26 Aralık 2009 00:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Katliamlarla anılan bir ülkenin yurttaşlarıyız ve unutkanız, üstelik kendimizle yüzleşmeyi de sevmiyoruz.

Paylaş

Katliamlarla anılan bir ülkenin yurttaşlarıyız ve unutkanız, üstelik kendimizle yüzleşmeyi de sevmiyoruz. Bu ülkede sadece son 35 yıldır birkaç tane katliam yapıldı, biz yurttaş olarak bunun utancını taşıyoruz ama yönetim erki hiçbir zaman bu utancı yaşamadı. Bizim bu kısa sürede yaşadıklarımızı aklı başında bir ülkenin vatandaşına anlatamazsınız, çünkü bunları hayal bile edemez, kafası da almaz.
Katliamdan bahsediyoruz sevgili okurlar, yalan da söylemiyoruz, hikaye de anlatmıyoruz. Mahallelerin,evlerin basıldığı, yurttaşların vahşice öldürüldüğü katliamlardan bahsediyoruz. Çoluk çocuk, yaşlı genç demeden bu halkın uğradığı kıyımlar ve bunların takipsiz kalması insanlık onurumuzu eziyor, yaralıyor.
Tam 31 yıl önce Maraş’ta faşistler günlerce katliam yaptı. Resmi kayıtlara göre katledilenlerin sayısı 111 olarak açıklandı ama halk bu sayının 200’ün üzerinde olduğuna emindi. Yaralı sayısı 1000’in üzerindeydi, yüzlerce ev ve işyeri yakılıp yıkıldı. Bu noktada zaten sayıların da bir anlamı yok, önemli olan yaşananlardır. Devletin bakanlarının dahi günlerce giremediği Maraş’ta yapılan bu katliamın çok önceden tezgahlandığı açıktı. Türkiye’nin her tarafından Milli Piyango bileti satıcısı veya devlet memuru adı altında Maraş’a taşınan faşistler Alevilerin ve devrimci demokrat kesimin evlerini önceden işaretlediler, kente silah yığınağı yaptılar. İçlerinde “iyi çocuklar” da vardı, darbeci generallerin yurtdışına kaçırdıkları da..
Katliamın ağır bilançosuna rağmen yargılanan faşistler 2-3 yıl hapiste kaldıktan sonra birer birer salıverildiler ve bu kanlı dosya 12 Eylül cuntası tarafından kapatılmış oldu. Sanıklardan birisi, AKP’nin içinden çıktığı parti sayesinde Meclis’e bile girdi, daha sonraki seçimlerde ANAP adayı oldu, ama seçilemedi. AKP’nin geçenlerde Alevi Çalıştayı’na çağırdığı o kişiye bu düzen her kurumu ile sahip çıktı, yani ortada bırakmadılar..
Yakın geçmişte tanık olduğumuz birçok katliamı planlayan ve uygulayanlar şu anda bu toplumun içindedir, sonuçta biz o katillerle ve bu acı gerçekle yaşıyoruz. Kıdemine göre o katillerin kimi yukarılara çıktı, kimisi de normal yaşam sürüyor; ama onlarla aynı havayı soluyoruz ve aynı toprağa basıyoruz, bizi yaralayan da işte budur. Maraş, Çorum, Sivas, Gazi Mahallesi, Ulucanlar Cezaevi, Diyarbakır Cezaevi, 19 Aralık gibi toplu katliamların sanıklarından şu anda cezaevinde olan hiç kimse yok ve bunlardan hesap sorulma ihtimali de bulunmuyor.
Katillerle bir arada yaşamak kuşkusuz halkın tercihi değildir, bu düzenin marifeti ve dayatmasıdır. Her gün girip çıktığımız dükkan sahibinin veya sokaktaki simitçinin onlardan biri olabileceğini düşünmek toplumsal güvensizliği doğuruyor. Öyle ki, o güvensizlik bugün devletin de her kesimine yerleşti, her kurum birbirinden huylanıyor. Düzen, şu anda kendi yarattığı canavarla boğuşmaktadır; bunun sorumlusu ise halk değildir.
Biz işkencecilerimizi hiç affetmedik, katliam tetikçilerini de affetmiyoruz. Düzen onları nereye getirirse getirsin, ellerimiz yakalarında olacaktır.
ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

Hiç ‘iyi şeyler’ olmadı

SONRAKİ HABER

EMO Karadeniz’de HES’leri inceledi: HES'lerin yarattığı tablo vahim

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa