BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Aralarında Selim Sadak, Hatip Dicle, Nejdet Atalay, Fırat Anlı gibi tanınmış eski DTP’lilerin, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyesi belediyeciler...


    Aralarında Selim Sadak, Hatip Dicle, Nejdet Atalay, Fırat Anlı gibi tanınmış eski DTP’lilerin, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyesi belediyeciler ve Demokratik Toplum Kongresi’nin önde gelenlerinin de bulunduğu 80 kişinin gözaltına alınması, hükümetin “açılım” politikasının geldiği aşamayı bir kez daha gözler önüne serdi.
    İddia, bu kişilerin PKK’nin şehir örgütlenmesini yönettikleridir!
    Ve son sekiz ayda; Cumhurbaşkanı’nın “Dışarıda da içeride de iyi şeyler olacak!” diye Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için “açılımın hedefini” ilan ettiği günden bu yana, bu, Kürtlerin örgütlü ve hak mücadelesinde kararlı kesimlerine yönelik üçüncü büyük operasyondur. Bu operasyonlar önce kamuda çalışan Kürt kamu emekçilerine, Kürt sendikacılara, ikincisinde belediyelerdeki yöneticilere, şimdi ise seçilmiş ve kamuoyu gözünde Kürtleri legal alanda temsil eden Kürt önderlere karşı gerçekleştirilmiştir.
    Eğer, gerçeği anlamak için lafa değil işe bakacaksak; AKP Hükümeti’nin marifeti olan bu tablonun daha anlaşılır olması için bu üç büyük operasyona, bir siyasi operasyon olarak gündeme getirilen DTP’nin kapatılmasını da eklemek gerekir.
    Ve tablo, o zaman daha açıklık kazanır.
    Bu açıklığın gösterdiği “açılım”ın daha baştan beri, Kürtleri legal siyaset alanından çekilmeye zorlamak ve Kürtlerin muhatap alınmadığı bir “açılım” sürecini işletmektir. Bugün de adım adım bu çizgide yürünüyor. Ve hükümet biliyor ki; Kürtlerin temsilcileri legal alanda kalmaya devam ettikçe, onları yok sayarak “açılım” sürecini işletemeyecektir. “İşlettim” dense de hükümet kimseyi inandıramayacaktır!
    Ama Kürtler, hükümet ve akıl hocalarının beklemediği bir biçimde, her şeye karşın, uzun mücadelelerle kazandıkları legal alanı terk etmeye yanaşmıyor, yanaşmayacak gibi de görünüyor.
    Önceki gün hem BDP Genel Başkanı Demir Çelik, hem de Osman Baydemir, (basın açıklamasında, hem de Hayat Televizyonu’nda yaptığı açıklamada) legal alanı terk etmeyeceklerine özel vurgu yaptılar.
    Öyle anlaşılmaktadır ki AKP Hükümeti ve arkasındaki güç odakları, içeride Kürtleri legal mevzileri terk etmeye zorlamak, terk etmezlerse etkisizleştirip işlevsizleştirmek; dışarıda ise ABD ile tam mutabakat içinde Kandil’i kuşatıp dağılmaya zorlayan askeri-diplomatik baskıları yoğunlaştıracağı bir strateji geliştirmekte kararlıdır! “Üçlü görüşmeler”in etkinleştirilmesinin nedeni de budur.
    Bu çizgi kaçınılmaz olarak içeride sertliği, antidemokratik uygulamaların, asker polis önlemlerinin ve günlük hayattaki etkinliğinin artırılmasını getirecektir. Bu baskılar sadece Kürtleri değil, tüm ilerici demokrat odakları, aydınları da hedef alacaktır. Bu çizgi dışarıda da Türkiye’nin, ABD’nin her istediğini yapacağı, yapmak zorunda kalacağı bir mecraya sürüklenmesini önlenemez biçimde getirecektir.
    Başka bir söyleyişle bu süreç, AKP Hükümeti’nin içeride militarist, baskı ve şiddete dayanan bir yönetim isteyen güçlerinin, dışarıda ise ABD’nin daha çok kucağına itildiği bir süreç olarak işleyecek gibi görünmektedir.
    Bu yol, Kürt sorununun çözümünde çıkmaz bir yoldur ve çeyrek yüzyıldır bu çıkmaz yolda ısrar edenler, kafalarını kayalara çarpmıştır. AKP Hükümeti bu kadere doğru gitmektedir.
    “Açılım”a “ABD planı” diyenler, asıl şimdi “açılımın” bir ABD planına dönüştüğü durumda AKP’ye ve ABD’ye karşı çıkmalıdırlar. Ama öyle mi olacak göreceğiz.
    Bu tablo açıkça göstermektedir ki; süreç, sadece Kürtlerin demokratik hakları ve legal mevzilerinin korunması değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi, her milliyetten aydınların ve demokratların özgürlüklerinin korunması mücadelesine dönüşmüştür.
    ABD’ye karşı çıkmak; artık sadece ABD’nin bölge politikaları nedeniyle değil, özel olarak da Kürt sorununun çözümünde egemen gerici güçlerin dayanağı, bir Türk-Kürt çatışmasını da kapsayan ve Türkiye’yi tümüyle kendi himayesine alan hainane planların tasarlayıcısı ve destekçisi olarak da önem kazanmıştır.
    Emperyalizme, ABD’ye karşı olduğunu iddia eden “ulusalcılara”, “milliyetçilere” duyurulur!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.