HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Kafalar karıştı. Ülkeyi düşmandan korumakla görevli asker hedefte. Suçlama ciddi.


    Kafalar karıştı. Ülkeyi düşmandan korumakla görevli asker hedefte. Suçlama ciddi. Sürekli “Zoraki ve gerçeğe benzemeyen tebessüm çehreli” ifadeyle dolaşan devletlinin evinin önünde dolaşan iki askeri, yine aynı devletin polisi yakalıyor.
    Polis, savcı, hakim derken iş “kozmik odanın” kapısına dayanıyor. İşi kozmik odanın kapısına getirenlerin “Eğer doğruysa bu işi birkaç işgüzar değil, emir komuta zinciri içindeki tüm birimler düzenlemiştir” diye düşünmesi, ya da en azından bu şüpheyi taşıması gerekmiyor mu?
    Yoksa kozmik odada ne işleri var.
    Gidiş hayra alamet değil.
    Sorular muhtelif.
    Kozmik oda dünyada mı, uzayda mı?
    Odadakiler uzaylı mı?
    Oda dünyada ise adı neden kozmik?
    Kozmik odanın aranması hukukun zaferi mi?
    Askeri yakalayan polis, TEKEL işçisinin gözüne biber gazı sıkan polis değil mi?
    Odayı arayan hakim herkesin dinlenmesine karar verdi mi?
    “Her şeyi bilen adam” olmak nasıl bir duygu?
    Kozmik odadaki belgeler devlet sırrı ise devlet sırrını yakında herkes bilecek mi?
    Sırrı bilen herkes devlet mi?
    Kozmik odanın aranmasına asker neden izin verdi?
    Ülke savunmasında askere mi, polise mi güveneceğiz?
    Halkın sokaklarda birbirine girmesinin provaları gemi azıya almışken devletli eliyle provokasyon neden sürüyor?
    Açılım diye ortaya çıkanlar, barışı, elleri plastik telle kelepçelenmiş seçilmişlerle mi gerçekleştirmeyi düşünüyor?
    Maden ocaklarında, metrelerce derinlerde işçiler ölüme gönderilirken sesi çıkmayanlar, tırışkadan suikast senaryolarıyla neden havalara zıplıyor?
    Asgari ücret 31 lira artıp 577 lira olurken, “Tüyü bitmemiş yetim hakkı” diye hoplayanlar, hayali füzeleri savarlar almak için milyarlarca dolar harcanırken “al takke” oldukları askerleri şimdi neden takip ediyorlar?
    Polis içinde polis, asker içinde asker mi var?
    Yoksa herkes birbirinin içinde mi?
    Yoksa herkes birbirinin dışında da, biz mi bu işlerin içindeyiz?
    Piyango bileti alma kuyruğundakilerin amacı zengin olmak değil mi?
    Bu gece Taksim’de ayakkabı boyacısı, simit, kağıt mendil satıcısı, tinerci kılığındaki gizli(?) polisler turist kızı sıkıştıran sapkını görünce ne yapacak?
    Yeni yıla Ankara’da direnen işçilerle birlikte girmeyi tercih edenler, simitçi kılıklılarca Taksim’deki muameleye mi maruz kalacak?
    Yanlış adamdan simit almak istemenin bedeli ne olacak?
    Yanlış adamlar simitleri kaça satacak?
    Hayatında simit görmemiş turist kız simitçiyi İngilizce nasıl çağıracak?
    Kozmik odanın önünde de simit satışı olacak mı?
    Girdiğimiz yeni yıl miladi mi, hicri mi olacak?
    Eğer girersek çıkabilecek miyiz?
    Çıkamazsak hep içinde mi kalacağız?
    İçeride başka kimler kalacak?
    2010’a girdiğimizi başka kim bilecek?
    ARİF NACAROĞLU
    www.evrensel.net