23 Aralık 2009 00:00

Mahalle arkeolojik parkı severse…

Genellikle arkeolojik kazı çalışmaları ya bir inşaat ya da ulaşım projesi ile gündeme geliyor. Geçmişten bugüne gelen birtakım olguları, medeniyetleri tanımamıza ve içinde bulunduğumuz durumu ve hatta geleceğimizi daha iyi...

Paylaş

Genellikle arkeolojik kazı çalışmaları ya bir inşaat ya da ulaşım projesi ile gündeme geliyor. Geçmişten bugüne gelen birtakım olguları, medeniyetleri tanımamıza ve içinde bulunduğumuz durumu ve hatta geleceğimizi daha iyi okumamıza yardımcı olabilecek bu çalışmalar, bu faydacı bakış açısıyla gündeme geldiği için haliyle yetersiz kalıyordu.
İstanbul için önemli olan bu yerleşmelere biri daha ekleniyor. İstanbul’un Anadolu yakasındaki en önemli arkeolojik alanlardan biri olan Küçükyalı Projesi ile İstanbul’un ilk arkeolojik parkının oluşturulması hedefleniyor. Anadolu yakasının en kapsamlı arkeoloji çalışması olarak da bilinen Bizans dönemine ait yerleşmede, Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat tarihi bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr Alessandra Ricci başkanlığında İstanbul Arkeoloji müzesi tarafından yönetilen kazılara , İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı destek veriyor.
Çınar Mahallesi muhtarının ve sakinlerinin büyük ilgi gösterdiği yerleşmenin arkeoloji parkı olarak korunmasına, halkın gündelik hayatının bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor.
MAHALLE YERLEŞKEYE EV SAHİPLİĞİ YAPMAKTAN MEMNUN
Görüştüğümüz Çınar mahallesi muhtarı Ayşem Möröy , arkeolojik yerleşmenin tamamen ortaya çıkarılmasının ardından burada yapacakları etkinliklerle mahallenin çehresinin değişeceğini, mahalle için yeni bir nefes kaynağı olacağını söyledi. Mevcut yerleşim içinde de çıkan buluntuların sergilendiğini, mahallelinin büyük ilgi gösterdiğini belirtti. Projenin bitirilmesiyle semtin önemli bir sosyal merkez kazanacağını belirten Möröy, sergiler, kültürel etkinlikler, film gösterimleriyle arkeolojinin mahallelinin ve İstanbul halkının hayatının parçası haline geleceğini söyledi. Mahallelinin arkeoloji parkın yaşamlarına getireceği değişimin farkında olmasının yerleşimin korunmasında etkili olduğunu belirten Möröy, örnek bir çalışmaya ev sahipliği yaptıklarından ötürü mutluluklarını dile getirdi.
İSTANBUL’DA İLK PATRİK MEZARI
Çalışmalarına Kültür Bakanlığı izni ile başlayan kazı ekibi, yüksek yeşil bir alan, alanın altında sarnıç ve kilise kalıntılarının olduğu önemli bir kompleks yapıyla karşılaşmış.
Ortaya çıkan buluntular arasında en dikkat çekici olanı, örneği bulunmamış patrik mezarı. İmparator l. Mikhael’in oğlu Ignatius’a ait mezar, Vatikan arşivindeki 11. yüzyıla ait bir tasvirle resmedilmiş. 877 yılında ölen Patrik Ignatius’un Ayasofya’da gerçekleşen defin töreninin ardından Küçükyalı’ya getirilip anıt yapıya yerleştirilmiş.
Bizans imparatorunun yazlık sarayının bu yerleşkede bulunduğu da biliniyor. Sarayın altında yer alan ve altyapısını oluşturan devasa sarnıcın Kayışdağı’ndan getirilen suyu depolamak için kullanıldığı tahmin ediliyor. Çok kubbeli sarnıcın üst bölümü, çökmüş ancak üstündeki manastır yapısını taşıyan büyük açıklı bölümün hâlâ ayakta kaldığı görülüyor. Bizans dönemindeki kilise duvarlarına ait olduğu düşünülen altın kaplamalı mozaik taşlar da buluntular arasında.
Kazı ekibinde çok sayıda yerli ve yabancı arkeolog yer alıyor. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen tanıtım toplantısnda konuşan Alessadra Ricci, bu projenin sürdürebilir bir planlama modeli içinde kültürel mirasın korunması ile gelişmenin yan yana görülmesine iyi bir örnek olacağına değinmişti.
(İstanbul/
EVRENSEL)

PROJE SAHİBİNE AİT DEĞİL
Projede, arkeolojik alanın koruma altına alınması, kentin tarihine ışık tutulması amaçlanırken, arkeolojik alanın etrafında halkın kullanımına açık bir yeşil alan oluşturulması isteniyor. Bu kapsamda tarihi alan kazısı kültür ve dinlence alanı olarak gezilmesi, çevresinde eğitim atölyeleri ile etkinlik merkezi haline gelmesi amacıyla sürdürülüyor. Sürdürülen çalışmanın başında bulunan Alessandra Ricci, projenin sadece proje sahibine ait olmadığını, dünya projesi ve ortak mimarımız olduğuna dikkat çekti ve arkeolojik kazılar kapsamında bugüne kadar örneği bulunmayan 9. yüzyılına ait mimarı kalıntılar, orta ve geç dönem Bizans sikkelerine ulaşıldığını kaydetti. Gündelik yaşama ait kalıntılar arasında mühürler, keramikler ve kandillere ulaşıldı.
Yasemin Şahin
ÖNCEKİ HABER

Başka bir dünyanın filmleri

SONRAKİ HABER

TR-İnter Tekstil işçilerinin direnişi Çiğli’ye taşınıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa