GERÇEK

GERÇEK

  • 46 demiryolcu kamu emekçisi, önceki gün genel müdürlük tarafından görevlerine iade edildi.


    46 demiryolcu kamu emekçisi, önceki gün genel müdürlük tarafından görevlerine iade edildi.
    Sendikalar ve kamu emekçileri, idarenin 25 Kasım grevinden dolayı 16 demiryolcuyu açığa almasına, 16 Aralık’ta 10 bin dolayında demiryolcunun greviyle yanıt vermişti.
    Bu grevden sonra da DDY Genel Müdürlüğü, çalışanları yasaları ihlal etmekle suçlayarak 30 kamu emekçisini daha açığa almıştı.
    Ancak KESK’e bağlı BTS ve Kamu-Sen’e bağlı Türk Ulaşım-Sen, bakanlık ve idarenin baskılarına boyun eğmeyerek mücadeleyi sürdüreceklerini açıklamıştı. Dahası KESK ve Kamu-Sen de, bu iki sendikayı desteklediklerini ilan etmişler ve emekçilerin görevlerine iadesini istemişlerdi.
    Bu genelleşen tepki; kamuoyundan, yandaş basının hükümet cenahından gelen suçlamalara karşın, kamu emekçileri ve demiryolcuların grevini destekleyen tutumu karşısında TCDD Genel Müdürlüğü, açığa alılan kamu emekçilerini işe geri döndürmek zorunda kaldı.
    Hiç kuşkusuz 25 Kasım grevinden başlayarak demiryolcuların ve sendikaların, emekçiye yakışan mücadeleci bir tutum takınmış olmaları, idareyi geri adıma zorlayan başlıca etkendi. Eğer demiryolcular militan bir tutumla haklarını savunmasaydı, bu 46 kamu emekçisini, en azından şimdilik kimse görevine döndüremezdi.
    Bu ve 25 Kasım grevinde önderlik rolü üslenmiş olması nedeniyle demiryolcular, hem kamu emekçileri hem emekten yana çevrelere güç ve cesaret vermişlerdir. Şimdi de onların bu direngen ve mücadeleci tutumunun hükümeti ve idareyi geri adım atmaya zorladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Emek cephesi terminolojisinde, genel olarak “emekçi mücadelesine övgü” hep vardır ve emekçilerin küçük adımlarında bile “patronlara diz çöktürüldü” biçimindeki değerlendirmelere de sıkça rastlanır! Ama bu sefer, demiryolları idaresi tarafından 46 kamu emekçisinin işlerine iade edilmesi, böyle propagandif bir saptama değildir; gerçeğin ta kendisidir. Hatta gerçeğin satırlara aktarılmasında emekçi mücadelesinin etkisinin önemi yeterince anlatılamamış bile olabilir. Elbette idare, işe iadeleri; yönetmelikler ve kendi iyi niyetinin sonucu olarak gösterecektir. Ama gerçek tamamen farklıdır ve bu, emek mücadelesiyle, emekçilerin idare karşısında birlik ve bütünlük içinde ortak bir mücadele hattında birleşmiş olmasıyla ilgilidir.
    İdare bu işlemle, emek mücadelesini hot-zotla sindiremeyeceğini kabul etmiş olmaktadır. Ama bunun anlamı, idarenin kamu emekçilerini bölmek, sindirmek, sendikaları etkisizleştirmek için baskılardan, tehditlerden ya da rüşvetten vazgeçtiği anlamına gelmez. Tersine, bundan böyle idarenin “rüştünü ispat etmek” için saldırı yöntemlerini çeşitlendirmesini beklemek doğru olur.
    Kaldı ki “işe iade”, soruşturmaların bittiği anlamına da gelmemektedir. Bu yüzden kamu emekçileri rehavete kapılmamalı, aralarındaki birliği daha da güçlendirecek biçimde mücadeleyi sürdürmelidir.
    Hükümet ve çeşitli hizmet kollarındaki müdürlüklerin soruşturma girişimleri de sürmektedir. Ve demiryolcuların cesur ve mücadele kararlılığını yansıtan tutumu elbette onlar için de bir yol göstericidir. Çünkü haklar ancak mücadeleyle (alınabilir) korunabilir. Bu saptama boş bir edebiyat değil, yüzlerce yıllık sınıflar mücadelesinin ortayı koyduğu en tartışılmaz gerçektir.
    Bu yüzden demiryolcular, tüm emek cephesi için hakların mücadele ile alınacağını bir kez daha kanıtlamışlardır.
    Demiryolcuların başarısı, bugünlerde Ankara’da, Türk-İş’in önünde direnişini sürdüren 12 bin TEKEL işçisi için bir örnektir ve mücadele ederlerse haklarını alabileceklerini göstermektedir.
    Bugün toplanan Türk-İş Başkanlar Kurulu için de bu mücadele bir örnek, bir cesaret dayanağıdır; olmalıdır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net