Çocuklara dokunmayın...

Çocuklara dokunmayın...

En sonunda bu da oldu, gözümüz aydın! Yüzde 40 özürlü bir çocuk polisler tarafından dövülerek gözaltına alındı, TMK mağduru oldu işte!


En sonunda bu da oldu, gözümüz aydın! Yüzde 40 özürlü bir çocuk polisler tarafından dövülerek gözaltına alındı, TMK mağduru oldu işte!
Nasıl oldu da bu hale geldik? Hani barış olacaktı? Hani bitecekti bu gözyaşı?
Yine başa döndük hem de çok kötü bir şekilde.
Ve bu işten en çok zarar gören yine halk, yine çocuklar oldu...
İşte size korkunç bir haber; 11 Aralık’ta sağ kol ve sağ ayağı felçli olan 16 yaşındaki Hamza Kılıç polise taş attığı iddiasıyla gözaltına alındı. Sokak ortasında ve karakolda polislerin işkencesine uğrayan Kılıç, “Benim yüzde 40 fiziksel engeli raporum var. Sağ kolumu hiç kullanamıyorum. Sağ bacağımı da kısmi olarak kullanıyorum dedim. Polisler bana gülerek, dövmeye başladılar” dedi.
Peki, kime şikayet edeceğiz ve ne diyeceğiz? Diyarbakır’daki bu olağan olaylarda ebeveynlerin çocukların tepkilerini kontrol edemeyişleri, yoksulluk ve baskı altında kalmaları olmaları başlıca neden… Sonuç ise, tam anlamıyla trajik.
Farkında mısınız, inanılmaz bir öfke ve kontrolsüz bir çatışma var.
Barışın ve demokrasinin önü kesildi.
Bütün Kürtlerin Türklerle eşit olacağı, bu eşitliğin anayasal güvence altına alınacağı, silahların susacağı, cinayetlerin biteceği bir gelecek hayal ediyorduk.
Ne zaman bu ülkede “askeri vesayet” sarsılsa, ordu kışlasına doğru çekilmeye başlasa, demokrasi kapıdan başını uzatsa, eylemler yine, silahın, ordunun, baskının güçlenmesini sağlar.
Bu açılımı yetersiz mi buluyoruz, eksik mi buluyoruz, art niyetli mi buluyoruz ya da yanlış duran bir tarafı mı var?
Bütün aydınların istediği, konuşarak, tartışarak bu iç savaşın son bulması...
Ve son olarak sizleri şiirimle barışa çağırıyorum;
Çık be çocuk
Yaralı bir gül
Doğu’nun kar izinde
Gri bir göktaşı
Umutların göğünde

Öksüz bayramların gününde
Eksik sofralarda
Yıllanmış bir gözyaşı
Anaların yüreğinde
Bir kırmızı karanfil
Sevdalı sabahlarda

Vurulan bir ceylanın bakışı
Avcının acımasız yüreğinde
Sahrada bir vaha
Altın renkli tepelerin ardında

İçimde saklanmış bir çocuk
Çık be çocuk
Çııık!
Ölüm gelmesin artık...
GAMZE BOZO Şair
www.evrensel.net