24 Aralık 2009 05:00

AVRUPA GERÇEĞİ

Kopenhag’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda küresel ısınmaya karşı somut kararlar alınmaması..

Paylaş

Kopenhag’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda küresel ısınmaya karşı somut kararlar alınmaması, dolayısıyla konferansın tam anlamıyla bir fiyaskoyla sonuçlanması, gerçekten de insanlığın yüzüne atılmış bir şamar.
Şamarın sahibi gelişmiş kapitalist ülkeler, bütün insanlığa açık bir şekilde “Biz çevreyi, iklimi, doğayı istediğimiz gibi kirletiyoruz, kirletmeye de devam edeceğiz. Var mı itirazı olan?” dediler.
Bunu sadece yerküre üzerinde yaşayan milyarlarca insana değil, aynı zamanda gelişmekte olan kapitalist ülkelerin liderlerine de söylediler.
Dolayısıyla dünyadaki egemenlik ilişkilerinde piramidin en tepesine oturan 30’a yakın ülke, içinde bulunduğumuz gezegenin geleceği konusunda kendilerinden başka hiç kimsenin söz ve karar sahibi olmadığını ilan etmiş oldu.
Geçen hafta bu köşede de yer alan verilere göre küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının atmosferdeki hızlı artışı, yerküreyi büyük bir tehditle karşı karşıya bırakmış ise -ki bıraktığı görülüyor-, o zaman geriye insanlığın kendi dünyasına, dolayısıyla kendi geleceğine sahip çıkmasından başka bir yol ve çare kalmamıştır. Çünkü; “Kopenhag Mutabakatı”, dünyanın geleceğinin emperyalist-kapitalist devletlerin umurunda olmadığını yazılı bir belge olarak açık olarak ortaya koyuyor. Bu yüzden önümüzdeki yıl ya da yıllarda düzenlenecek benzer konferanslardan ciddi kararlar, yaptırımlar çıkmasını beklemek, hayalden başka bir şey değildir. Özellikle kapitalizm koşullarında çevre sorununun çözülebileceğini, kapitalistlerin de sonuçta bu gezegende yaşayan insanlar olduğunu ve onların da kendi geleceklerini tehlikeye düşürmemek için doğaya daha fazla zarar veremeyeceğini, atmosferi daha fazla kirletemeyeceğini savunan “saf çevreciler”, şu günlerde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Konferans sonuç bildirgesine bakıp “Bu kadar da olmaz!” diyerek, olup bitenlere ya akıl erdiremiyorlar ya da erdirmek istemiyorlar. Ama süreç, onların, kapitalist sistem ile küresel ısınma ve çevre kirliliği arasında doğrudan bir ilişki olduğunu anlamasını, adeta kafalarına vura vura zorunlu hale getirecektir.
Evet; dünyanın ısınmasına, daha fazla kirlenmesine neden olan kapitalistler de en nihayetinde birer insan ve onlar da bizim gibi aynı havayı suluyorlar, aynı suyu içiyorlar, aynı güneşten yararlanıyorlar...
Ne var ki onlar, yaratılan tahribatın sonuçlarından en az etkilenenler olacaktır. Bundan kuşkunuz olmasın. Gerektiğinde kendileri için yüzde 100 temiz havanın olduğu semtler, mahalleler, kentler bile kurabilirler. Hatta Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in dediği gibi; “Belki de başka bir gezegene göç edeceklerine inanıyorlar”.
Dengesi bozulan doğa koşulları, her zaman olduğu gibi önce “en zayıfları”, yani yoksulları vuracaktır.
Dolayısıyla iklim konferansında, gelişmiş kapitalist ülkelerin atmosferdeki karbondioksit emisyonlarını düşürmeye yanaşmaması, ortaya çıkan ve çıkacak zararların karşılanması için yeterli derecede bütçe ayırmaması, bundan sonra çevre-doğa sorunları ile sistem arasındaki ilişkinin çok daha açık ve net bir şekilde kurulmasına, dolayısıyla da sorgulanmasına neden olacaktır.
Doğanın dengesi değiştikçe, yeni büyük felaketler yaşandıkça, insanoğlu küresel ısınmanın baş sorumlusu kapitalist ülkelere beddua edecektir. Bu da acıyı ve felaketi yüreğinde hissedenlerin, tepkisini ve öfkesini değişik biçimlerde mutlaka ortaya koyacağı anlamına geliyor.
Yani; bugün yüzüne şamar atılanlar, elbette bunu unutmayacak ve vakti geldiğinde şamarı atanların yakasına yapışıp hesap soracaktır. Bizden söylemesi!..
YÜCEL ÖZDEMİR
ÖNCEKİ HABER

Anma töreninde çatışma çıktı

SONRAKİ HABER

Traktörüyle su kanalına düşen çiftçi hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa