30 Aralık 2009 00:00

UFUK

‘Öcalan Meclis’te grup kuruyor.’

Paylaş

‘Öcalan Meclis’te grup kuruyor.’ Bu başlık, Türkiye medyasında uzun yıllar çeşitli yöneticilik kademelerinde de bulunmuş olan Fatih Çekirge’ye ait. Çekirge, DTP Eş Başkanı Ahmet Türk’ün, istifadan vazgeçtiklerini açıkladığı basın toplantısındaki “Sayın Öcalan da parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve mücadelenin devam etmesini istediğini bize ilettiler” sözlerini, Hürriyet gazetesindeki köşesinin girişine almış ve bu açıklamayı savcıların gözüne sokarcasına hedefe koymuştu. Çekirge, 19 Aralık 2009 günü yazdığı bu yazının dışında, devletin, onun istihbarat örgütlerinin hedefinde olduğu birçok başka konuda da benzer biçimde ‘işaret’ eden gazetecilik örnekleri sergilemişti. Onun yazılarını geriye doğru tarayan herkes, bunun örneklerini görebilir.
Ama aynı Çekirge, Özel Kuvvetler Komutanlığı karargahındaki kozmik kasada sivil hakim tarafından yapılan arama karşısında önceki gün bir televizyon kanalında “Ben şahsen devletin çıkarları açısından, o kasada yer alan devlet sırrı niteliğindeki bilgileri bilmek istemem” dedi. Devletin yargı organlarının kapattığı, generallerinin o Meclis’e girdi diye Meclis’e gelmediği ve Başbakan’ın da “PKK’ye terör örgütü de” baskısı altında tuttuğu DTP’ye gelince son derece rahat biçimde kalem oynatan ve Ahmet Türk’ün o açıklamasındaki başka pek çok şeyi atlayarak sadece Öcalanlı bölüme odaklanan ve ona dikkat çeken Çekirge, sıra kozmik kasaya gelince adeta cin görmüş gibi çarpılıyor. Adeta ödü kopuyor. DTP’ye gelince savcılara adeta ‘Bakın Ahmet Türk’ün dediğini duydunuz, artık gereğini yaparsınız’ diye işaret gönderen Çekirge, sıra kozmik kasaya gelince süt dökmüş kedi gibi oluyor.
İnsanın sorası geliyor: Hadi diğerlerini geçtik, seninle aynı grubun gazetelerinde genel yayın yönetmenliği yapmış olan Çetin Emeç’in, Abdi İpekçi’nin katillerinin kimler olduğunu da mı merak etmiyorsun? Bu kozmik kasada bu Emeç ve İpekçi cinayetleri de dahil olmak üzere, daha pek çok faili meçhul cinayetin izinin saklı olmadığını nereden biliyorsun?
Oysa şu ana kadar çeşitli tarihlerde bizzat Özel Harp Dairesi’nin yöneticileri tarafından dile getirilmiş pek çok şey de, Çekirge’nin merak etmediği bu soruların yanıtlarını merak etmemizi zorunlu kılıyor.
Örneğin Gazeteci Fatih Güllapoğlu’nun ‘Tanksız Topsuz Harekat’ adlı kitabında, Özel Harp Dairesi’nde başkan yardımcısı olarak görev yapmış olan Org. Sabri Yirmibeşoğlu ile yaptığı konuşmaya dair şöyle bir bölüm yer alıyor: “Yirmibeşoğlu: 6-7 Eylül olaylarını ele alırsak... Güllapoğlu: Pardon Paşam, pek anlayamadım. 6-7 Eylül olayları mı? SY: Tabii... 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden de soğuk terler boşandı.) Sorarım size? Bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?”
Yine Özel Harp Dairesi başkanlığı görevinde bulunmuş olan Kemal Yamak da şunları söylemişti: “Birçok kimseyi ayağa kaldıracağını biliyorum ama bu noktada yazmak istiyorum. Sayın Ecevit’in inandırıcılığına dayanarak alevlenen ve Sayın Ecevit’in zaman zaman medyanın ilgisi için bizzat öne çıkarak söyledikleriyle devam eden bu iftira kampanyası sürdürülürken, bu teşkilatın içinde o zaman kendi partisinden ne kadar personel, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birbirini hiç tanımayan kaç milletvekili bulunduğunu ve bunun sadece kendi partisine ait bir durum olmadığını, birisi söyleyiverseydi ne olurdu?”
Şimdi gerçeği ortaya çıkarmakla sorumlu olan ve görevi de zaten meslek alanı açısından bundan ibaret olan bir gazeteci, tüm bunları bilmek istemez mi?
Sormaya devam edelim: Üyelerinin kod adlarıyla anıldığı esrarengiz bir yapılanma modeliyle çalışan Özel Harp Dairesi’nin, Başbakan’la Milli Savunma bakanını da devre dışı bırakıp sadece Genelkurmay başkanıyla ikinci başkanının bilgisi dahilinde yaptığı çalışmaların konusu neydi? Bu çerçevede şimdiye kadar neler yapıldı? Eğer bu Özel Harpçiler hiçbir olaya karışmamış ise tümüyle kontrol dışı çalışan bir mekanizmada çok özel bir himaye ve sicil sisteminin varlığı neyle açıklanacak?
Ve Fatih Çekirge gibi gazeteciler, acaba kendileriyle ilgili birtakım istihbari bilgilerin açığa çıkmasından endişe ediyor da onun için mi bu gündemin bir an önce kapanmasını istiyor?
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

UMUT VE MUCADELE YILI OLSUN

SONRAKİ HABER

Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları görevden alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa