22 Aralık 2009 00:00

GERÇEĞİN GÖZÜYLE

Türkiye Gazeteciler Federasyonunun örgüt başkanları için düzenlediği bir çalışmanın konuğu olarak Denizli’deydik hafta sonu.

Paylaş

Türkiye Gazeteciler Federasyonunun örgüt başkanları için düzenlediği bir çalışmanın konuğu olarak Denizli’deydik hafta sonu. Federasyonun seçilmiş Yeni Genel Başkanı Atilla Sertel ve Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bülent Öztürk’ün konukseverliğinde dolu dolu bir üç gün geçirdik. Buraya kadar her şey güzel ve keyifliydi. Ne var ki bu topraklarda 12 Mart ve 12 Eylül yönetimleri ile atılan ayrıştırma tohumları günümüzde giderek boy veriyor. Hem de tehlikeli bir biçimde.Yerel gazetecilerin örgütlenme sorunlarının dile getirildiği bir ortamda; mesleğin ağır koşullarını görmezden gelen,gazetecilik duruşunu,meslek ilkelerini kaale almayan kimileri,yerel basındaki arkadaşlarını bölücülük yapmakla suçlayabiliyorlar.Uluorta desteksiz suçlamalarda bulunabiliyorlar.Basın örgütlerinin bir platformda ortak hareket etmesinden rahatsız olduklarını söyleyebiliyorlar. Muhabirlik değil alenen muhbirlik yapıyorlar. Kim bunlar? Federasyonu yıllardır tek parti yönetir gibi yöneten ancak iktidarı demokratik bir seçimle kaybetmeyi içlerine sindiremeyen bir grup. Bu güne dek çalışan gazetecilerin sorunlarına eğilmeyi aklına getirmemiş bir grup.Vatanseverlik ayağına ırkçılıkla örtüşen çıkışlar yapan bir grup. Ne acı.
Yerel basının sorunları ağır.Yerelde çalışan meslektaşların da... Sağlıklı kurulmuş güçlü dayanışmaya, birbirlerine ve örgütlerine sarılma zamanı şimdi. Sendikal hakları öğrenme yaşatma zamanı.Yaygın basının içinde bulunduğu ayrışmanın yalnızca siyasetçilere ve basını kullanmaya kalkışan sermayeye yaradığını bu topraklarda görmeyen kalmadı. Birbirlerine kinle saldıran,kalemlerini halkı bilgilendirmek için değil rakip gazeteleri aşağılamak için kullanan nice kalemşor türedi; bir bakın etrafınıza.Basın özgürlüğünü gazete sayısı ile ölçen,televizyon ve radyoların çoğalması olarak gören zihniyet horlatılıyor siyasetçilerin ısrarlı söylemleri ile. Ama uygulanan örtülü sansürden, ekonomik sansürden , kapatılan Aydınlık gazetesinden, düşünceyi ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalardan söz eden yok. Son günlerde bazı televizyon sunucularının habere mimikleri ve kaş çatmaları ile kattıkları yorumları gördükçe meslek adına utanıyorum. Adeta tek parti dönemini canlandırmak istiyorlar. Onların sözlüğünde ötekilere hayat hakkı yok.Varsılların dünyasında kendi küçük dünyalarını unutuyorlar.
Yalnız gazetecilik alanında değil ülkenin geçirdiği bunalım. Siyasetten,ekonomiye ,geçim derdinden sendikal örgütlenmeye dek uzanıyor. Bu aslında gerçek demokrasiye ulaşma yolunu tıkamak isteyenlerin yarattığı yapay bir kaos. Elbette işçisi,köylüsü,memuru aydınları ile bu kaostan kurtulacak ülke. Hak ettiği gerçek demokrasiye geç de olsa bir gün mutlaka kavuşacak. Umudumuzu hiç yitirmedik. Yitirmeyeceğiz.
TURGAY OLCAYTO
ÖNCEKİ HABER

Taygun sahnede uğurlandı

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa