldırılarına hem de sendikal bürokrasinin işbirlikçi tavrına karşı birleşik mücadeleyi örebilmenin olanağını yaratacaktır. Unutmayalım ki birleşik emek hareketinin önündeki en büyük engellerden biri de sendikal bürokrasinin uzlaşmacı yaklaşımıdır. Hem AKP’ye hem de bürokratik uzlaşmacı sendikacılığa karşı kararlı mücadelesi ile TEKEL işçileri öğretiyor.
Öyleyse TEKEL işçisine destek değil TEKEL işçisiyle birlikte mücadeleye...!
SEVGİ YILMAZ Eğitim Sen üyesi
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.