30 Aralık 2009 05:00

UZUN MESAFE

TTB’nin Şair Dr. Behçet Aysan anısına bu yıl on beşincisini düzenlediği şiir ödülünün sahipleri belli oldu.

Paylaş

TTB’nin Şair Dr. Behçet Aysan anısına bu yıl on beşincisini düzenlediği şiir ödülünün sahipleri belli oldu. Erol Özyiğit’in “Huy Defteri” ve Selami Karabulut’un “Yarım Kalan” adlı eserleri ödüle değer bulundular.
Sivas yangınından bu yana koca bir on beş yıl geçmiş. TTB ve şairler unutmamışlar; ya bizler?
Örneğin dönemin başbakanı ve cumhurbaşkanının “vatandaş” vurgusunu unutacak mıyız? ‘Vatandaşla güvenlik güçlerini karşı karşıya getiremezdik’ diyen dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ve ‘çok şükür otel dışındaki vatandaşlara bir şey olmadı’ diyen dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i unutacak mıyız?
Ya devlet aygıtının değişmez ‘vatandaş’ algısını?
Ne zaman bir linç girişimi olsa haberlere linççiler ‘vatandaş’ olarak düşer. İstanbul’un göbeğinde elinde tabanca mermi sıkan da vatandaştır onlar için, Muş Bulanık’ta eline ruhsatlı kalaşnikof verilmiş sokağı tarayan katil de! Aynen Sivas katliamının fail ve izleyicilerini vatandaş kıvamında sundukları gibi! Siz bu güne kadar linç girişimine uğrayan veya katledilenler için resmi aygıttan ‘vatandaş’ vurgusu duydunuz mu hiç? Kendi adıma yanılmış olmayı isterim.
Bulanık’ta elde kalaşnikof katliama girişen güdülenmiş vatandaşın olası linçten korunma savı ile askeri helikopterle olay yerinden alınması olağan bir ülkede olması gereken bir tutum olarak algılanabilir elbet. Ama mevcut linç girişimlerine hele Sivas katliamına bakınca o bildik klişe çıkıyor karşımıza: “Nerede bu devlet?”
Hal böyle olunca bir anlamda şairin dediği gibi yarasını bekleyen kabuk kadar yorgunuz. Ve vatandaş yorgunu kılınmaktan yaralıyız.
—Sivas’ta yanarken vatandaş olamayanlarımız için yaralıyız
—Edirne’de imza standında linç edilirken vatandaş olamayanlarımız için kırgınız
—Biga’da, Bayramiç’te linç edilenlerle birlikte vatandaş yorgunuyuz
—13 Yaşında yaşı kadar kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kaymaz’a vatandaş denmediğinde yürek yorgunuyuz
Ve TEKEL işçileri; ve o bitmez yorgunluklar! Metal değil emek yorgunluğu! Yeni yılda vatandaş yorgunluğunun metal yorgunluğuna benzememesi dileği ile sağlıcakla kalın. Ve bir de şiir okuyun. Misal, Erol Özyiğit’ten “Huy Defteri” ve Selami Karabulut’tan “Tarım Kalan”.

HUY DEFTERİ
Yalnızlığını taşıyan ulak kavmindenim
Dağların uçurumundan ördüm yalnızlığımı
Dünyaya bu ilk gelişim
Yarasını bekleyen kabuk kadar yorgunum
Uzağa atılan bir taşın âhını gördüm
Rüzgâra merdiven dayayıp tanrıdan medetine şahidim
Sesimi kuyulara saklayan taşlara dedim ki:
Sükûtu bijar’ın evinde öğrenmeye geldim.
Ağaçların uğultusuna uyanırken gönderildim
Arkamdan su dökenim olmadı hiç
Cep aynasının buğusuyla dokunduğum
Dünya, sana bu ilk gelişim
Yarasını bekleyen kabuk kadar yorgunum
Uykuyu bijarın evinde öğrenmeye geldim


Bu da ilaç açılımı
Sayın başbakan ve hükümeti açıldıkça açılıyor. Kah demokrasi kahramanlığına, kah Alevilere, kah Kürtlere!..
Misal eski Maliye Bakanı’nın oğlu pastörize yumurtaya ve mısıra açılmıştı. Kimisi de denizlere açılmaya devam ediyor hâlâ. Ama konumuz tam olarak bu değil.
En son ilaca da açıldı hükümet. Bu kez iş biraz daha zorlu. Misal Doğan medya televizyonları markette ilaç satışını “ilaçta devrim” olarak haberleştirdi. Yine hatırlarsanız SSK sağlık kurumlarının Sağlık Bakanlığı’na devri aşamasında aynı yayın kuruluşları kısmen açılımcı hükümete yüklenmiş ama SSK eczanelerinin kapatılmasını savunmuşlardı. Bu kez yalnız değilsiniz mi demek istiyorlar yoksa, ne dersiniz? Kime mi? Cüneyt Zapsu ve Ethem Sancak’a olmasın?
Evet, Sayın Başbakan ilaçları marketlerde sattıracaklarını beyan ediyor. Hatırlarsanız bu köşeden sizlerle kimi zaman ilaç konusunda da paylaşımlarım olmuş ve TTB ile SES sendikasının öngörülerini paylaşmıştım. İşin özü sağlığın piyasalaştırılması ve büyük sermaye gruplarına uyumlu bir hale getirilmesi diyebiliriz.
Söz eczanelerden açılmışken onlardan gelen bir maili sizlerle paylaşmamak olmaz:
“·Sizlerden “Sosyal Devlet” ilkesine aykırı bir biçimde ve sürekli artan muayene ücretleri alınıyor, farkında mısınız?
*İlaç fiyatları düşüyor ama vatandaşa yansımıyor.Muayene ücretlerinin ve ilaç fiyat farklarının yükselmesi nedeniyle eczanelerde ödediğiniz para artıyor, farkında mısınız?
*SGK’nın reçete onay sistemi sürekli arızalı olduğundan ilaç almak için beklemek zorunda kalıyorsunuz, farkında mısınız?
*Hiçbir bilimselliği olmayan, hastalıkları tedavi etmekten uzak ‘benzer’ ilaç listeleri yayınlanıyor, uygulamaya konuyor farkında mısınız?
*Binlerce eczane batacak dendiğinde, “Güçsüzler batsın güçlülerle yola devam edin” diyor umursamıyorlar, farkında mısınız?
*Türkiye’nin dört bir yanında her siyasi görüşten binlerce eczacı, meslek ve ekmek dertleri için ‘Artık Yeter!’ diyor ama sorun çözmek yerine sadece sağlık alanında büyük bir kaosa zemin hazırlanıyor, farkında mısınız?
*16 Ocak’ta ilaçlarınızı para karşılığı almak zorunda olduğunuzun farkında mısınız?”
DR.ZEKİ GÜL
ÖNCEKİ HABER

Star kareli bloknotu ‘antetli kağıt’ yaptı!

SONRAKİ HABER

Melih Gökçek'ten zırhlı cip savunması: Valilik kararıyla araç tahsis edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa