YAŞAMA KÜLTÜRÜ

YAŞAMA KÜLTÜRÜ

  • Mimarlar Odası’nın Antakya’da düzenlediği bir toplantıdaydık…Konumuz “Kültürel Çeşitlilik” idi…Benim “Tematik Sunuş”unu yaptığım ilk gün, tartışmalarla çok canlı, dopdolu geçti…


    Mimarlar Odası’nın Antakya’da düzenlediği bir toplantıdaydık…
    Konumuz “Kültürel Çeşitlilik” idi…
    Benim “Tematik Sunuş”unu yaptığım ilk gün, tartışmalarla çok canlı, dopdolu geçti…
    Akşam Hatay’ın yöresel yemekleriyle donatılmıştı sofra…
    Ardından da bir dinleti vardı: “Hatay Medeniyetler Korosu” sunacaktı bize bu dinletiyi…
    Apak giysileriyle, her yaştan otuz-kırk kişi, basamaklı olarak sıra sıra yerlerini aldılar.
    Genç bir adam oluşumunu anlattı koronun…
    Kapı kapı dolaşıp, bireyleri inandırarak, o oluşturmuş aslında bu koroyu… (Bunu sonradan öğrendik…)
    Müslüman, Hristıyan, Yahudi, Ermeni vb. kişilerden oluşuyordu topluluk…
    Bir imam vardı Müslümanların içinde… Hristiyanların içinde de bir papaz…
    Hepsi bir başka uğraşın kişileriydi… Kimi doktor, kimi bakkal, kimi mühendis, kimi şu kimi bu… İlahiden, kilise ezgilerinden halk türkülerine, bütün inanışlardan içimizi titreten sesler doldurdu oylumu……
    Öyle candan, öyle içten, öyle yürekten söylüyorlardı ki… Tüm dinleyiciler sıcacık titreşimlere uydular… Bütün dinleyenlerin gözlerinden yaşlar iniyordu…
    Ben… Ben hiç tutamadım kendimi…
    Kim bize neyi öğretecek?
    İşte biz buyuz…
    Birlikte var olmayı bilenler… Kendilerini başkalarının yerine koymayı bilenler…
    Kendimiz bile inanmaz olduk neredeyse…
    İnanın, görün, biz buyuz… İnanmayın başkalarına, kendini bilmezlere…
    Kim bizi bu duruma getirebilir ki, biz kendimizin ne olduğunu bilsek?
    Soframızdan, boğazımızdan lokmayı eksiltebilirler mi biz kendimizin, kültürümüzün değerini yeterince bilince?
    Geçmişimize baksak doğru dürüst, göreceğiz; başımızdan neler geçmiş. Ders almayı bileceğiz…
    Tutamıyordum kendimi gerçekten…
    Yaşlar boşanıyordu gözlerimden, imamın bütün göğsüyle bir Hristiyan ezgisini söyleyişini dinlerken… Papazın bir ilahiyi Yunus Emre sözleriyle seslendirmesini izlerken…
    Canım ülkem benim! Canım insanlarım!
    Bunlar hepimizin eteğimizdeki taşları döktüğümüz günler olsun!
    Yetsin çektiğimiz acılar!
    Aşacağız bu günleri…
    Ellerimiz buluşacaklar geleceğimiz için…
    Biz ne isek öyle kalıp, böyle korolar oluşturabileceğiz…
    “Medeniyetler Korosu”, insan sesinin, kültürümüzün en anlamlı birlikteliğini yaşattı bize o akşam…
    TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi yöneticilerine yüreğim dolu dolu sesleniyorum:
    Sağ olun, var olun!..
    CENGİZBEKTAŞ
    www.evrensel.net