31 Aralık 2009 05:00

ÖZGÜRLÜKLER

“İnsan haklarını savunma hakkı” diye bir hak var, biliniyor. 9 Aralık 1998 tarihinde Birleşmiş Milletler...

Paylaş

“İnsan haklarını savunma hakkı” diye bir hak var, biliniyor. 9 Aralık 1998 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul ve ilan edilen, kısaca İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi diye bilinen bildirgenin 1. maddesi, hakları savunma hakkının herkesin hakkı olduğunu vurguluyor.
Bu bildirge uyarınca devletler, insan hakları savunucularını koruyacaklar, çalışmalarına kolaylık gösterecekler ve onlarla iletişim halinde olacaklar.
Neden böyle?
Çünkü bu kişiler (özel ve tüzel kişiler), başkalarının hakları ve özgürlükleri için çalışıyorlar. Hayatlarını, özgürlüklerini bu hak ve özgürlüklerin tanınması, tanıtılması, yaşama geçirilmesi için riske ediyorlar. Dar anlamda menfaat-çıkar savunuculuğu yapmıyorlar, değer savunuculuğu yapıyorlar. İnsan hakları ve özgürlüklerinin her birinin birer değeri ifade ettiği tartışmasızdır.
İnsan hakları savunucusu, bireysel olarak ya da başkalarıyla birlikte hakların ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi için çalışan kişilere verilen bir ad. Bir niteleme.
Demek ki, haklar ve özgürlükler, a) hukuk düzeni tarafından olduğu gibi, hak savunucuları tarafından ya da daha genel bir tanımlama ile b) demokratik kamuoyunun koruması altındadır.
Hukuk düzeninin koruması açısından şöyle özet hatırlamalarda bulunabiliriz. Söz gelimi Avrupa Konseyi Statüsü’nün(1949) 3. maddesinde, statüyü imzalayan ülkeler (Türkiye bu statünün tarafıdır) herkesin insan haklarından ve temel özgürlüklerden yararlanmasını hukukun üstünlüğü ilkesiyle garanti ettiklerini açıklarlar. Konsey Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (1950) hazırlamış, kabul ve ilan etmiştir. Sözleşmenin 1. maddesiyle sözleşmenin tarafı ülkeler (Türkiye 1954 yılından beri sözleşmenin tarafıdır) kaza yetkisi altındaki herkese sözleşmede yar alan hakları ve özgürlükleri tanıdıklarını garanti ederler.
Ve nihayet bu fasılda söyleyeceğimiz şey, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hukukun üstünlüğü ilkesiyle ilgili açıklamasıdır. Silver ve Diğerleri- İngiltere davasında (1983), hukukun üstünlüğü ilkesinin temel bir ilke olduğu vurgulandıktan sonra, bu ilkenin bireyin haklarına kamu makamlarının müdahalesinin etkili hukuksal denetime tabi tutulması anlamına geldiği anlatılmaktadır.
Hukukun üstünlüğü ilkesini yaşama geçirecek olan yargıdır. Bu yolla insan hakları yargısal koruma altına alınmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. maddesinde işte bu kamu makamları nitelemesiyle bağlantılı düzenleme var. İnsan hakları hukuku devlet- birey ilişkisini temel ilgi alanında tutar. 13. madde işte bunu düzenliyor. Hakları ve özgürlükleri ihlal eden devletin memuru bile olsa(yani kamu makamları, kamu otoriteleri de olsa) devletler, hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca etkili hukuk garantisi (etkili başvuru hakkı) verirler.
Türkiye’de hak savunucularına genel olarak devletin, özel olarak yargının yaklaşımının uzun öyküleri var. Toplam 1000’nin üzerinde soruşturma ve dava. Gözaltılar, tutuklamalar, sürgünler. Kaçırılıp öldürülmeler, cinayetler. Medya aracılığı ile hedef göstermeler, yalan haberler, andıçlar, kapatmalar, kapatma davaları ve teröristlik, bölücülük suçlamaları. Yeryüzünde ne kadar otoriter/diktatoryal sistem varsa hepsinde ortak özellikler ne ise Türkiye’de öyle muamele gördü insan hakları savunucuları.
Yargının bu imtihandan başarıyla çıktığını söyleyemeyiz. Yargı insan hakları savunucularına hep soğuk baktı. İnsan haklarına ve özgürlüklerine bakışının iz düşümüydü bu bakış.
Son iki yılda İHD eski Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın’a insan hakları faaliyeti sırasındaki eylemleri nedeniyle hapis cezası verildi. 2008 yılında hapse girdi, çıktı. 2009 yılı baskıların yoğunlaştığı bir yıl oldu. Ankara’da İHD yöneticisi avukat Filiz Kalaycı ve dört insan hakları savunucusu avukat gözaltına alındı. Kalaycı aylardır hala tutuklu. İHD eski yöneticisi Yüksel Mutlu, KESK operasyonu nedeniyle 6 ay tutuklu kaldı. Daha yeni hapisten çıktı. Adana Şube Başkanı, Ethem Açıkalın bir yargısız infazı protesto ettiği için hapisle cezalandırıldı. Başka devam eden davaları da var.
Ve İHD Diyarbakır Şube başkanı, avukat Muharrem Erbey…
Muharrem ayında gözaltına alındı, klasik suçlamalara maruz kaldı. Şimdi Diyarbakır’da tutuklu. Başkalarının hakları ve özgürlükleri için çalışırken cezalandırıldılar. Vicdan böyle bir şeydir. Özgürlük böyle bir şey. Başkasının acısını acı bilmek. Dindirmek için çalışmak. Özgürlük de, vicdan da, adalet de böyle bir şeydir:
Hiç bir yasa korumasa bile insanlık vicdanının koruması altında olmak…
Hak savunucuları insanlık vicdanının koruması altındadır.



HÜSNÜ ÖNDÜL
ÖNCEKİ HABER

YENİKENT’TE SAĞLIK PANELİ

SONRAKİ HABER

Ege Üniversitesinde iş kazaları alarm veriyor: 1 yılda 39 iş kazası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa