Milli Piyango kuyruğudeğil yoksulluk kuyruğu

Milli Piyango kuyruğudeğil yoksulluk kuyruğu

“Ev mi alsak, araba mı? Yok yok borçları ödesek önce... Çocuklara iyi bir okul, eve eşya...” 30 milyonluk piyangoyu kazanabilmek için bilet kuyruğunda saatlerce bekleyen yüzlerce vatandaşın ihtiyaçları ortada. Her yıl derinleşen yoksulluğunu, krizin ağır faturasını omzuna almış kuyruğa girenlerin kimi umutsuz “çıkmaz bize” diyor. Kimi ise güzel hayallerin yarattığı bir anlık mutlulukla gülüyor: Ama ya çıkarsa!


İşsizlik arttı, muayene ücreti, ilaç katkı payı derken sağlık hizmeti paralı hale getirildi; otobüs biletleri can yakarken halk ulaşım ücretleri yüzünden sokağa çıkamaz hale geldi; işçiler ve memurlar sokaklarda: hükümet ise hak gasplarına devam ediyor. İşte 2009’un 2010’a devrettiği sorunlardan sadece bir kaçı...
Sorunlarını çözecek yöneticilerden ve devletten umudu kesen, gelen günün geçen günü arattığı zorlu bir yılı geride bırakan halk, yeni yılda daha iyi bir yaşam için “bir umut” diyerek, geleceğini Milli Piyango biletlerine bağlıyor.
Kriz dönemlerinde şans oyunlarına daha da yüklenen vatandaşlar, bu yıl da Milli Piyango gişelerini “ya çıkarsa” umuduyla doldurdu. Kimi ev, kimi iş, kimi borçlarını kapatacak kadar bir para istiyor. Bilet satan büfelerin ve satıcıların önünde uzayıp giden kuyruklarda genç yaşlı kadın erkek sayısız insan, kışın ayazında içlerini kendilerine çıkmalarını umdukları büyük ikramiyenin umuduyla ısıtıyor. Eminönü Meydanı’nda bulunan “ünlü” Nimet Abla gişesi önündeki ‘umut’ kuyrukları, aslında krizin ve yoksulluğumuzun da kuyrukları...
UMUT DÜNYASI
Nimet Abla gişesinin önünde o kadar yoğun bir kalabalık var ki şaşırıyoruz. Biz de bilet alacaktık halbuki, vazgeçiyoruz. Mardin’den gelip “150 milyon yol parası verdim bu bilet için” diyene inanmamıştık bir başkası “Ardahan’dan geldim” deyince inanmak zorunda kaldık. İki emekli amca kuyrukta bekliyor. Önlerinde en az 50 kişi var ama onlar yine de sıranın başında sayılırlar! “Çıkarsa çocuklara ev, eşe dosta, fakir fukaraya yardım ederiz” diyorlar. Bir diğeri ise araya girip bol keseden, “Çıkarsa dağıtacağım” diyor sonra da ekliyor: “Bunaldık. Çıkacak diye alıyoruz. Biraz da gönlümüzü böyle eyleyelim.”
Ali Öktem, “Ne yapalım kızım umut dünyası” diyor. Bir teyze “Ben inanmıyorum öyle şeylere. Haram para zaten çıksa ne olur ki” diyor, sonra da “Zaten çıkmaz da” demeyi de ihmal etmiyor.
Nimet Abla gişesinin önündeki kuyruğun gösterip, “Herkes ekmek parasına geliyor. Umut ediyor, biliyorsun umut dünyasında yaşıyoruz” diyen Abdi Yıldırım, çıkarsa çocuklarının borçlarını kapatmayı düşünüyor. “Benim evim yok. Bir ev alırım önce. Çocuklarımı da en iyi şekilde okuturum” diyen Meryem Bazu, çıkmazsa diğer yıla erteleyeceği hayallerini anlatıyor.
Elindeki çeyrek bileti gösteren Güllüşan Köse, “Çıkarsa çocuklarıma, kendime ev alacağım. Fakirlik, yoksulluk yüzünden bir umutla alıyoruz bu bileti” diyor.
Sadece yılbaşında bilet alan Hüseyin Altaş, “Borcumuz var. Çocuklarımıza daha iyi bir yaşasın istiyorum. Doğru düzgün evde eşyamız yok zaten emekli maaşı alıyorum neye yetecek ki maaş. 600-700 lira maaşla ne yapacaksınız hele de kirada yaşıyorsanız.” diye konuşuyor. Hayriye Karaman, bilet için neden kuyruk eziyeti çektiğini “İhtiyaç çok, evimiz yok, para lazım her şeye. Bizim aylığımız yok yıllığımız yok, bir beklentimiz var işte inşallah çıkar” sözleriyle anlatıyor.
“Neden bu kuyruklar uzuyor sürekli, yoksulluk mu artıyor” sorumuzu anlamsız buluyor: “Aynen öyle, ne sandın ya!”
(İstanbul/EVRENSEL)

ARDAHAN’DAN MARDİN’DEN BİLET ALMAYA GELDİK...
Osman Yıldız, Ardahan’dan İstanbul’a bilet almaya gelmiş. “Bir umut. Şansımızı deneyelim. Geçinemiyoruz. Hayvancılık ile uğraşıyoruz, çiftçilikle geçiniyoruz” diyen Yıldız, çıkarsa çocuklarını okutmak istiyor.
Şükrü Uşak da, ta Mardin’den kalıp İstanbul yoluna düşmüş. Hem de öyle “sıradan” bir Mardinli değil o koskoca muhtar! Mardin Şengöy Muhtarı Uşak, “Mardin’den buraya kadar 1600 kilometre geldim. 150 milyon yol parası verip, sırf bilet almaya geldim. Çıkmazsa canı sağ olsun. Çıkarsa ilk önce bu yetim çocuklara yarısını dağıtacağım. Benim ihtiyacım en fazla 15 milyardır. Ötekine ihtiyacım yok” diyor.

DEVLETTEN UMUT YOK BİLETTEN UMUT ARIYORLAR
30 senedir Milli Piyango satıcılığı yapan Metin Şahin, en son bileti kendine saklıyor. Şahin, Nimet Abla kuyuğunun her geçen sene daha da uzadığını ifade ediyor. Türkiye’nin her yerinden buraya bilet almaya gelenler olduğunu belirten Şahin, “Burası her sene böyle kalabalık. Kriz var. İnsanlar kendimi kurtarayım diye son paralarını buralara bir umut diye şans oyunlarına veriyorlar. Ne iş var ne güç var. Herkes ayakta. TEKEL işçisi ayakta, öbür işçiler ayakta, memurlar ayakta, herkes ayakta. Para yok o yüzden insanlar milli piyangoya geliyorlar. Devletten umut çıkmıyor, bari milli piyangodan çıksın istiyorlar” diye konuşuyor.
DEVLET GÖZÜNÜ VATANDAŞIN CEBİNE DİKMİŞ!
Dündar Yağatası: Bana bol para çıksa fakir fukarayı doyururum. Geçim zor şimdiki zamanda. Yoksulluk artmasa bile devlet öyle bir hale getirmiş ki millet düşmüş kumarın peşine. Devlet halkı sömürüyor, vatandaşın cebindeki parayı nasıl alırım diye her türlü yola başvuruyor. Bugün beş yaşındaki on yaşındaki çocuk gidip Sayısal Loto oynuyor. On yaşındaki çocuk gidip sayısal oynuyor. Düşününki ne kadar kumara düşkün bir ülke haline getirildik.
Sevim Kahraman / Elif Görgü
www.evrensel.net