24 Aralık 2009 00:00

HAYATIN İÇİNDEN

Bu yazının konusu asla bizim polis değil. Ne olur ne olmaz.Aslında konu başka ülkenin polisinin tamamı da değil.

Paylaş

Bu yazının konusu asla bizim polis değil. Ne olur ne olmaz.
Aslında konu başka ülkenin polisinin tamamı da değil.
Bilmem nerenin polisinin robotek kılıklı mensupları çift sıra dizilmişler. Karşılarında, mevsimin şartlarına göre giyinmiş gençler, yaşlılar, çocukları, torunları... Belli ki sıkıntıları var. Yoksa buz gibi havada çoluk çocuk sokaklara neden dizilsin?.. Robotek kılıklı polis, bütün gün robotek gibi pinekleyip, ay başında işçinin aldığının 3 katı maaşını cebine indirdiğinden, tuzu kuru. Herhalde biri kulaklarına “Bakın, işçiye fazla verirsek sizin maaşlardan kısarız” demiş olacak ki, saldırı öyle böyle değil. Kin ve intikam hırsı ile güdülenmiş. Çoluk çocuk dinlemiyor. “Mahkemeye gitse hakim salıverecek. Şuracıkta bitirelim şu işi. Pastamızı böldürmeyelim” diyen bir yığın başka ülke polisi gördük biz.
Ömrünü üretmeye harcamış orta yaşlı, bıyıklı, başörtülü, kot pantolonlu insanlar, işçiler, ellerindeki son umudu, sahip oldukları işi, aldıkları üç kuruş maaşlarını, çocuklarının süt paralarını kaybetmemek, korumak için koca şehrin küçücük meydanının bir köşesine doluşmuşlar. Bu meydanlardan daha büyükleri bilmem ne maçının kutlaması nedeniyle yüzlerce kez doldurulurken, “kamu düzeni” kimsenin; özellikle robotek kılıklı polisin ve “Saldır” emri veren “Chief”in aklına gelmezken, işçi, genç, çevreci, savaş karşıtı insanlar “Chief”in baş düşmanı.
“Chief” denen adam öyle kendi başına karar verecek kadar “Chief” değil elbette. Daha üstleri var. Kimi maddi amir, kimi manevi amir emrinde. Bu başka ülkenin polisleri ve tabii başka bir grup insanı kuyruklu yıldız arkasında saklı cennete inanan bir tarikatın, cemaatın, çetenin üyeleri de olabilirler. Kuyruklu yıldıza inanmayan insanlara düşman da olabilirler ama kafaları biraz çalışmıyor mu?
Bir kere, “Chief”ler özel makam araçlarıyla olay yerinden ayrılırken, saldırı sonrası robotekler evlerine, o az önce tepeledikleri insanlarla aynı otobüste, trende, metroda, vapurda gidiyorlar.
Bakanlara ne demeli? Mezun olup yabancı ülke misyonunda çalışmış, sonra Musevi sermayeli faizli borç verme kuruluşunun Ortadoğu ülkelerini soyma masasında “Chief” olarak çalışmış ve üstün hizmeti karşılığında bakanlık kazanmış muhterem, “İşçiye para yok” demiyor mu?
Tanesi trilyonluk zırhlı araçlarda gezen, yetmedi, beşinci uçağını alan devletliler, gözlerini aça aça “İşçinin istediği 40 trilyon” demiyor mu?
Ama gelişme var tabii. Bu kez “Ananı da al git!” değil “Evine dön!” diyebildiler.
İşçiler evlerine dönecekler tabii.
Koltuktakileri gönderdikten sonra!..

ARİF NACAROĞLU
ÖNCEKİ HABER

Kürt siyasetçiler yine gözaltında

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa